31 Ağustos 2009 Pazartesi

Ali Kırca VS Şirin Baba



Az önce Televizyonda ak sakallı bir amca gördüm :) Tam zaplarken ekrandakinin Ali Kırca olduğunu fark edip hemen kumandayı elimden bıraktım ama kendime gelmem bir kaç dakikayı buldu :)

Sevgili Ali Kırca yeni sezona şirin baba olarak başlamış, bir kırmızı şapkası eksik.Kışın boynundan çıkarmadığı kırmızı atkısının yanında ona birde kırmızı şapka hediye edersek tam olacak :)

Yarın Show Tv ana habere bir göz atın derim. Kim bilir, iyi bir çocuk olursanız belki şirinleri bile görebilirsiniz :)

Zara Young Fall 2009

Zara Sonbahar Kış Kadın koleksiyonunu pek çok yerde görmüş olmalısınız.Birde genç koleksiyonuna göz atın bakalım. Military ceketlere DİKKAT! :)









30 Ağustos 2009 Pazar

"Hadise" Gel Beraber Dövme Yaptıralım!


Dövme yaptırmak uzun ve düşünceli bir süreç . Vücudunuzda ömür boyu taşıyacağınız bir sembolün elbette sadece size özel ve sizi anlatan bir şey olmasını istiyorsunuz. Benim çok sevdiğim 3 tane dövmem var.Özellikle bir tanesini çok aradım tamamen beni anlatan bir yazı olmasını istedim özgür olmak benim için çok önemli olduğu için ve her zaman kendi ayaklarımın üzerinde durabilecek bir kız olduğuma inandığım için Kendi kanatlarımla uçuyorum yazısını seçtim. Biraz daha gizemli olmasını istediğim için de latincesini yani Alis Volat Propriis yazısını yazdırmaya karar verdim.

Dövmemde bende çok mutluyduk taki sevgili Eurovision fatihimiz??? Hadise ben gideyim Mia'nın dövmesini enseme yazdırayım sonrada bütün röportajlarımda dövmem hakkında konuşayım Herkeste Mia'nın dövmesini görünce aaa Hadisenin dövmesinden desin demiş. Tabiki kasıtlı bir durum yok hadiseyle birbirimizi tanımayız etmeyiz :D Neyse dedim en azından dövme ensesinde unutulur yakında banada aa hadise'denmi gördün? demezler. Ama geçen gün gördüm ki bu hanım kız koluna roma rakamıyla bir tarih yazdırmış. Benimde omzumda roma rakamıyla bir tarih yazmakta. Hadise'cim o kadar dövme içinden gidip benim yaptırdıklarımı nereden buldun Çok merak ediyorum hayır o değil hiç te sevmem seni. Bu kış bir dövme daha yaptıracağım istersen gel beraber gidelim bu sefer.Bu arada Eurovision'da çok kötüydün içimde kalmıştı onu da söyleyeyim. :D

İçimi döküp rahatladığıma göre son olarak Hadise'nin çirkin dövmesinden sonra biricik kendi dövmemi de paylaşayım :) İyi pazarlaarr :)

28 Ağustos 2009 Cuma

That's So Cliché Honey



Erkekler Ne söyler Kadınlar Ne Anlar filmini izlediğimden beri bu konu üzerine bir şeyler yazmak istiyordum . Empati kurmak gibi bir derdim yok direk kızların tarafından yazacağım bu kez.Efendim ; Aşk tuhaf bir duygu. Başında kelebekler uçarken, inanılmaz aşıkken o kelebeklerin hepsinin ölüp, pat die saçına başına düşmesi, önce şaşırıp sonrasında "Ama nasıl olur aşıktım ben noluyor nerede kelebeklerim?!" diye ağlamak diye tanımlayacağım ben aşkı. Benim değineceğim konu ise terkeden tarafın yalandan nezaketi :)

*Seni çok seviyorum ama zamana ihtiyacım var.

*Seni seviyorum ama bağlanmaya hazır değilim.

*Seni seviyorum büyük ihtimalle hayatımın hatasını yapıyorum şu an ama bu hatayı yapmak beni olgunlaştıracaksa yapmalıyım.

*Seni seviyorum sen çok mükemmelsin öyle mükemmelsin ki benim gibi bir adamla değil senin gibi mükemmel biriyle olmalısın. (Offf bu en korkunç olanı bence)

*Seni seviyorum ve benden sonra hayatında olacak adamı çok kıskanıyorum.

*Seni seviyorum inan sorun sende değil sorun tamamen bende :D

*Seni seviyorum ama ben seçilmiş kişiyim dünyayı kurtarmam lazım seni tehlikeye atmayı göze alamam diye uzaaar gider :)

Bu tamamen show amaçlı nezaket gösterisinden sonra, kız kafası allak bullak bir şekilde eve gider. "Evet aslında beni seviyor sadece kafası karışmış, ahh canım yazık aslında dünyanın en iyi adamı o???." Şeklinde bir süre gezer. Arkadaşlarına anlatır. Onlar da her hareketine bir anlam uydururlar çünkü onlar iyi arkadaşlardır diyemezler ki ; Hayır bu çocuk seni sevmiyor diye. Sonra zaman geçer kelebeklerin öldüğünü ve dışarıda kozadan yeni çıkan bir sürü yeni kelebek olduğunu fark etmeye başlar kız. Ne zaman yeni kelebekler başında uçmaya başlar işte o zaman o gerçek yüzüne çarpar. Bütün o kelime oyunları yalandan bir nezaket gösterisinden başka bir şey değildir :)

Yazıya birazcık kaba ama bütün kızların duygularını çok güzel ifade edecek bir kaç şirin kelimeyle son veriyorum. Yemezler diyorum sevgili okur artık YE-MEZ-LER :)


-Seni seviyorum Edward Vampirin olmak istiyorum sonsuza kadar:
-Bellam bende seni seviyorum ama bağlanmaktan korkuyorum sonsuzluğu falan karıştırmasan güzeldi böyle.!!!

Soysuzlar Çetesi / Inglourious Basterds



Dün birer Tarantino hayranı olarak arkadaşım Kerem'le "Heyoo Soysuzlar Çetesini izleyeceğiz":) diyerek sinemanın yolunu tuttuk. Normalde filmlerde kandan şiddetten hiç hazzetmeyen ben Tarantino'nun filmlerinde garip bir şekilde bundan zevk alıyorum.Filmde kan gövdeyi götürüyor ama araya öyle şahane müzikler öyle ince espriler giriyor ki filmdeki o şiddet tuhaf bir şekilde sanata dönüyor.Soysuzlar Çetesi'de Tarantino'nun başyapıtlarından biri.

Film 2. Dünya savaşı sırasında nazi işgali altındaki Fransayı anlatıyor. Aslında filme kısaca yahudilerin almanlardan intikam alma fantezisi diyebiliriz.Filmde çok sevdiği ailesinin, Nazi Albay Hans Landa'nın (Christoph Waltz) tarafından katledilmesine tanıklık eden Shosanna Dreyfus (Melanie Laurent) adlı kadın, katliamdan kıl payı kurtularak Paris'e kaçıyor.Aynı günlerde Avrupa'nın başka bir köşesinde Teğmen Aldo Raine (Brad Pitt), Yahudi askerler tarafından kurulan bir grubu düşmana karşı misilleme yapma amacıyla organize ediyor.Shasoanna'nın kendi intikamını alma planlarını yaptığı bir sinema salonunun çatısı altında hepsinin kaderleri kesişiyor. Gerisi Tarantino'nun harika diyalogları, çekimleri ve müzikleri ile tam anlamıyla bir şölen.

*Gelelim oyunculara: Nazi Albayı Hans Landaya bayılacaksınız.Karakterin tarifi imkansız kötü, komik, manyak:) Özellikle italyanca konuştukları bir sahne var ki dakikalarca güldüm :)

*Brad Pitt her zamanki gibi muhteşem bunu sadece yakışıklılığı için söylemiyorum filmdeki aksanı çok eğlenceli.

*Filmdeki Mélanie Laurent'e bayıldım, kıyafetlerine ayrı bayıldım :)

Biraz daha yazarsam tüm filmi anlatacağım :) Mutlaka izleyin diyorum.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Araba Kullanma Sorunsalı

Bazen kendime olan güvenim tavan yapıyor. Ne görsem ne var canım ben de yaparım bunu diyerek her şeyi becerebileceğimi düşünüyorum. Aslında öyle. Bir şeyin peşinden koşarsanız hiçbir şey imkansız değil bu hayatta. Yada öyle sanıyordum diyelim. Sorun şu ki ben araba kullanamıyorum!!! Debriyaj, gaz, fren, vites, sinyal derken arabada cinnet geçiriyorum.Vites değiştireceğim diye debriyaja basıyorum o arada vitesi atamıyorum onunla uğraşırken ayağım gaz pedalında almış başını gitmiş off çok zor çok:(

Oturduğum sitede pratik yapmaya çalışıyorum zaman buldukça. Çocukların eğlencesi oldum iyice "Aaa Mia araba kullanıyor haydi bakalım eğlenelim biraz" diye doluşuyorlar arka koltuğa hep beraber hoplaya zıplaya( bu hoplayıp zıplamak neşeden değil tamamen debriyaj gaz sorunu yüzünden) gidiyoruz.En son yokuştan arabayı kaldırmam 20 dakikamı aldı.Kısacası bu araba kullanma konusu ömrümden 10 yıl götürdü.Bu arada bu kadar kötü kullanmama rağmen ehliyetimi geçen sene aldım.Ama merak etmeyin adam gibi kullanmayı öğrenene kadar trafiğe falan çıkmayı düşünmüyorum :)

Sanırım otomatik vites arabalar manuellere göre birazcık daha pahalı. O zaman şöyle bir şey olsun bu arabalar kadın sürücüler için daha ucuz olsun herkes mutlu olsun:) Yetkililer duyun sesimi :)


"Hödö Hödö Yapma Arkadaşım Bana"

Cassie Ne Oldu Sana!


Cassie'yi hatırlarmısınız? Dünya güzeli, koca dudaklı, melez bir kızımızdı kendisi . Bu kızımız güzelliğinden çok sıkılmış olacak ki kendini aşağıda gördüğünüz hale getirmiş!!! Bu Punk Princess halleri hep Rihanna'nın başının altından çıktı zaten.Biri Cassie'ye Punk olmanın saçlarını kazıtmak olmadığını söylesin lütfen!

23 Ağustos 2009 Pazar

Wishlist...

Beardy Bana bir wishlist yollamış isteklerimle ilgili. Hmm bakalım, bakalım :) öncee iyi bir kısmet ! diye başlamayacağım tabiki :P



1. Dior Lip Maximizer:Bir arkadaşım çok övdü bu parlatıcıyı dudaklarınızı şişirip sizi Angelina Jolie yapıyormuş! Tamam Angelina'yı ben uydurdum şu an ama piyasadaki lip plumpların en iyisiymiş :)

2.Topshop scarf: Kışın kullanmayı en çok sevdiğim aksesuarların başında gelir kendisi. Bunuda yeni sezonda gördüm , aşık oldum.

3.Double Finger Ring: Bu yüzüğü The Hills'i izlerken Lauren Conrad'ın parmağında gördüm. Burada aradım aradım bulamadım.Daha sonra Ebay'de rastladım ama 65 dolar+shipping vermeye kıyamadım.

4.LG cookie: Kendimi bildim bileli Nokia kullanıyorum. Markanın en sadık müşterisiyim denebilir :) Ama bu LG Cookie'yi alıp nokia bağımlılığımı kırmak istiyorum artık.

5. İsteğim ise, hayal ettğim bir şey olmalıymış. Bu sene Amerika'ya taşınma planım var. Önümüzdeki 3 ay içinde vizede yada başka birşeyde sorun çıkmamasını diliyorum hatta en büyük dileğim bu diğerleri olmasada olur :P

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Coca Cola Ramazan Reklamları

Ramazanın gelmesiyle birlikte Markalar Ramazana özel stratejilerini ortaya koymaya başladı .Coca Cola "Küresel düşün ,yerel hareket et" stretejisiyle bu işin hakkını verenlerden.Bu seneki reklamlarında dünya güzeli bir bebeğin ramazanla ilgili yorumları yer almış.Anne çeşit çeşit yemekler yapıyor, abi koşa koşa poşetleri taşıyor , Herkes anlayışlı ,süper neşeli. Ramazandaki aile ,paylaşım ,yardımlaşma kavramları çok güzel öne çıkarılmış.Bayıldım :)

PS: Coca Cola'yı Kapitalizmin ve Amerikan Emperyalizminin simgesi gibi gören pek çok insan var ama işin bu kısmına hiç girmiyorum çünkü pazarlama herşeyi heryerde satabilmek demek.Coca Cola'da bunu güzel başarıyor.

Coca-Cola Ramadan 2009 from Firat Yıldız on Vimeo.

21 Ağustos 2009 Cuma

Bir Tek Dileğim Var

Sonbahar gelsin ,bir mucize olsun ,ben bu Alexander Mcqueen çanta ve eldivene sahip olayım. Hatta bu eldivenlerle motor kullanayım evet evet kesin olsun bu :)


Gap 1969 Premium Denim



Bir Boyfriend akımıdır gidiyor. Gap'te bu modaya uymuş ,çokta iyi etmiş.:)"Eee nereden bulacağız bu jeanleri?" derseniz 24 ağustostan itibaren Gap mağazalarında bulabilirsiniz.





20 Ağustos 2009 Perşembe

Evlen benimle Jesse, olmadı dünya ahiret dayımsın :)



9O ların ünlü dizisi Full House'ı izlemeyen var mı ?Çok tatlı bir aile dizisiydi.Şimdiki İt-girl ler Mary Kate ve Ashley Olsen'da neredeyse bu dizide doğmuş ,büyümüş ,meşhur olmuşlardı. Ben bütün çocukluğumu oradaki Jesse dayı gibi bir adamla evleneceğimi düşünerek geçirdim :) Bugün John Stamos'un resmini görünce aşkımın hiç bitmeyeceğini anladım.Bu sempatik adamı izlemek isterseniz şimdilerde Jake in Prosses ve E.R da arz ı endam etmekte. Kaçırmayın! :)

Yeni Trend: Jeggingler



Bu Ayki ELLE dergisini karıştırırken bu sonbahar en çok giyeceğim parçaya rastladım :) Jeggingler.Jegging, bildiğimiz taytın jean versiyonu. İsmi Legging ve Jeanin karışımından geliyor. Skinny jean giyiyorum ama dizleri pot yapıyor yada tam olarak üzerime oturmuyor diyenlerdenseniz, bu ürün tam size göre.İlk resim American Apparel'ait.Diğer modelleri Topshop'ta bulabilirsiniz.

Necla: Haydi Kızım Elleri Göreyim :)

Eylül ayı televizyon kanallarının yeni yayın dönemi için tanıtım çalışmalarına başladıkları dönem.Çoğu başarılı, eğlenceli.Ancak dikkatimi çeken nokta acıklı dizilerde, sürekli hüngür şakır ağlayan karakterlerin yada derin devlet dizilerindeki sert adamların, yeni yayın dönemimiz geldi haydi bakalım hop, hop şeklinde oynamaları :)Yine de Kanal D'nin tanıtım filmi çok eğlenceli olmuş.Filmi Murat Küçük yönetmiş, reklam fikri ise Rafineri ajansa ait.izlemek isterseniz buyrun bakalım...

18 Ağustos 2009 Salı

Marc Jacobs vs Holland Shoes



Aradaki 5 farkı bulun:)



Sevgili Marc Jacobs iyisin, hoşsun ,yeteneklisin ,yakışıklısın ama cidden bunlar ne böyle! 2009 fall/winter sevmedim, sevemedim :(

Mim Nedir? Kime Denir? Yenir mi ?

Tatlı BeettleJuice beni mimlemiş :) blog dünyasına yeni girdiğim için mim'in ne olduğunu bile bilmediğim için hemen küçük çaplı bir araştırma yapıp öğrendim iyi birşeymiş:) Birileri beni okuyormuş mutlu oldum :) Konu vazgeçemediğiniz 5 şey sıralayalım bakalım :)

1.Su: BeettleJuice gbi benimde vazgeçemediklerim aeasında hatta en başta su var. Günde 4 litre içiyorumdur sanırım. Yaşasın su içmek :)

2.Beyoğlu: İstanbul'a aşığım ve Beyoğlu İstanbul'un büyüsünü yansıtan en güzel yer.Kalabalığını, Sadeliğini ,abartısını ,özgürlüğünü her ayrıntısını seviyorum. Moralim bozuksa istiklalden Tünel'e doğru yürüyorum hemen geçiyor.



3.Seyahat etmek: Küçüklüğümden beri en büyük hayalim dünyayı gezmek.Yeni yerler görüp insanlarını tanımak için içimde durduramadığım bir enerji var :)Sadece başka ülkeler değil Türkiyenin de her köşesini görmek istiyorum.Farklı kültürleri tanımak en büyük tutkularımdan biri.

4.Mizah dergileri: Okumayı öğrenmem dayımın mizah dergileri sayesinde oldu o zamanlar gırgır ve limon vardı:) 7 yaşında bütün dergileri bir yere yığıp saatlerce onlara bakardım :) En büyük keyfim Okula giderken Vapur'da "Uykusuz" okumaktı. bunun dışında Penguen'i takip ediyorum.Favori çizerlerim ise Ersin Karabulut ve Yiğit Özgür.

5.Çantalarım.En büyük alışveriş zaafım çantalar.Kaliteli bir çantanın en sönük kıyafeti bile canlandıracağına inanıyorum. Favorim Marc Jacobs.

Bunlar vazgeçemeyeceklerim tabi ailemi , arkadaşlarımı yazmadım bunlar daha yüzeysel olanlar :) yoksa en üst sıra onlara ait :) Teşekkür ederim BeettleJuice :)

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Anne Ben Hippi Oldum...

Bu yaz en çok kullandığım aksesuar "hippies headband" oldu. Yaz bitmeden mutlaka bir tane edinin.Yaşasın çiçek kızlar :)




16 Ağustos 2009 Pazar

Japon Sineması Beni Korkutamazsın !!!



Dün gece Apartment 1303 diye bir film izledim.Konu gayet neşeli şekilde yeni evlerine taşınan gençlerin bir anda mutfaktan gelen bir koku yüzünden çıldırıp kendilerini camdan atmalarından ibaret.Zaten 10. dk dan sonra bütün karakterler birbirine benzediği için filmden yavaş yavaş kopmanız olası.Sonuç olarak hayatımdan bir buçuk saatlik bir kayıp daha...

Japonlar; filmlerinizden değil sizden korkuyorum. Bakışlarınızdan ,garip garip heryerden çıkmanızdan , kültürünüzden ,isimlerinizden bile korkuyorum. Filmleriniz korkunç değil, korkunç olan sizsiniz! Ne olur yüzünüzü beyaza boyayıp, cep telefonuyla insanları öldürüp uzakdoğu sineması yapıyoruz biz diye gezmeyin bu size son uyarım :)

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Lady Gaga Ve Sahne Kıyafetleri




Lady Gaga konserinden Bahsetmişken sahnede giydiklerini (yada giymediklerini!) :) paylaşmak istedim. Kıyafetlerin hepsi çok başarılıydı ama ben en çok baloncuklu kıyafetini sevdim:) Kendisine gelince çok güzel değil ama özgüvenine hayran kaldım. Kısa sürede bu kadar başarılı olması da bu özgüvenden kaynaklanıyor bence. Farklı olup bunu dışarıya yansıtabilen kadınları çok seviyorum.İşte kıyafetler...







*Biz parmaklarımızla bile çalamıyoruz , yetenek işte:D

14 Ağustos 2009 Cuma

Kalbim Amsterdam'da Kaldı ...

Photobucket

Daha önce hiçbir şehre kendimi bu kadar ait hissetmedim!

Amsterdam'ı özetleyebileceğim tek cümle bu sanırım. Sokaklarında yürürken o kadar huzurlu o kadar mutluydum ki bir ömür boyu yaşabilirim burada diye düşündüm. Özgürlükler şehri olması biryana şehrin mimarisi ,üzerinden kültür akan yapıları olağanüstüydü.İstanbul'lu biri olarak yaşadğım şehri sevsem de çevremdeki kalabalıktan, gürültüden heryerde yükselen gökdelenlerden ne kadar sıkıldığımı farkettim. Ne güzel olurdu bende apartmanda yaşamak yerine o küçücük sevimli evlerden birinde yaşasaydım.Her gün en az iki saatimi otobüste , metroda geçirmek yerine işe, okula bisikletle etrafı seyrederek gitseydim.

Bunları düşündükçe için, için kıskandım Hollandalıları.Kıskanmadığım zamanlarda ise insanlarını çok sevdim .Hepsi neşeli ,güleryüzlü.(Neşelerinin kaynağı uyuşturucunun serbest olması da olabilir tabi. :))Seks konusunda çok açıklar ama bu açıklıklarını yadırgamadım.Herhangi bir kafede, kahvenizi içerken eşcinsel ve çocuklu bir çifte rastlayabilirsiniz.Onlara gülümsersiniz , onlar da aynı samimiyetle size gülümserler .
Photobucket
Bunlar dışında havası çok garip sabah yagmur yagıyor diye çıkıyorsunuz 10 dk sonra güneş açıyor , 5 dk sonra tekrar yağmur. Ama genel olarak yaz aylarında ılık. Bizim gittiğimiz tarihte Paradiso'da "LADY GAGA" konseri vardı.Onu izleme fırsatıda yakaladık. Balın yanında kaymak oldu :)

Eğer bir gün Amsterdam'a yolunuz düşerse mutlaka ;

*Kanal Turu yapın,Şehrin her kısmı birbirine kanallarla bağlı.
*Madame Tussauds'u ziyaret edin.
*Erotic Museumu görün derim ilginç bir müze.
*Coffeshoplardan birinde oturun.Burda yasal olmayan herhangi birşey içmeseniz de arkadaşlarınızla beraber birer smoothie içip etrafı seyredip biraz gülün :)
*Redlight district'te bir tur atın.Gece gitmek istemiyorsanız gündüz oldukça turistik, ailecek çekirdek çitleme tadında bir yer :)
*Bir banka oturup kanal manzarasına karşı basit bir kahvaltı yapın.Kahvaltınızı ördeklerle paylaşın. ( o kahvaltının tadını ömür boyu unutmayacağım :))
*Escape'e yada Supperclub'a uğrayın.Değişik bir gece hayatı deneyimi yaşayın :)

Bütün bunları yaparken de beni anın inşallah bu kız bu harika şehre gelme fırsatını tekrar yakalar diye benim için bir dilek tutun :)

Kalbim artık Amsterdam'a ait başkası giremez :)
Photobucket