31 Ekim 2009 Cumartesi

Beyler Üşümeyin...


Pek çok erkek, moda dünyasının onlara kadınlar kadar cömert davranmamasından ,seçeneklerinin sınırlı olmasından yakınır ...

Aslında bu kalıp eskilerde kaldı. Şimdilerde pek çok erkek seçimlerinde daha cesur, daha yaratıcı...Bugün David Beckam'ın stilini incelerken çok klasik bir parçayla ne kadar şık olabildiğini farkettim...

Sizde bu kış, kız arkadaşlarınızın dolabından atkı ve şallarını ödünç alarak ,yaratıcılığınızı konuşturabilirsiniz :)

Tommy' e Anne Arıyoruz!


Tanıştırayım :)

Bu yakışıklı arkadaşın adı Tommy.Kendisi 10 aylık, bütün aşı ve parazit tedavileri tam.Arkadaşım Burcu eğitim için 4 ay süreyle İtalya'ya gidiyor. Bu yüzden Tommy'e Ocak ve Mayıs tarihleri arasında bakımını üstlenecek bir anne arıyoruz.Tommy'nin tek ihtiyacı 2-3 günde bir taranması ve günde 1 öğün yemeğini yemesi. Yemeklerini ve özel eşyalarını Burcu temin edecek...

Köpek sahibi olmak isteyip , bakımı konusunda kararsız olanlar Tommy'e annelik yaparak köpek bakımı sayesinde tecrübe sahibi olabilirler:) Bir nevi Demo :))))

İlgilenenler; bur.kuru@hotmail.com adresinden Burcu'ya ulaşıp detaylı bilgi alabilirler...

27 Ekim 2009 Salı

Noah Cyrus Ablasının İzinde


Ailenizin üçüncü sınıf magazincisi olarak tekrar karşınızdayım efendim:)

Noah Cyrus henüz 9 yaşında, ablası Miley Cyrus ise Amerika'nın çok konuşulan yeni teen idollerinden. Çok konuşulan diyorum çünkü Miley 15 yaşındayken Vanity Fair dergisine verdiği erotik sayılabilecek bi pozla gündemden düşmemişti...

Böyle mükemmel bir ablaya sahip olan küçük! Noah cadılar bayramında aşağıda görmüş olduğunuz kostümle boy gösterdi...

Böylece Noah kızımız, "Kızım büyüyünce ne olacaksın bakayım?" diye soran büyüklerine; "Striptizci olacağım teyzeciğim" cevabını vermekten kurtulmuş oldu :)

Sosyal Ağlara Zıplamak



Daha geniş bir kitleye ulaşmak ve tatlı okuyucularımı bir çatı altında toplamak adına bende facebook olayına el attım....

BURADAN La Vita é Bella'nın facebook grubuna ulaşabilirsiniz...

25 Ekim 2009 Pazar

Film Tadında Aşklar


Hafta sonu Küçük Beyoğlu’ndaydım, bilenler bilir cumartesi akşamları ne kadar kalabalık olduğunu. Tıklım ,tıklım sokakta bir şekilde yer bulup oturduk, tam dibimizde bir çift 19-20 yaşlarında ya var ya yoklar…Bağır çağır kavga ediyorlar…

Çocuk; sevmiyor musun ulan beni sevmiyor musun ne işin vardı o itin yanında ?
Kız; Yeter artık boğma beni, rahat bırak artık !

Bu arada kız nasıl ağlıyor, yanlarında da arkadaşları bu kavgayı seyrediyor benimle birlikte.Çocuk kızın kolunu sıkıyor, itiyor onca insanın içinde

Öyle bir bağırıyorlar ki kendi anlattığıma konsantre olamıyorum. Arada bir sakinleşiyorlar, sarılıp öpüşüyorlar, “hah bitti” diyorum tekrar baştan “ne işin vardı o itin yanındaaaaa :) Deli oldum. En sonunda başka bir masaya geçtikte ,tekrar kendi hayatıma ve arkadaşıma anlatacaklarıma yöneldim...

Sonrasında düşüncelere boğuldum. Filmlerde görürüz ya hep kadın ve adam birbirini çok sever, bir tutku bir ihtiras almış başını gider kadın "istemiyorum seni lanet olsun" der eşyalarını toplar adam son anda kadını kapıda durdurur kolundan çeker "Bırakma beni" der kadın mahsun gözlerle adama bakar bırak artık bitti diye bir iki nazlanmadan sonra hooop sevişirler. Al sana tutkulu aşk senaryosu...

Ama bunu gerçek hayata dökmeye kalktığında, yüzüne gözüne bulaşıyor insanın.

Ben bir kere öyle bir ayrılık yaşamıştım, kavga büyüdü, büyüdü "işte dedim, Mia büyük gün bugün, sende bir film sahnesinin içindesin şu an". Bir anda kıstım gözlerimi “Olmuyor artık bırak beni ühüüü” diyerek kendimi dışarı attım. Daha dramatik olması için, apartmanın merdivenlerinden koşarak indim. Bu dramatikliğe uygun olarak şansıma dışarıda deli gibi yağmur yağıyordu. Erkek arkadaşımda kendini bu sahneye kaptırmış olmalı ki, peşimden koştu, yağmurun altında tuttu kolumdan “Böyle bitmesin lütfen” gibi bir şeyler söyledi. Ben kendimi o kadar kaptırmışım ki, kafamdan neredeyse o sahneye uygun film müzikleri geçiyor :)
Bir taksi durdurdum yine hüzünlü gözlerle bakıp yağmurun altında hoşçakal! dedim. Taksinin kapısına uzandım… Arka fondan bir ses “Abla o kapı açılmıyor diğer taraftan bin” dedi... :)

Bazen çok kaptırıyoruz ama hayat film gibi gitmiyor... Hoşluğu da burada sanırım:)

İyi pazarlar...

23 Ekim 2009 Cuma

Rihanna is Back!



Rihanna 23 Kasımda çıkaracağı albümünün ilk single'ı ''Russian Roulette'' ile geri dönüyor!!!

PS: Keşke bu saçlarla dönmeseydin Riri :)

DİNLEYİN bakalım sevecekmisiniz...

22 Ekim 2009 Perşembe

Previously On Eski Sevgili


Eski bir sevgiliyle karşılaştığında insan ne hisseder?

Mutluluk,Hüzün,şaşkınlık,öfke????

Hiçbiri...

İnsan eski sevgilisiyle karşılaşınca kendini hiç olmadığı kadar iyi göstermek ister o kadar. Gerisi önemsizdir. Öfke,üzüntü,burukluk, yada çılgınca bir sevinç, bunların hepsi geçmişte kalmıştır ama şimdiki zamanda siz süper bir insansınızdır ve bunu göstermek için elinizden geleni yaparsınız.Bu bir savaştır ve savaşlarda hep bir kazanan ve bir kaybeden vardır :)

Diyelimki karşılaştınız ve konuşmaya başladınız;

Bir kere o gün iyi görünüyorsanız savaşa 1-0 önde başlamışsınızdır.Sohbet anlamsızdır. iki tarafta şu anda ne kadar şahane bir hayat yaşadıklarını belirtmek için çabalar durur. "Eee neler yapıyorsun hayat nasıl?" sorusu karşısında alacağınız cevap büyük ihtimal "Süperim uluslararası bir şirkette iş geliştirme uzmanıyım" olacaktır:) Bu yüzden "Ee sen neler yapıyorsun?" karşılığında vereceğiniz cevap "bende CIA ajanı oldum işte, senden çok daha maceralı bir hayatım var" kıvamında olmalıdır :)

Bu sohbet adı altındaki ego savaşı sürer gider. Henüz benim başıma gelmedi ama birde ee hayat nasıl sorusuna karşılık "nasıl olsun ,evlendim, iki çocuğum oldu" cevabını alabilirsiniz :) O an içiniz kan aglasa da "Böhüaaa çocuklarının annnesi/babası ben olmalıydıııım" diye atlamayın kimsenin boynuna "Aaa Allah bağışlasın, ben de haftaya motorla dünya turuna çıkıyorum" diyin gitsin evde istediğiniz kadar ağlarsınız :)

Siz en iyisi, böyle sıkıcı bir sohbete maruz kalmamak ve bu tarz oyunlara girmemek için yolunuzu değiştirin,koşarak kaçın oradan :) Sonuçta eski işte ,adı üstünde şimdilerde isterse Superman olsun,dünyayı kurtarsın bize ne :)

19 Ekim 2009 Pazartesi

Görmemiş Gazeteye Çıkmış Vol 1 :)

Habertürk Gazetesi "WEB GÜNLÜĞÜ" adlı köşesinde bloguma yer vermiş.Buradan çok teşekkür ediyor, artık havamdan geçilmez diyorum:)))

18 Ekim 2009 Pazar

What's in my closet?

Zeynep'cim beni mimlemiş. Yine bir mim dalgasıdır almış gidiyor :)
Bu arada zeynebin bloğuna bakmanızı şiddetle tavsiye ederim. Çok tatlı ve içten bir kalemi var :)

İşte cevaplar ....

Dolabını açtığında hangi renkler diğerlerinden daha fazla?

Siyah ,beyaz ve aralarda pembeler :)

Alışverişe gittiğinde hangi mağazaya uğramasan olmaz?

Zara'ya mutlaka uğrarım, hatta mümkünse zara'da yatıp kalkmak ,orada yaşamak istiyorum :)

Kendini en rahat hissettiğin giyim tarzı?

Skinny Jean, babet ve hırka kombinasyonu.

Günlük makyajında kullandıkların?

Terracota, Eyeliner, Rimel ve şeker gibi bir Lipstick.

Kesinlikle seksi diyebileceğin bir şey (büstiyer, mini etek vs.)

Topuklu ayakkabı ve kalem etek ikilisi.

Asla giymem dediğin bir kıyafet?

Taytın üstüne jean etek asla giymem sanırım.

Fiyatları gereği erişilmesi zor yabancı markalardan en çok beğendiğin?

"Chanel" Ne güzel olurdu şöyle arada bir %70 indirime falan girseydi :)

En fazla yatırım yaptığın sektör (eğitim, kozmetik, giyim, teknoloji vs.)

Alışveriş bağımlılığım var diyebilirim. Mutsuzsam bir çift ayakkabı beni hemen mutlu eder, bu yüzden de en çok ayakkabı ve çantalara para harcıyorum.Sonrada parasız kalıyorum ama olsun, değer :)


Kitap- film- spor.. hangisini diğerlerinden daha çok yapıyorsun?

Kitap okumayı küçüklüğümden beri çok severim elime ne geçse okurum, aynı şey sinema için de geçerli. Spor içinse, alternatif sporları seviyorum bir spor salonuna gidip bisiklet üzerinde terlemeyi sevmiyorum. Bu aralar arayış içindeyim eminim kendime göre bir spor bulacağım :)


Dışardayken en çok yemek yemeyi tercih ettiğin yerler?

İşte hayatımın sorusu:) yemek yemeyi, yeni lezzetler denemeyi çok severim.Ama eğer en çok nereyi seviyorsun derseniz bütün güzel restorantları es geçer ve Bambi Büfeyi seçerim özellikle kaşarlı dürümünü :)

16 Ekim 2009 Cuma

Başlamadan Biten İaido Maceram...


Bu kadar Tarantino filmini peşpeşe izlersem olacağı buydu!

Uma Thurman'nın süper dövüş sahnelerini aklımızdan çıkaramayıp. "Ne var canım bizde yaparız ki bunları" diyerek arkadaşım Kerem'le beraber İaido (yaydo diye okunuyor) kursuna yazılmaya karar verdik :)Beyoğlu spor kulübünde bu sporun öğretildiğini duyar duymaz da heyooo diyerek antremanlarını izlemeye gittik :)

Öncelikle bu işi ciddi ciddi yapanlara sonsuz saygım olduğunu belirteyim... O kadar işin felsefesini öğreniyorlar, çalışmalar yapıyorlar kısacası bu işi ciddiye alıyorlar...

Ama gel görki bunu uzakdoğulu bir abi değilde, senin benim gibi türk arkadaşlar yapınca komik bir görüntü ortaya çıkıyor yahu :)Bir kere giymek zorunda olduğumuz kıyafeti yan tarafta görüyorsunuz:)
Kerem baya bir kafa buldu benimle , sen bunun pembesini istersin şimdi! diyerek ama olsa fena olmazmış, bu ne yani çok sıkıcı :)

Belliki öğrenciler bizim gibi gaza gelerek , samuray olurum ben buradan çıkınca diye düşünerek gelmişler. Kursun çoğunluğunu manga tutkunu gençler oluşturuyor, hatta bir tane genç kızımız annesiyle gelmişti, teyze emekli bir samuraydı sanırım, izlerken talimatlar veriyordu kılıcı doğru kavra falan diye :)

Bir de hoca kılıcı çekerken, kılıç tam üç kez hocanın eteğine takıldı... Eee diyelimki antreman yapmıyorsun, adam geldi saldırdı sana kılıç eteğine takılıyor öldün işte! gitti o kadar çalışma, felsefe falan :)

Bu yazıyı okuyup aman sen becerememişsin ,ben yaparım nedir bu iaido bir bakalım diyenler, Beyoğlu spor klübünden bilgi alabilirler.

Zaten Kill Bill Volume 3 çekilecekmiş ,o benim içimdeki samuray olma aşkını bir süre daha bastırır :)

PS:Bu arada kıyafetler pembe olsa gerçekten güzel olurmuş :))

Mim!

Tatlı Duygu beni mimlemiş.Çok sevindim... Hemen sorularını cevaplıyorum :)

1.)Bloğuna neden bu ismi verdin?

La Vita é Bella'nın türkçe karşılğı Hayat güzeldir. Hayat güzeldir Roberto Benigni'nin hem yazdığı hem yönettiği hem de oynadığı italyan yapımı üç oscarlı, hem güldürüp hemde ağlatan süper bir film :) Bende bu filmi çok sevdiğim için hemde blogda hayatın güzel karelerini anlatmaya çalıştığım için bloğuma bu ismi verdim.

2.) Bloğa yazarken star tribiyle istediğin, "olmazsa olmaz" dediğin şeyler varmı?

Dikkat ilham geldi! çabuk biri kahvemi getirsin ve derhal bu odayı boşaltın diye bağırıyorum , diye cevaplamayacağım tabiki :) Çoğunlukla sessiz bir ortam yeterli yazmam için.

3. En son satın aldığın garip şey?

Arkadaşımın "Vintage kızım bu!" diyerek beni kandırdığı ikinci el bir elbise aldım. Sonra "ya bunun sahibi öldüyse ayyy hayatta giymem" diyerek birine verdim :)

4. Şeker gibi olduğun anlar?

Acıkmışsam ve yorgunsam hiç çekilmiyorum. Ama mesela o açlık ve yorgunluğun üstüne güzel bir yemek yiyip ,sonrasında da güzel bir film eşliğinde dinlenmişsem işte o an tadımdan yenmem :)


5. Arkadaşım artık sormayın şunları dediğin şeyler?

Erkek arkadaşın var mı / yok mu ? Varsa niye var yoksa niye yok :) Ne cevap verirsem vereyim kimseyi bir türlü tatmin edemiyorum :D

6. Seksin sendeki rengi?

Pembe, Kırmızı, Siyah, Beyaz hepsinden biraz


7. Aynaya bakınca gördüğün?

Moduma göre değişir. Bazen bir bakarım "off bu saç baş ne neolcak senin bu halin?" diye söylenirim kendime. Bazen de "Süperim ,dünyanın en güzel kızıyım ,dışarı çıkayım da herkesin aklını alayım heeeyt!" diye düşünürüm :)


8.Kendini okutan blog dediğin?

Mizah yönü baskın,kolay okunan, "sewgili blog , bugünn caddeye bi indimm tash gbi çocuklar vardı, yuh yani " tadında olmayan bloglar :)

9.Bu blog sahibi /sahibesiyle karşılaşabileceğin yerler?

Çoğunlukla Taksim ve Caddebostan... Karşılaşırsak gelin, selam verin iki lafın belini kıralım :))

Bende bu mim'i Zeynep, ve Beardy'e gönderiyoruuummm :)

Cevaplayın bakalımm :)

13 Ekim 2009 Salı

Yapma Bunu Marc :)




NARS cosmetics, 15. yılını Marc Jacobs 'u kırmızılara boyayarak kutluyor:)

Hmm oldu o zaman :)

Büyümek Ya Da Büyümemek, İşte Bütün Mesele Bu...


Geçenlerde arkadaşımın 8 yaşındaki kardeşi satranç bilmediğim için beni ayıpladı :)

Satranç bilmemek ona göre bir statü kaybıydı. Satranç bilmeyenler asla popüler olamazdı :)

Küçükken bende aynen bu model bir çocuktum herkes beni sevsin, bana bayılsın isterdim. Popüler olma kaygısıyla acaip tavırlar gösterirdim:)

Mesela televizyon izliyorum, babannem geliyor yanıma, "ahh yavrum benim televizyon mu izliyorsun sen diye yanaklarımı sıkıyor falan". Hemen bi ciddileşiyorum "Lütfen babanne belgesel izlemeye çalışıyorum!" diyorum. Çok olgun bir çocuğum hesapta böyle yaptığımda herkes "Vayy be ne acaip çocuk, deha olacak bu büyüdüğünde" falan diyecek. Hey allahım ne olgunluğu coşsana çocuk!

Hiç unutmuyorum, ilkokul 1 de okumaya ilk ben geçmiştim ( Elle tutulur tek başarım bu sanırım :)) böyle deli gibi birşeyler okuyorum yazmaya çalışıyorum . Hoca "ışık ılık süt iç" gibi bir şeyler yazdırıyor. Ben sıkıldım "eeh dedim ne bu böyle benim gibi bir deha ışık ılık süt iç mi yazar." Gittim deftere "Ben fransızım yazdım" :) Öğretmene gösterdim, Öğretmen beni tahtaya kaldırdı "Bakın Mia arkadaşınız sessiz iki harfi yanyana kullanmış aferin" dedi.Aman tanrım ben o günden sonra bir havalandım bir havalandım sınıfta biri birşey soruyor çocuğa aaa bunu da mı bilmiyorsun inanmıyorum sana!!! diyerek tripler atıyorum.2. sınıflarla takılıyorum falan tanrım nasıl popülerim :) Herkes bana bayılıyor bende iyice gaza geliyorum büyüklere laf giydirmeye falan başlıyorum. Anneme birşey soruyorum mesela bilmiyorum derse aman anne sende hiçbirşey bilmiyorsun diyorum :D Çizgi film yerine belgesel izlemeye falan çalışıyorum...

Bu bir süre böyle gitti, ilkokul 3 te ciddi ciddi matematik işlenmeye başlanınca , benim sınıfımızın en akıllı kızı imajı da çöpe gitti... Çarpım tablosunu en son ben ezberlemiştim...

Peki Büyüdükte ne oldu...

Şimdi olsam açarım Nickelodeon'ı yanımada alırım 3 kutu bonibon akşama kadar keyif! belgeselin yanından geçmem... Hem satrançta neymiş... 5 taş oynarım şahane oyun:)

11 Ekim 2009 Pazar

Korsan Taksiye Evet...


Belki duymuşsunuzdur Taksiciler bugün Çağlayan meydanında Korsan Taksiye Hayır adlı bir eylem yapıyorlar...

Önce bilmeyenler için açıklayayım.
Korsan taksi; Herhangi bir durağa bağlı çalışmayan, ancak normal taksiler gibi sizi adresinizden alıp ,gideceğiniz yere bırakan, üstelik bunu normal taksilerin üçte biri fiyata yapan , özel araçlardır.

Ben bu taksilerle üniversite 1. sınıfta tanıştım genelde öğrenciler arasında çok yaygındır, hatta kızlar gece eve geç dönecekleri zaman babalarına korsan taksiyle döneceklerini bu yüzden merak etmemelerini söylerler.Ailenin de içi rahat olur çünkü taksiciyi tanıyorlardır ve numarası da her zaman rehberlerinde olur.

Normal taksi plakalarının 500.000 lira gibi bir fiyata sahip olması nedeniyle taksiciler eylem yapmakta haklı gibi görünebilirler, ancak madalyonun diğer yüzünü çevirdiğinizde durum hiçte öyle değil.



*Kısa mesafelerde yolcu almayanlar, ticari taksilerdir....
*Yabancı olduğunuz bir yere sizi farklı yollardan ulaştırarak ceplerini dolduranlar, ticari taksilerdir...
*Araçlarında canlarının istediği gibi sigara içip,müzik dinleyen, ticari taksilerdir...
*Trafik kurallarını hiçe sayarak ,canınızı tehlikeye atan, ticari taksilerdir...
*Gittiğiniz mesafeyi beğenmeyip kabalaşan hatta size bağırıp çağıran yine ticari taksilerdir....

Buna karşı Korsan taksi şöförleri dünyanın en nazik insanlarıdır. Sizi istediğiniz adresten alıp istediğiniz adrese bırakan, mesafenin lafını yapmayan, saygılı ,hoşsohbet, bir şekilde ekmeğini kazanmaya çalışan insanlardır.

Her taksiciyi itham etmek değil niyetim ancak meydanlara çıkıp Korsan Takisiye hayır mitingleri yapacaklarına önce içlerinden bu kaba saba insanları temizlemeliler. Belki o zaman müşteriniz başka çözümlere yönelmez...

Gerçekler ortada...
Yorum sizin ...

10 Ekim 2009 Cumartesi

Aşık Ol...Flört Et ...Değiştir...


Çantalara karşı inanılmaz bir zaafım var, orijinal ve değerli bir çantayı taşımaktan aldığım hazzı hiç birşeye değişmem.
Louis Vuitton'un camına yapışıp, ” ühü! keşke benim olsaydınız” diye çantalara dert yandığım bile olmuştur, o derece :)

Tabi uçuk rakamlara sahip , bu çantalara kavuşmak çokta kolay değil. Kadınların bu derdini gören akıllı bir girişimci, www.luxinabox.com 'u yaratmış.

Luxinabox'ta pek çok ünlü markanın birbirinden güzel çantalarını kiralayabiliyorsunuz. Chanel, Hermes, Christian Dior, Bottega Veneta, Yves Saint Laurent, Louis Vuitton, Marc Jacobs, Fendi aşık olabileceğiniz güzellikte markalardan sadece birkaçı...Biz kadınların, birazcık doyumsuz ve modayı çabuk tüketen varlıklar olduğumuz gerçeğini göz önüne aldığımızda, iki haftada bir, farklı çantalar kiralayabilme imkanı oldukça cezbedici…

Sitenin düzenlemesini ve beni tam kalbimden yakalayan stratejilerini çok beğendimi belirtmeliyim…”Size bir çantadan çok , eşsiz ve tarifsiz bir duygu vaad ediyoruz” diyen bir satıcıya kim hayır diyebilir :)

Aylardır “Chanel” diye diye öldüğüm için, luxinabox’tan bir adet kiralayıp hevesimi almayı planlarım arasına koydum :)

Hepinize İyi haftasonları…

9 Ekim 2009 Cuma

Go Jane Siparişlerim Sonunda Geldi...



24 Eylül'de yola çıkan siparişlerim sonunda bugün elime ulaştı. Aslında ümidimi kesmiştim, kesin gümrüğe takıldı diyordum ki, çok sevgili postacı kapıyı çalarak, siparişerimi teslim etti:)



Gelelim ayakkabıcıklarıma ve numara olayına;

Bu siteden ilk alışverişim olduğu için hayalkırıklığına uğramamak için beklentilerimi oldukça düşük tuttum :)
Ancak ayakkabıların beklentilerimin hayli üstünde bir kalitede olduğunu itiraf etmeliyim.Tek sorun botlarımın birazcık büyük gelmiş olması... Ayaklarım 38,5 olmasına rağmen ne olur ne olmaz diye 39 numara sipariş vermiştim.Bundan sonraki siparişimde kesinlikle kendi numaramı vereceğim. Çakma Zara ayakkabılarıma ise kelimenin tam anlamıyla bayıldım hatta bence Zara'nınkilerden çok daha rahatlar.

Go Jane' e benden 10 puan. Sizde gönül rahatlığıyla alışveriş yapabilirsiniz,ben şimdiden yeni modeller bakmaya başladım bile :)

Ps: Resimlerin kalitesi için üzgünüm fotoğraf makinamın ayarlarını bozmuşum elimden bu kadarı geldi :(

6 Ekim 2009 Salı

Üzerinize Afiyet Biraz Domuz Gribi Olmuşum



Artık mevsimlerin değişimine gönlümce sevinemiyorum...

Tam "yaz geldi hobarey giyeceğim incecik kıyafetlerimi yayılacağım çimenlere" diyorum, amcalar televizyona çıkıp hop "çimenden ottan uzak durun kene yapışır ölürsünüz!" diyorlar.
Kış geldi diyorum ne güzel kar yağacak sokakta sıcacık kestane yiyeceğiz diye sevincimden ölüyorum televizyonda tekrar bıyıklı bir amca beliriyor Bu kış domuz gribi tüm dünyaya yayılacak hepimiz ölüceeeeeeeeeeez! diye konuşup duruyor. Gazetelerde başlıklar görüyorum "Dünyanın en korkunç salgını", "Hızla yayılan virüs","Virüsten kaçış yok"!

Okudukça ödüm patlıyor eee nasıl korunacağız peki diyorum aldığım cevap "sık sık ellerinizi yıkayın!!!"

Elimimi yıkayayım ? :)

Şahsen ben virüs olsam dünyayı yıksam, daha karizmatik bir panzehirim falan olurdu ne bileyim mesela Domuzzo diye bir panzehir olsa onu içen bu hastalığa yakalanmasa falan :) Bu ne böyle ellerini yıka ölme:))

Zaten Türk milleti olarak hastalığın bütün ciddiyetini bozduk

-Necati, bak bakayım ateşim varmı hasta mı olacağım nedir!
-Kızz domuz gribi olma sakın keh keh keh!

Evet hazır olun bütün kış bu bayat espriyi duyacaksınız.Domuz gribinden çok, hakkında yapılan esprilerden nasıl korunacağımızı düşünelim.

Bu arada ben gidip bir ellerimi yıkayayım ne olur ne olmaz :)

Beyoğlu Sahaf Festivali


İstanbul'da en sevdiğin yer neresi derseniz? cevabım tartışmasız Beyoğlu olur. Kalabalığın içine karışıp sokaklarında gezmenin keyfi bambaşkadır benim için.Geçmişi ve bugünü harmanlayan sokaklarının Avrupa'daki pek çok şehirden açık ara önde olduğunu düşünmüşümdür. Bu yüzden yapılan her yenilik ,başlatılan her festival beni çok heyecanlandırıyor.

Bu heyecanımın sebebi ise; Galata Sahaf Festivalinin, bu yıl Beyoğlu Sahaf Festivali'ne dönüştürülmesi.Taksim Gezi Parkında düzenlenecek.19 ekime kadar gezebileceğiniz sergiye altmışa yakın sarraf ev sahipliği yapıyor. Eski eserlere ,sinema afişlerine ve kartpostallara merakınız varsa kaçırmayın derim.

Beyoğlu belediye başkanı Demirören Beyoğlu'nun gelecek yıl en az 10 yeni festivale ev sahipliği yapacağını söylüyor.Umarım bu festivaller yaygınlaşır. Bizde dünyanın dört bir yanından turist çeken, orjinal ve hep beraber kutlayabileceğimiz festivallere sahip olmalıyız çünkü İstanbul bunu hakediyor...

5 Ekim 2009 Pazartesi

En İyi Beyaz Şarap


Şarap sever misiniz?

Ben kırmızı şaraba bayılıp, beyaz şarabı asla içemeyenlerdendim.İçine gazoz karıştırdığım bile olmuştur içmek için :)

Doluca Sarafin Chardonnay'ı denedikten sonra ise bugüne kadar hep yanlış şarapları seçtiğimi anladım.İçimi gerçekten çok rahat, köpüklü ve hafif bir tadı var. Neymiş bu şarabı bu kadar özel yapan derseniz Saros bölgesinin Chardonnay üzümleri sıkıldıktan sonra fransız meşelerinde şaraba dönüştürülüyormuş.

Uluslararası yarışmalarda 13 madalya alan bu şarabı, ben peynir soslu makarna ile denedim, sizde isterseniz beyaz etler ve deniz ürünleri ile deneyebilirsiniz...

Ps: İçimi hafif diye buz gibi şarabı hızlı hızlı içtiğim için beni biraz çarptı:) Siz benim gibi yapmayın tadına varın, sonradan başınız dönmesin :)

Afiyet olsun...

3 Ekim 2009 Cumartesi

Çantasız Çıkmam Abi!


Erkeklerin en büyük derdi nedir?

Hayır, hayır kadınlar değil :)
Yanlarında taşıdıkları ıvır zıvırlar.

Cüzdan , araba anahtarı, ruhsat, sigara paketi,çakmak , cep telefonu ...

Biz kadınlar ne yaparız? Mantıklı bir şekilde bütün eşyalarımızı çantamızda taşırız.(Gerçi çuvaldızı kendimmize batırmak gerekirse bizde kocaman çantalarımızda aradığımızı bulmakta epey zorlanıyoruz :)) neyse konumuz bu değil zaten :) Peki erkekler ne yapar? Cüzdanla ruhsat sağ cebe, sigara paketi ,çakmak sol cebe, anahtar ve telefon ise ellerinde yürümeye çalışırlar.

Desek ki "hayatım bir çanta alsak sana rahat edersin". Sanki dünyanın en kötü cümlesini kurmuşsunuz gibi "Nee kadınmıyım ben ne çantası!" cevabını alırsınız :)

Yeni nesil erkekler allahtan modadan daha çok anlıyorlar, çantanın sadece bir kadın aksesuarı olmadığının, gayet kullanışlı olduğunun farkındalar.Sokakta karşılaştığım bu zevkli erkeklere "bravo işte budur" diye sarılmak, sarılmak istiyorum.

Bu sezon kullanabileceğiniz bir kaç güzel ve kullanışlı modeli paylaştım umarım beğenir ve çanta önyargınızı kırarsınız...

İyi haftasonları...:)


Blackbird Chausser


Samsonite Black Label Waifer Tote


Diesel 2 Tone Leather Bag