30 Kasım 2009 Pazartesi

1. Uluslararası İstanbul Dövme Festivali



Vücudunda dövme taşıyan insanların herzaman kendine güvenen ve özgür ruhlu insanlar olduğunu düşünmüşümdür.

Dövme yaptırmak öyle birşey ki bir tane yaptırdıktan sonra kesinlikle bi tane daha, sonra bir tane daha istiyorsunuz. Yani tam anlamıyla bağımlılık yapıyor.

Dünyada dövme sanatı pek çok etkinlikle desteklenirken Türkiye'de dövmenin pek çok kesim tarafından hala bir tabu olarak görüldüğünü düşünecek olursak İstanbul bu sene gerçekten farklı bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor."Tattoo Convention"

4 -5 -6 Aralık tarihleri arasında The Hall'de gerçekleşecek olan organizasyona, Türkiye’den 60’ a yakın dövme sanatçısı katılacak ayrıca Polonya’dan Victor Portegual, İspanya’dan Punko ve David Gimenez gibi dünyanın başarılı dövme sanatçıları da festivalde boy gösterecek.

Bitti mi ? Tabiki bitmedi :)

Ayrıca Festivalde rock ve alternatif müziğin sevilen isimleri 100 Derece, Deli Gömleği, Umut Kaya ve Direc-T’nin yanı sıra avangard müziğin Türkiye’deki başarılı ve önemli ismi Cem Adrian elektronik performansıyla festivalde yer alacak.

İştah açıcı görünüyor değil mi ?

Festival hakkında detaylı bilgiye BURADAN ulaşabilirsiniz...

29 Kasım 2009 Pazar

Hande Altaylı- Maraz


Yağmurlu bir pazar gününü evde kalıp, Hande Altaylı'nın Maraz romanıyla değerlendirmeye karar verdiğimi söylediğimde, arkadaşım Eylül "Amaan ne biçim kitap o bence hiçbir edebi değeri yok!" diyerek burun kıvırdı... İçimden "Sanki edebi olmayan hiçbirşeye dönüp bakmıyorsun" dedim ve kitabıma sarıldım korumak ister gibi :)

Hande Altaylı'yı "Aşka Şeytan Karışır" romanından beri severim.Edebi bir dil kullanmalıyım diye saçmalamaz,üslubu , akıcılığı ve tarzı onu okumak için yeterlidir...

Açıkçası kitabın ilk sayfaları zaten bozuk olan moralimi alıp yerden yere vurdu. Ölüm, hayal kırıklığı, ihanet kavramlarının daha önce bu kadar yoğun olarak içime işlediğini hatırlamıyorum.Kitabı bir kenara bırakıp biraz kendimi sorguladıktan sonra devam ettim okudum okudum, ve...Sonuç olarak Maraz beni haklı çıkardı...

Gerçekten derinden etkilendim.Bir kadının hayatının güzelce akıp giderken, nasıl bir anda sarsıldığına şahit oldum...

Maraz; Hande Altaylı sevenlere şiddetle tavsiye edilir, yalnız moraliniz iyiyken okuyun yoksa benim gibi sürünürsünüz :)

İyi Pazarlar...

27 Kasım 2009 Cuma

24 Kasım 2009 Salı

Lancome Cils Booster XL



Bugün büyük bir sırrımı açıklıyorum .

Mia ne güzel kirpiklerin var upuzun dediklerinde "hehe sağolun, varolun allah vergisi işte" diye böbürlenip durdum. Ama artık yalan öyleyecek gücüm kalmadı.Benim kirpiklerim uzun falan değil :)

O uzun kirpiklerin sırrı işte bu görmüş olduğunuz maskara bazı.

Kendisinin adı Lancome Cils Booster XL. Kirpiklerinize bir kat uygulayıp üzerine de Lancome Hypnose maskara, yada istediğiniz herhangi bir maskarayı sürdüğünüzde ortaya çıkan sonuç gerçekten mükemmel...

"Bir deneyelim bakalım" derseniz Sevil'de fiyatı 75 tl civarında. Ben bu kadarcık şeye 75 tl vermem derseniz de :) BURADAN 22$ a satın almanız mümkün.

Hadi bakalım uzasın kirpikler :)

22 Kasım 2009 Pazar

Barney Stinson Olmaya Çalışmak!


Asmalı Mescit'te oturmuş arkadaşımı bekliyorum. Zaten zar zor yer bulmuşum, her yer kalabalık üzerimde bir gerginlik. Kumral, sırıtkan bir çocuk yanıma yaklaşıyor ,karşımdaki sandalyeye oturuyor aceleyle ve soruyor

"Benimle tanışmışmıydın ?"

"Ha?!"

Doğru mu duydum?

Bu How I Met Your Mother'daki efsane soru "Haaaave You Met Me?"'nin araklaması mı ?

Çocuğa bakıp ilk şaşkınlığımı üzerimden attıktan sonra "Tanışmadık , zaten bu antipatik barney taklidinden sonra da tanışma ihtimalimiz kalmadı" diyorum.Kalkar herhalde diyerek cep telefonumla ilgilenmeye başlıyorum ama çocuk gaza gelmiş bi kere sanıyorki gerçekten Barney "buradaki en tatlı kız sensin" falan diyor yalana bak orda benden tatlı 20 kız var oğlum diyeceğim yüz bulur iyice diye diyemiyorum. O sırada arkadaşım geliyor ve çakma Barney "görüşürüz" diyerek kalkıyor. Sonra bu arkadaş kalkarken peçeteye yazmış olduğu numarasını masaya bırakıp gidiyor ha birde sinir bozucu şekilde göz kırpıyor. Gülsem mi gidip o numarayı Gay barlardan birinde duvaramı yazsam diye düşünüyorum En azından aptal Barney'den daha yaratıcı olurum...

Bu olayı arkadaşlarıma anlattığımda herkesin biraz Barney olmak istediğini farkediyorum... Zaten ne zaman diziden konuşmaya başlasak erkekler "aa ben aynı Barney'im" kızlar da; "Robin aynı ben canım!" diyor...

Nerde Robin'sin evlenmek için ölüyorsun, uzun ilişki göbek adın ama lafa gelince ben Robin'im :) Böyle söyleyip bozmuyorum tabiki kimseyi çünkü herkesin bir olduğu, bir de olmak istediği insan vardır. Mesela ben istanbul'da yaşayan büyük ihtimalle ilerde sabah 8 akşam 5 çalışacak kendi halinde bir kızım , ama bana sorarsanız "Domino" filmindeki Keira Knightley gibi bütün sokak dövüşlerini bilen azıcık serseri bir kız olmak isterdim.Bu Barney özentilerimiz de bu yüzden türedi işte.Aslında dünyanın en duygusal adamları önümüzde kadınların kitabını yazarım,istesem bir gece de 5 kızla tanışırım sonra da arkamı döner giderim falan diye geziyorlar. Yalan ! :)

Lütfen Daha yaratıcı olalım!

Herkes dizilerden, filmlerden bu kadar etkilenip hayatına uyarlamaya kalksaydı, evinize gelen misafirler kapı yerine şangırt diye camdan içeri girerler "Dont move , get down on your knees and pray motherfucker!" diye bağırıp ödünüzü koparırlardı :)

18 Kasım 2009 Çarşamba

Alexander McQueen WTF!


Bir varmış bir yokmuş Amerika'nın bir köyünde Alexander adında bir tasarımcı yaşarmış.

Bir gün annesi Alexander'a "Oğlum bakkala git 10 tane yumurta al börek yapacağım" demiş. Alexandar "Anne şu an meşkulum ilham gelmesini bekliyorum" demiş. Annesi Alexandar'a terlik fırlatarak "başlatma ilhamından çabuk yumurta almaya" diye fırça atmış. Söylene söylene yumurta almaya giden Alexander'a o anda ilham gelmiş. Ben yumurta gibi bir ayakkabı tasarlarım, bu ayakkabıları da bir pop ikonuna giydirir "high fashion" diye herkese yuttururum demiş. Alexander yumurta ayakkabıları tasarlamış , bunuda yıldızı parlamakta olan Lady Gaga'ya giydirmiş veee hikayenin sonunda parayı götürmüüş!

Gökten 3 elma düşmüş biri Alexander ve annesine biri Lady Gaga'ya biride bunu moda diye yiyen bize!
:)




17 Kasım 2009 Salı

Facebook Aşkları


Facebook hayatımıza girdiğinden beri özel hayat falan kalmadı.

Şimdi bunu söylüyorum diye sanmayın ki facebook hesabım yok. Elbette var ve nedenini bilmediğim bir güdüyle bir sürüde resim yüklüyorum :)

Gerçi kendimize yalandan bir dünya yaratmışız herkes en afilli fotoğraflarını koyup "bakın ne kadar şahane bir yaşamım var, ay her gün geziyorum, her gün ayrı partideyim" mesajını verme derdinde.

Benim bahsetmek istediğim konu Facebook İlişkileri;

Hergün sayfamda yeni bir haber "Ceylansu ile Mehmetcan yeni bir ilişki içerisinde. Altına yazılan yorumlar, ay şekerim hayırlı olsun, allah tamamına erdirsin diyen birbirine benzer sözler...

Ardından 1 hafta ya geçer ya geçmez bu Ceylansu kızımız büyük aşkından ayrılır. "Ceylansu artık bir ilişki içerisinde değil". Bu iletiyi de beğenenler çıkar :) Bir süre Ceylansu kızımız çoğu demet Akalın şarkılarından oluşan iletiler yazar.Eski sevgiliye mesajlar verir. Sizde bunları ister istemez takip edersiniz çünkü ana sayfanızda çat diye çıkmaktadır.

Bir süre sonra Ceylansu, Hamitcan ile bir ilişki içerisinde diye bir mesaj görürsünüz!!! Altına aynı insanlardan aynı yorumlar "hayırlı olsun bebişim bıdı bıdı" :) "Eeee Mehmetcan ne oldu?" Profil resmi değişir yeni sevgili ile bir resim yerleştirilir altına da "Senden önce kimseyi sevmedim" diye arabesk bir yorum yerleştirilir tamam!

Sonrası aynı. Bir hafta sonra Hamitcan'ın yerine Boğaçcan geçer. Bu bir kısır döngüdür, yapacak bir şey yoktur. Biz ne söylersek söyleyelim onlar aşklarını pop şarkıları eşliğinde yaşamaya devam edeceklerdir.

Bu yazıyı okuyup "ee bu kadar rahatsız oluyorsan bakma o zaman!" diyenler haklı aslında, ama teknoloji işte istemeden de olsa biryerden dalıyor hayatımıza :)

Gününüz Güzel Geçsin...

12 Kasım 2009 Perşembe

Elleriniz Üşümesin!



Herşeyden yiyip elma yanaklı bir kız olmama rağmen, kansızlık gibi anlamsız bir sorunum var. Bu yüzden kışın ellerim çok üşür bende rengarenk eldivenlerle ısıtmaya çalışırım :)

Bu sezon Accesorize'ın eldivenlerini çok beğendim.Havalar iyice soğumadan bu bebeklerden mutlaka bir çift edinin...

8 Kasım 2009 Pazar

Sadece Kadın Olmak


Hatırlarsanız Rihanna Geçtiğimiz şubat ayında sevgilisi Chris Brown tarafından resimde gördüğünüz hale getirilmişti.O zaman "Vah vah yazık" diyerek Rihanna için üzülmüştük.Ama sonrasında Rihanna sevgilisini afetti! Bir kaç gün önce Rihanna Diane Sawyer'la yaptığı röpörtajda bu olanlardan çok etkilendiğini ancak Chris'i çok sevdiği için ona geri döndüğünü, sonrasında onu örnek alan gençlere kötü örnek olmamak için tekrar ayrıldığını söylemiş...Röpörtaj sırasında Rihanna çok donuk belliki bu olay onda derin izler bırakmış...

Düşünüyorum...

Aklım almıyor...

Böylesine güzel,başarılı, seksi, istese dünyayı ayaklarının altına alabilecek bir kadının 20 yaşında bir yeniyetmeden dayak yiyip sonrasında arkasını dönüp gitmemesini, affetmesini anlayamıyorum...
Gecekonduda yaşayan, Beş çocuğu olan, dayağı kaderin bir cilvesi olarak görüp buna boyun eğmek zorunda olan bir kadından bahsetmiyoruz ki...

Rihanna Yahu!

Hani Shut up And Drive diye şarkılar söyleyen, kısacık saçlarıyla dünyayı etkisi altına alan güçlü kadın!!!

Üniversitede bir arkadaşım, erkek arkadaşıyla kavga ettikten sonra şiddetli bir tokat yediğini anlatmıştı...Sonrasında ise adam özür dilediği için kavgayı tatlıya bağlamışlardı... Duyduklarım karşısında ufak çaplı bir şok yaşadıktan sonra "Nasıl yani özür diledi diye hemen geçti mi o tokatın acısı?" dedim...

"Haketmiştim" dedi!

Bu söz üstüne ne söylenir ki. Aslında söylemek istediğim çok şey vardı ama sustum. Sustukça da kendime kızdım... Bir kere bir tokat yediyse bunun devamı elbette gelecekti hemde daha şiddetli bir şekilde... Geldide... Peki kız adamdan ayrıldımı derseniz "Çok seviyorum o kadar emek verdik bu ilişkiye" diyerek ayrılmadı...Bunu duyduktan sonra söylemek istediklerimi haykırsam bile boşa kürek çekeceğimi anladım,yormadım kendimi...Ama bir kadın olarak utandım, Bu aşk değildi düpedüz aptallıktı...

Kimseyi yargılamak gibi bir niyetim yok mazoşist eğilimlere sahipseniz o sizin bileceğiniz iş. Yediğiniz dayak üzerine ama heketmiştim,çok kızdırmıştım,çok kıskandırmıştım gibi bahaneler uyduruyorsanız oda sizin bileceğiniz iş... Ama şunu söylemek zorundayım size vuran kişi kompleksli,güçsüz, ve zavallı bir adam.. Ve siz ondan ayrılmıyor çok seviyorum masalına kanıyorsanız daha çoookk dayak yer ve ancak haketmiştim dersiniz!

Rihanna'yı düşünmeye devam ediyorum, sonuçta o da sadece bir kadın... Hepimiz kadar güçlü hepimiz kadar korkak...Ama hepimizin sahip çıkması gereken tek birşey var...

"Kadınlık Gururumuz..."

7 Kasım 2009 Cumartesi

Kafe Pi Beşiktaş Bistro


İş çıkışı yorgunluğunu atmak istiyor ama Tünel'deki Kafe Pi'nin kalabalığına tahammül edemem "aahh ahh nereye gitsem?" diyorsanız "Kafe Pi Beşiktaş Bistro" tam size göre.

Menüsü oldukça tatmin edici olan Kafe Pi'nin shot ve kokteyllerini denemenizi şiddetle tavsiye ederim. Arkadaşımın ısrarlarına dayanamayarak içtiğim Long Island'ın tadı damağımda:)

Biz geç bir saatte gittiğimiz için yemek yemedik ancak yemek menüsünün de oldukça geniş ve fiyatlarının son derece uygun olduğunu söyleyebilirim. Garsonları ise gayet güleryüzlü, ilginç saç modellerine sahip ,tatlı insanlar :)

Son olarak bu keyifli mekana gitmek isteyenler için adres; Barbaros Bulvarı Caddesi No:55/Beşiktaş...

Ps: Alkollü içki menüsünün cazibesine kapılıp abartmanız olası olduğu için şimdiden uyarayım fazla coşmayın! :)

6 Kasım 2009 Cuma

Görmemiş Gazeteye Çıkmış Vol 2 :)


Habertürk Gazetesi "WEB GÜNLÜĞÜ" köşesinde blog'uma ikinci kez yer vererek beni çok sevindirdi :)

Ayrıca bir kaç gün önce sevgili maydanoz da blog'unda bana yer vermişti ama grip olduğum için sürekli yatak döşek yatıyordum, bir türlü yazamamıştım. :( Biraz geçte olsa Habertürk ailesine ve Maydanoz'a çok teşekkür ediyorum.

Bu grip bütün enerjimi aldı götürdü bir iyileşeyim yeni haber ve yazılara boğacağım sizi :)


Gününüz Güzel Geçsin...

3 Kasım 2009 Salı

Lady Gaga MAC' in Yeni Yüzü


Çok sevdiğim hatta kelimenin tam anlamıyla bayıldığım Lady Gaga Mac'in yeni yüzü olmaya hazırlanıyor...

MAC AIDS fonu için hazırlanan kampanyada boy gösterecek olan Lady Gaga'nın ismini taşıyan ürün "Viva Glam GAGA Lipstick" 18 Mart'ta Amerika'da satışa sunulacak. 14$'dan alıcı bulacak ürünlerin tüm geliri MAC AIDS Fonuna aktarılacak..

Aferin Gaga duyarlı ol böyle :)

1 Kasım 2009 Pazar

Gençliğimi Yedin İpek Ongun!


Genç kızlığa ilk adımını 90'larda atmış olanlar İpek Ongun'u iyi tanırlar...Bir Genç Kızın Gizli Defteri ile bir çok kıza kitap okumayı sevdirmiştir belki de...

Serra'nın maceralarında herkes biraz kendini bulmuştur... Ergenliğin getirdiği bunalımlar,güvensizlikler, korkular hepsi serra'yla aşılmıştır :) "Serra tombiktir bizde tombiğizdir, Serra annesinden fırça yiyordur bizde yiyoruzdur, Serra ümitsizce aşıktır bizde aşığızdır, Serra gün geçtikçe havalı bir genç kıza dönüşür bizde dönüşeceğizdir, evet, evet kesin dönüşeceğiz" diyerek her kitap bir solukta okunmuştur...

Geçenlerde kitap rafları arasında Serra'nın maceralarının bir milyonuncusu "Günler akıp giderken"'i gördüm... Bir nostalji rüzgarına kapılıp hemen aldım... Eve geldim eski günlerdeki gibi aldım yanıma çayımı başladım okumaya... Okudum, okudum, okudum... Ve bir süre sonra anladımki Serra tam bir LOSER :)

Aslında ilk kitaptan beri kafamıza sokulan Serra'nın steril hayatı son derece sinir bozucu...Hayattaki tek amacı iyi bir adamla evlenip ona yemekler yapmak olan , Serra kızımız Bilkent'ten mezun olmuş, bir şirkete ortak olmuş şahane bir adamla evlenmiş ve birde o şahane adamdan şahane bir çocuk doğurmuş ve bunların hepsini 20 li yaşlarında başarmış :) İşte örnek, başarılı bir genç kadın...

Serra'ya göre Hayat; Hilton ötelinin lobisinde çay içmek , lise arkadaşlarınla sağlam dostluklar kurmak , iffetli bir genç kızlık döneminden sonra zengin ve dürüst bir adamla evlenerek, evinin terasında akşam yemekleri vermekten ibaret...

Ama bana sorarsanız Serra nevrotiğin teki... Hayatına topu topu 3 adam girmiş arada onları hasretle anan, sonrada "Ahh ama ne mutlu bana süper bir kocam var" masalına sığınan sıkıcı bir kadın :) O özendiğim tayyör insanı Serra'nın, şu an yanına bile yaklaşmam, gördüğüm yerde kaçarım...

Kitabı okurken sürekli Serra'ya sinir olup, hayatın gerçeklerini anlatmak istiyorsunuz... Çünkü sürekli aşkın doruk noktasının karlar altında dans etmek olduğunu, evliliğin muhteşem bir şey olduğunu , kocanız ne yaparsa yapsın onu mutlu etmeniz gerektiği anlatılıyor... Ayrıca Serra ve kocası sürekli pamuklu pijamalarını giyip sarılıp uyuyorlar!Baklava desenli çorap ve mokasen giyen muhteşem koca , ara sıra Serra'nın yanağına masum bir buse konduruyor. Bu nasıl bir seksistliktir anlamadım tamam kitap genç kızlara hitap ediyor olabilir ama sevişildiği gerçeğini saklamak için bu kadar uğraşılmazki. Kitabı okurken Serra'nın her masum busesinde o çocuk nasıl oldu o zaman Serra masum buseyle miiiii? diye bağırmak istedim:)

Sonuç olarak ben artık büyümüşüm, Serra'da tam bir ezikmiş...

Yıkıldım :)