19 Nisan 2010 Pazartesi

Hayallerinin Peşinde Bir Adam...



Ben küçükken balerin olmak isterdim…

Daha sonra bu hayalimi şarkıcılık,oyunculuk,hosteslik, hatta miçoluk izledi :) Hayallerimi hep dünyayı gezebileceğim meslekler üzerine kurdum.

Derken büyüdüm… Üniversiteye girdim, staj yaptım her gün “beyaz yakalı” insanlarla, beyaz yakalı sohbetler ettim. Sabah 8’de bir servise doluşarak işe gittim akşam 5’te aynı servise doluşup döndüm.

Sonra mezun oldum…

Mutsuzdum…

Her gün onlarca yere cv mi yolladım…

İyi iş demek yeterli bir maaş, sodexo yemek kartı ve haftada bir gün, şanslıysanız iki gün tatil demekti…

Arkadaşlarım topuklu ayakkabılı iş kadınlarından olmak için can atarken ben hep daha farklı hayaller kurdum… Sonra beni mutlu eden şeyin yazı yazmak olduğunu fark ettim. Belki tayyörlü iş kadınları kadar para kazanamam dedim ama en azından sevdiğim işi yaparım mutlu olurum. Yaşıtlarım parasını tasarım ayakkabılara yatırırken ben önce avrupayı sonra dünyayı gezme hayalleriyle doldum… Şu an hayatındaki en doğru karar nedir deseler… Yazmaya başlamak derim…

Bütün bunları neden anlattığıma gelince; Cumartesi gecesi Disco Kralında çok ilgimi çeken bir konuk vardı. “Ata Özev.” İsmi size tanıdık gelmeyebilir ama eminim sevgilinizle el ele yürürken,işe giderken, kredi kartı borcunuzu düşünürken, aşık bir halde dolanırken arkadan size fon müziği çalmıştır…

Ata bir sokak müzisyeni ancak sıradan müzisyenlerden değil. Onu farklı yapan eğitimli olması değil bence. Onu farklı yapan “kalıplarının dışına taşabilmesi”, onu bambaşka yapan “Cesur” olması.

Alman lisesini bitirdikten sonra Almanya’da işletme eğitimi gören Ata daha sonra İstanbul’da çalışma hayatına atılmış.Ve bir gün mutsuz olduğunu fark etmiş. Pek çok insan yolumu böyle çizdim devam etmek zorudayım diye düşünecekken Ata, her şeyi bırakıp hayalinin peşinden gitmeye karar vermiş. Hem de bu hayali gerçekleştirmek için 0 dan başlamış. Borçlanarak şan dersleri alarak kendisine 200 şarkılık bir repertuvar hazırlamış ve sokaklara inmiş. Caddebostan,Kadıköy ve beyoğlunda şarkılarını söylemeye başlamış .

Disco kralında hikayesini dinleyip çok etkilendiğim bu adamı şans eseri bugün Caddebostan sahilinde gördüm. Yanına gidip ayaküstü sohbet ettiğim Ata’nın müziğine,cesaretine, enerjisine hayran kaldım. Benim de her şeyi bırakıp hayalimin peşimden gittiğimi ama çok zorlandığımı söylediğimde. “Ben her şeyi bırakmaya 30 yaşında karar verdim hayaller için hiçbir zaman geç değildir”, dedi. Gülümsedim onu gitarıyla ve şaşkın seyircileriyle bırakıp kendi hayallerimi düşünmeye döndüm…

Güzel havada çimlere uzandık bir süre daha izledik Ata’yı…Biraz meraklı,biraz şaşkın, biraz hayran…

Ps:Ata'yı daha yakından tanımak ve videolarını izlemek isterseniz facebookta ki "OneWorldDestiny" adlı grubuna göz atabilirsiniz.

Fotoğraflar için Alihan Acuner'e teşekkürler...

12 yorum:

  1. bende hep caddede rastlıyorum ama ben bu kadar cesaretli değilim (:

    YanıtlaSil
  2. of fotolari gorunce anladim ne kadar uzun zamandir cadde'ye gitmedigimi

    YanıtlaSil
  3. Pell-in: Bende öyle düşünüyordum ama ilham alınacak biri kesnlikle...

    Lizard Queen; Havalar ısınınca herkes caddeye yayılmış :) al biranı mutlaka git tatlım :)))

    YanıtlaSil
  4. zaman zaman rastladığım biriydi. dediği doğru hiçbir şey için geç değil...

    YanıtlaSil
  5. Miçoluk güzel fikirmiş:) bende herkese küçükken ressam olucam derdim ama resim yeteneğim bile yok:)

    YanıtlaSil
  6. Stuven: heryerde karsısına cıkabiliyor insann :))

    Cindrella: haha olsun bnde hostes olmak isterdim ama uçaktan deli gbi korkuyorumm :))))

    YanıtlaSil
  7. Bende izlemiştim disko kralında hayran kalmıştım.sesi müthiş ve şarkılarıda.

    YanıtlaSil
  8. ATA ÖZEV TÜRK MÜZİĞİNE HAKARET ETTİ

    Bu akşam sahilde yürürken yine Ata Özev'le karşılaştım ve kendisine yurdışında yaşadığımı (doktora öğrencisiyim) ve ülkeme geldiğimde Türk müziği duymak istediğimi, neden hiç Türkçe çalmadığını sordum.   Ata Özev Türkçe müzik dinlemek istiyorsam Kadıköy'deki barlara gitmem gerektiğini söylerek beni ve bu barlara gidenleri aşağıladı. Bu sırada kendisini dinlemekte olan 16-17 yaşlarında bir genç de ' sahilde Türkçe müzik çalmak yasaktır' diyerek ona arka çıktı. Ayrıca arkamdan benimle alay etmek için ' Akdeniz akşamlarını' çalıp kendince beni dinleyici grubunun önünde küçük düşürdü.
     
    Şimdi size soruyorum. Daha ne kadar bu kovboy müsveddesine müzisyen muamelesi yapacaksınız ? Kendisi bu toprakları ve müziğini hakir görüyorsa gitsin Nasvillle'e yerleşsin, adını da Jonny yapıp ( yurdışında 40 yıllık adını Michel yapan Türkler tanımaktayım), oralarda şansını denesin.
     
    Ya da önce bir silkinsin kendine gelsin, keçi sakalındaki paket lastiğini çıkarıp
    Kadıköy, İstanbul ve Türkiye Tarihi üzerine kitaplar okuyarak zaten bildiği ama unutmuş olduğu bilgileri hatırlayarak müzik çalışmaları yapsın. Eğer Akdeniz Akşamlarını hanzo buluyorsa; repertuarını da Sertab Erener, Demir Demirkan'dan eserlerle bezesin.  Araya bir Asturias alabilir (tabii gitarı yeterse).

    Bir insan içinde yetiştiği medeniyete bu kadar mı yabancılaşabilir? Yurtdışında kendini kaybedenlere çok rastladım ama  böyle  bir vakayı ilk kez görüyorum.

    YanıtlaSil
  9. ATA ÖZEV TÜRK MÜZİĞİNE HAKARET ETTİ Bu akşam sahilde yürürken yine Ata Özev'le karşılaştım ve kendisine yurdışında yaşadığımı (doktora öğrencisiyim) ve ülkeme geldiğimde Türk müziği duymak istediğimi, neden hiç Türkçe çalmadığını sordum.   Ata Özev Türkçe müzik dinlemek istiyorsam Kadıköy'deki barlara gitmem gerektiğini söylerek beni ve bu barlara gidenleri aşağıladı. Bu sırada kendisini dinlemekte olan 16-17 yaşlarında bir genç de ' sahilde Türkçe müzik çalmak yasaktır' diyerek ona arka çıktı. Ayrıca arkamdan benimle alay etmek için ' Akdeniz akşamlarını' çalıp kendince beni dinleyici grubunun önünde küçük düşürdü. Şimdi size soruyorum. Daha ne kadar bu kovboy müsveddesine müzisyen muamelesi yapacaksınız ? Kendisi bu toprakları ve müziğini hakir görüyorsa gitsin Nasvillle'e yerleşsin, adını da Jonny yapıp ( yurdışında 40 yıllık adını Michel yapan Türkler tanımaktayım), oralarda şansını denesin. Ya da önce bir silkinsin kendine gelsin, keçi sakalındaki paket lastiğini çıkarıp Kadıköy, İstanbul ve Türkiye Tarihi üzerine kitaplar okuyarak zaten bildiği ama unutmuş olduğu bilgileri hatırlayarak müzik çalışmaları yapsın. Eğer Akdeniz Akşamlarını hanzo buluyorsa; repertuarını da Sertab Erener, Demir Demirkan'dan eserlerle bezesin.  Araya bir Asturias alabilir (tabii gitarı yeterse). Bir insan içinde yetiştiği medeniyete bu kadar mı yabancılaşabilir? Yurtdışında kendini kaybedenlere çok rastladım ama  böyle  bir vakayı ilk kez görüyorum.

    YanıtlaSil
  10. Ve senin yazdigin sence o kadar önemli ki...... iki kere gönderme ihtiyacini duydun...... kardesim, senin istedigini calmak zorunda mi ki? Bir yabanci parca caldi diye neleri uyduruyorsun simdi?

    YanıtlaSil
  11. Şu yazıya bu kadar zaman sonra tekrar bir bakayım dedim, gözlerime inanamadım. Bu "adsız" aynı karalama hareketini OneWorldDestiny grubumda da yapmaya çalıştı, ağzının payını aldı:
    http://www.facebook.com/topic.php?uid=46935987197&topic=13450

    Gelmiş, burayı da kirletmiş. Nasıl bir hınçtır, nasıl bir kıskançlıktır, nasıl bir akıl sağlığıdır, nasıl bir kuyruk acısıdır.

    Her yerde de "adsız", meçhul, kimliksiz... Biraz da cesaret olsaydı bari.

    Ata

    YanıtlaSil
  12. peki siz şu an işleri bırakıp yazı yazarak mı hayatınızı sürdürüyorsunuz? yazınızı gülümsememe neden oldu. çok iyi anladım size gezmeye ve yazmaya gönül vermiş, iş yerinde mutsuz biri olarak..

    YanıtlaSil