31 Ocak 2010 Pazar

Kalk Kız Oturmaya mı Geldik?


Bazıları düğünleri nişanları pek sever...Hatta düğün olsa da oynasak biraz diyen arkadaşlarım mevcut... Benim çok alakam yok böyle olaylarla hatta ilerde evlenirsem İtalya'da falan evlenip bütün bu gürültü patırtıdan yırtmayı planlıyorum :)

Dün gece dayım nişanlandı... Ailemiz çok çok büyük olmadığı için çok fazla düğün dernek görmüşlüğüm yok bu yüzden düğünlerde, nişanlarda ne olur ne biter pek bilmem :)

Daha önce Şu Yazımda oynayamadığımdan bahsetmiştim. O zamandan bu zamana pek bir şey değişmedi hala dans konusunda pek yetenekli sayılmam.Üstüne üstlük Gelin adayı kızımızın "bale ve modern dans öğretmeni" olması benim yeteneksizliğimi iyice gün yüzüne çıkardı...

Nişan Büyük kulüpteydi...Tam benlik dedim...Züppeliğimden değil... Tam benlik çünkü Büyük kulüpte oynanacak bir ortam olacağını zannetmiyordum... Beklediğim şey biraz jazz belki biraz slow yabancı parçalardan oluşan bir repertuardı...

Yanılmışım :)

Anladımki dünyanın en aristokrat mekanında olsanda Türk milleti Lorke Lorke ve Caney Caney olmadan eğlenemiyor.

Killing me softly söyleyen şarkıcı bir anda Haydi bakalım herkes halaya diye coşuveriyor. İşte benim kabus dolu dakikalarım tam o anda başlıyor ailenin oynak teyzelerinden biri gelip "Haydi bakalım gençsiniz oynayın biraz!" diye beni tuttuğu gibi kolumdan sahneye çekiveriyor bir iki kıvırıyorum elimi şimdilerde moda olduğu üzere havayı süpürür gibi sallıyorum. Tam kaçıcam biri önüme çıkıyor haydiii oturmaya mı geldik diye...Zaten giymişim 10 cm platformları ayakta zor duruyorum ... Ne yapsam tansiyonum mu düştü desem ya da bayılma numarası yapsam off ölücem şimdi...

Ve 23 senelik hayatımın en kabus dolu anı... Ben sahnenin ortasındayken darbuka solo başlıyor bir anda çevremde bir çember oluşuyor donup kalıyorum... "Allahım" diyorum "şu an canımı al!" Kalçamı bir o yana atıyorum bir bu yana Asena'nın kötü bir taklidi gibiyim... Darbuka solosu uzadıkça uzuyor ve ben sonunda tek kişilik gösterimi bitirip kendimi salonun en uzak köşesine zor atıyorum...

Gecenin sonunda Dayımın nişanlısı "Salsa derslerini ihmal etme!" diye son noktayı koyuyor...

Düğüne kadar oynamayı öğren biraz der gibi :)

Ben var ya bu sözün altında kalmam...

Düğüne kadar Nesrin Topkapı olmazsam banada Mia demesinler :)))

27 Ocak 2010 Çarşamba

Şifa Niyetine Filmler...


Sonunda bende Kaçamadım Grip oldum.Evde Yorgan, döşek yatıyorum :(

"Madem yatıyorum bari değerlendireyim bunu" diyerek dün iki şahane film izledim.

Biri ne zamandır merakla beklediğim "New York, I Love you" biri de "Paris, jet'aime"...

Tahmin ettiğiniz üzere ikisi de aynı tarzda filmler... İki film de farkı yönetmenler tarafından çekilmiş şehir hikayeleri. Ve ikisinde de oyuncu şöleni var. New York I Love You filminde yönetmenlerden biri Fatih AKIN oyuncu ise Uğur YÜCEL dersem sizi heyecanlandırabilirim sanırım. Böyle projelerde Türklerin adı geçince garip bir şekilde milliyetçi duygularım kabarıyor :)

Açıkçası ben "Paris Jet'aime"'i daha çok sevdim. Özellikle Natalie Portman'ının oynadığı hikaye beni benden aldı öyle güzel, öyle vurucu...

Film eleştrisi yazmakta iyi olmadığım için bunu hakkını verenlere bırakıyorum :)

Ben çok sevdim mutlaka zaman ayırın derim...

Gününüz Güzel Geçsin. Bol, bol C vitamini alın benim gibi şifayı kapmayın :)

25 Ocak 2010 Pazartesi

Mükemmellik tutkusu bir hastalık mı? &Jimmy Choo-Ugg İşbirliği


Cafe Ruj İçin yazdığım yazılar yayınlandıkça buradan size haber vermeye karar verdim.

Başlıkta gördüğünüz Yeni yazılarımı Buradan Ve Buradan okuyabilirsiniz :)

Bu soğuk havada biraz keyiflenmek isterseniz CAFE RUJ'u okumanızı tavsiye ederim. Ben yazıyorum diye mi ? Hiç alakası yok :) Siz bir göz atın ne demek istediğimi anlayacaksınız :)

Keyifli Bir akşam geçirmeniz dileğiyle...

24 Ocak 2010 Pazar

Hello Kitty Netbook Case


Geçen ay Kendime Çantamda taşıyabileceğim, istediğim an internete bağlanabileceğim LG marka bir netbook almıştım. Kendime yazı yazmak için motivasyon hediyesi diyelim :)

Herşey iyiydi, güzeldi minik bilgisayarımla çok mutluyduk ancak bilgisayarım devasa çantalarımın içinde çiziliyordu. Bende bu yüzden bir koruma kılıfı almaya karar verdim, ancak koca istanbul'da güzel, sevimki bir kılıf bulamadım. Bu yüzden kendimi E bay'in sihirli dünyasına attım ve bu güzeller güzeli Hello Kitty'li kılıfı buldum.

Ürünün gelmesi 25 gün gibi uzun bir zaman alsa da değdi. Yumuşacık ve çok cici. Bunun dışında fiyatı son derece uygun.Kargo dahil toplam ödediğim para türk parası olarak sadece 18tl. Sizde almak isterseniz satıcı Burada

Zaten Kızlar için Hello Kitty Dedin mi akan sular durur di mi? :) Satıcının dükkanında farklı renk ve karakterler de mevcut bir göz atın derim.

Gününüz Güzel Geçsin...

22 Ocak 2010 Cuma

Jack Bauer'dan Neyim Eksik ?


Otobüste camdan yağmuru izliyorum "şimdi nasıl yürüyeceğim eve, off çok soğuk" diye düşünceler almış yürümüş kafamda. Telefonum çalıyor... Yaşasın arayan babam ;

-Kızım nerdesin? alayım seni kapıdan.

-Tamam 09 dan geleceğim.

Telefonu kapatıyorum. Yanımdaki çocuk tuhaf tuhaf bakıyor bana. 09 ? hmm bu kız ne olabilir, sivil polis, gizli ajan, terörist ???

Önce size açıklayayım; Bizim sitenin 3 tane giriş kapısı var. Bu kapılardan en çok kullandığımız kapının adı 09. Dışarda bi yerde tamam 09 da buluşalım falan diyince çok tuhaf oluyor.

-Evet Mia saatlerimiz ayarlayıp ,09 adlı gizli kapıda buluşalım.

-Pekala dostum.

-Mia?

-Evet ?

-Tanrı yardımcımız olsun!


Her 09 dediğimde böyle triplere giriyorum. "Çok önemli bi kişiyim oğlum ben. Şu an istesem bu otobüsü havaya uçururum öle acayip bi hayatım var yani, sen ancak okula git gel böyle haha" diye manyak düşüncelere dalıyorum :)

Küçüklüğümde de çok hayalpereset bi çocuktum. Hani herşeyden gaza gelen çocuklar vardırya aynen öyle. Şu an uzaylılar bizim salona inse deseler "Mia seni gezegenimize götüreceğiz üzerinde deneyler yapıcaz" falan hiç direnmem, kendim atlar giderim.

Bana deli mi bu kız diyeceğinize bi düşünün bakalım küçükken ne olmak isterdiniz? Polis,ajan, kovboy, ninja... Hiçbiriniz iş geliştirme uzmanı olmanın hayalini kurmadınız eminim ki...

-Büyüyünce ne olacaksın Eren?

-Eee iş geliştirme uzmanı olacağım , kariyer hedeflerimde bu ilk sırada. Daha sonra Uluslar arası bir firmada genel müdür olmak istiyorum!

Böyle olmaz. Çocuğa sorarsın ne olmak istiyorsun diye, sana "Astronot" olmak istiyorum der.

-Gideceğim uzayda takılacağım, kafama da o koca kaselerden takmayı planlıyorum harika olacak hayatım, harika!!!



Bana biri şu an dese "Mia gizli bir görev için seni Çin'e göndereceğiz" koşarak giderim valla...

Ne zaman büyüdük, ne zaman hayallerimizden vazgeçtik bilmiyorum...

Geleceğin Jack Bauer'ı olabilirim iddialıyım!

Hatta belki öyleyimdir siz bilmiyorsunuzdur :))

21 Ocak 2010 Perşembe

Başkasını Seviyorum


Herkesin hayatında nereye gideceğini bilmediği ilişkiler olmuştur.İleri gidemezsiniz , geri alamazsınız. "Anı yaşayalım" dersiniz o da olmaz. İşte tam o anda karşınıza biri çıkar kurtarıcı gibi ona tutunmak istersiniz...

Başkasını seviyorum; 40'lı yaşlarına gelmiş akıllı ,mevki sahibi günümüz erkeği Yavuz'un başarısız ilişkilerden sonra en kendisine uygun gördüğü Hande ile evlenmesini bu mantık dolu evlilik sırasında Televizyon yıldız Aylin'e aşık olmasını anlatıyor.

Kitabın kapağında yer alan "Bu gerçeği, bardağı uzatırmısın der gibi söylemiştim" cümlesi, kitabın neden çok satanlar listesinde olduğunu açıklıyor sanırım. Kadın ,erkek herkes kendinden birşey bulma ümidiyle kapıyor kitabı...

Bence "Başkasını Seviyorum" ortalama bir kitap. Günümüz ilişkilerini güzel ele alsa da, Yavuz'un doyumsuzluğu dışında pek fazla birşey dikkatimi çekmedi...

Yine de okumak isterseniz kitabı kendi ilişkinizi ele alarak okumayın keyfiniz kaçabilir :)

Bir AŞK daha sona eriyordu, kendi meşrebince, kendi nedenleriyle ve yine ihanetle...

18 Ocak 2010 Pazartesi

Aşk, Sevgi Vesaire Vesaire...


Size aşkın ne olduğunu sorsam bana onlarca yorum yapabilirsiniz.Kiminiz dünyanın en güzel duygusu der kiminiz ağır bir hastalık!

Ben size aşkın ne olduğunu söyleyeyim; Çok dandik bir şey!

İlk başta ayakların yerden kesilsin, havalarda uç bir süre sonra pat diye yere düş bir kaç yerin acısın ağla sızla sonra yaralarını sarmaya çalış adı aşk olsun!

Bazı şeylerin adı konmaz. Çünkü hissettiğin şeyin aşkın çok ötesinde olduğunu bilirsin çoğu insan bunu anlamaz çünkü kalıplaşmış düşüncelere sahiplerdir.

Eğer ortada aşk varsa İki tarafta ilişkiyi sahiplenmelidir. Herkese bu benim sevgilim diye hava atılmalı, facebook'a ilişkide yazıp bakın ne kadar aşığız resimleri konulmalı, arada bir kıskançlık krizleri geçirilmelidir aşıksan???

Eğer bunlar yapılmazsa iki taraf birbirini sevmiyordur!

Efendim ?

Dandik bir şey demiştim size!

Bu dandik geçici hissi atlarsak gerçek olan bir şeylerde vardır.

Birini sevmek yaşadığınız şehri sevmek gibidir. Ne olursa olsun seversiniz bazen çekip gitme düşüncesi sarsa bile sizi farklı bir şehirde yapamazsınız çünkü o şehri seviyorsunuzdur koşulsuzca...

Birini seviyorsanız beraber yemek yaparsınız, yapmayı bildiğiniz bir kaç çeşit yemekle dalga geçer ama hepsini yer siz mutlu olursunuz o size bir tabak daha var mı? diye gülümser...

Birini seviyorsanız bütün hücrelerinizde hissedersiniz... Herkese onu anlatmak herkesle onu konuşmak istersiniz....

Birini severseniz onun anlamadığınız bir uzakdoğu sporunu beraber öğrenme isteğini kabul edersiniz...

Beraber film izlerken her seferinde uyuyakalmasını tatlı bulursunuz...

Birlikte gülersiniz saatlerce...Anlattığınız şey ilginç olmasa bile sizi dinler bıkmadan usanmadan...

Pazar sabahları beraber kahvaltı hazırlarsınız... Beraber gazete okur saatlere yayılan sohbetler edersiniz...

Heyecanlarınızı paylaşırsınız, ayaklarınızın titreyerek gittiği bir iş görüşmesi öncesi telefonda cesaret verir size. Kendinize inanmanızı sağlar...

Kimse inanmasa bile en başından beri inanıyordur size...

Kışın deli gibi yağan kar ve kapanan yollara rağmen birbirinizi görmek için uğraşıp durursunuz...

Birini gerçekten seviyorsanız ona sonsuz güvenirsiniz... Canınızı yakmayacağını bilirsiniz...

Beraber uzanıp kitap okurken öylece uyuyakalırsınız...

Bazen motora atlar gider bütün İstanbul'u turlar, Ortaköy de midye dolma satan çocukla muhabbet edersiniz.

Beyoğlu'nun tüm sokaklarını gezip fotoğraf çekersiniz...

Birini seviyorsanız her hücrenizde huzuru hissedersiniz...

Aşk bunların onda biri değildir... Gelip geçerken ağzınızda acı bir tat bırakır... Bittiğinde o acı tattan kurtulmak için bir daha asla görmek istemezsiniz belki numarasını siler ya da ona ait tüm anılardan kurtulmak istersiniz...

Ama birini seviyorsanız, onu tüm hayatınız boyunca yanınızda istersiniz sıfatının ne olduğu önemli değildir...

Peki ya Aşk ne olacak? derseniz;

Dandik bir şey demiştim size!

15 Ocak 2010 Cuma

Sen Benim Olsan...



Sonsuza dek mutlu olsak...

14 Ocak 2010 Perşembe

Güzel Bir Haberim Var :)


Turkuvaz Medya Grubuna ait yeni, Kadın ve Moda Sitesi Cafe Ruj'da yazar olarak yer almaya başladım. Yazarlığa ilk adımımı attım böylece :) Yazılarıma Buradan , Buradan veeee Buradan ulaşabilirsiniz :)

Heyecanımı paylaşan 218 kişilik aileme ve desteğini hissettiğim herkese çok teşekkür ederim.

Gününüz Güzel Geçsin...

12 Ocak 2010 Salı

Kavga Etme Sanatı!

Kavga etmek iki kişilik gibi görünse de tek kişilik bir aktivitedir...

Bir taraf efor sarfederken, diğer taraf izleyici konumundadır... Mesela erkek bağırır çağırır duvarları yumruklar, kız seyreder, sesini çıkarmaz öylece bekler.

Ama bildiğim tek birşey var kavga etmek yetenek ister...

Kavga ederken bağırmak , çağırmak ,beden dilini kullanmak falan herkesin harcı değildir.

Kavga edeceğim diye karizmayı boydan boya çizdirmek olası bir durumdur.

Çünkü hiçbir kavga filmlerdeki gibi gerçekleşmez.Filmlerdeki Çiftlerin kavgaları karizmatik olur Jude Law Cameron Diaz'a "What the fuck is going on ? diye bağırabilir Cameron Jude'a okkalı bir tokat atabilir sonra hoop sevişebilirler.

Yada Issız Adam filminde kız ayrılığın sonuna Karda donmak üzeresin, uyumak tatlı geliyor ama sen öldüğünün farkında değilsin! gibi efsane bir sözle imzasını atabilir.

Ama gerçek hayatta sonuç şu olacaktır.

-Şükran; ben bir mikrobum sana bağlanamam.
-Mehmet; Karda donmak üzeresin, uyurken ee.. Uyuma Karda üşürsün!
-Şükran?
-Mehmet?
-Sevişsek mi ?

Bittin... Niye büyük cümleler kurmaya kalkıyorsun bitti de git.

Zaten o büyük cümleleri asla düzgün kuramayız isteriz ki çok afilli bir şekilde bitirelim ilşkiyi karşı taraf hayatı boyunca unutamasın bu ayrılığı. Ama olmaz hayat garip bir şekilde sizinle dalgasını geçer ya "Elveda sevgilim!" diye hüzünbaz bakışlar eşliğinde giderken ayağınız takılır, ya da diliniz sürçer "Elveda sevgülüm" dersiniz bütün havanız söner.

Filmlerde herkes birbirine çat çat tokat atabilir. Küçükken Şeker Kız Candy çizgi filmini izlediğimde Terry Candy'i öpünce namuslu kızımız Candy hemen tokat atmıştı. 9 yaşında bir kız bunu izlerse ne sanır "Biri seni öperse tokat atacaksın, işin raconu budur" Ya da kavga esnasında adamın suratına su atacaksın, kafasına ketçap sıkacaksın bu örnekler uzar gider. Hollywood bizi çok fena kandırıyor haberiniz olsun. Bir Türk erkeğinin suratına kavga esnasında su atarsan "ahh sevgilim sinirlenince daha bir güzel oluyorsun!" diyip gülmez "Höööyytt noluyo lann" diye gürler Ne o şaşırdınız Jude değil karşınızdaki uyanın :)

Siz en iyisi kavga ederken havalara girmeyin bir iki bağırın çağırın stresinizi atın sonra da takın Bir Jude Law Filmi rahatlayın :)

9 Ocak 2010 Cumartesi

Anlat Kendini!



Bu mimi çok uzun zaman önce yapmam istenmişti kim yollamıştı ne yazık ki hatırlamıyorum şu anda. Sevgili HAMLET 'in blogunda görünce ve bu gece uyku tutmayınca, cevaplamaya karar verdim :) Kendimi 100 maddede anlatmamı istiyor mim hadi bakalım başlayalım...

1. Kesinlikle Çok şeffaf biriyim beni çözmek çok zor değil
2. Çok sıcakkanlıyım ama karşımdakini sevmezsem buz gibi olabilirim
3.Kendimi anlatmaya bayılırım o yüzden mim tam benlik :)
4.Çok konuşuyorum
5. Çok düşünüyorum
6. Bazen o kadar hızlı konuşuyorum ki karsımdaki "biraz yavaş vaktimiz var daha" diyerek uyarmak zorunda kalıyor beni.
7. Küçükken Kıyamet gününün gelmesinden manyak gibi korkardım, bir süre her sabah kıyamet kopcak hepimiz ölüceeez diye uyandım.
8.Her gün farklı hayallerle uyanıyorum.
9. Kışın ellerim, ayaklarım çok üşür.Kansızlık gibi saçma bir sorunum var.
10. Çok su içerim annem elimde bardak görünce yinemi içtin bütün suyu diye kızar:)
11. Gelecekle ilgili tek isteğim mutlu olmak çok para, yada statüyü umursamıyorum.Mutlu olacağım işi yapmalıyım sadece.
12. Babama tapıyorum. Bazen çok üzüyorum ama hayatta benim için en önemli insan.
13. Annemle çoğu zaman atışsakta ikimizinde karakterinin çok baskın olmasından kaynaklanıyor.Benim kadar güçlü bir kadın :)
14. Güçlüyüm diyorum ya bazı bazen çok güçsüz ve duygusal oluyorum
15. Duygusal olduğumu itiraf etmek çok zordu...
16.Yok yok hayır duygusal değilim :)
17.Hiç aşık olmadım , çok değer verdim çok sevdim ama ayaklarım hiç yerden kesilmedi.
18. Aşık olmak istiyorum.
19.Bu aralar olabilir gibi hissediyorum :)
20.Fazla iyi niyetliyim. Bu övündüğüm değil aksine üzüldüğüm bir özelliğim saf olacak kadar iyi niyetliyim.
21.Bu iyi niyet yüzünden şahane kazıklar yedim.
22.Dostlukların önemli olduğunu düşünüyorum ama özünde yalnızsın geçen yıl bunu anladım.
23.Küçükken şarkıcı olmak isterdim Lise sona kadar bu hayalim devam etti.
24.Marketing okumama rağmen gazeteci olmak istiyorum.
25.Gazeteci olacağım!
26.İsim hafızam çok kötüdür birileriyle tanıştırıldığım an karşımdakinin adını unutabilirim.
27.Koku hafızam ise garip bir şekilde güçlüdür kokusu aklımda kalmış bir insanın yuzunu hatırlamakta zorlanırken kokusu dün gbi aklımdadır.
28.Türkiye şartlarına göre düşüncelerim insanlara fazla avrupai gelebilir. Gelenekselci bir bakış açım yok hayata.
29.Hayata karşı cesurum, risk almayı seviyorum.
30.Bazen fazla risk alabiliyorum 5 yıl önce yaptığım bir çok şeye nasıl yapmışım diye hayret edebiliyorum.
31. Yemek yemeyi çok seviyorum
32.Ancak hayatım zayıflamaya çalışarak geçiyor.
33.En büyük hayalim dünyayı gezmek.Sırasıyla New York, Cape Town, Barcelona, Paris en çok görmek istediğim şehirler.
34.İlşkilerde zor biriyim.
35.Arkadaşlıklarda çok iyiyim bu yüzden erkek arkadaşımın en yakın arkadaşım olması gerek.
36.Sinirli değilim ama ara sıra çabucak parlayabiliyorum sönmemde kolay oluyor.
37.Siyasetle çok fazla ilgim yok sebebi bizi gercekten yönetebilecek birinin olmadığını düşünmem.
38.Kitap okumayı çok severim küçüklüğümde bile teyzemin dergilerini,kitaplarını önüme döker hepsini okurdum. Feminist bir tarafım varsa 9 yaşında Duygu Asena'nın yazılarını okuduğum için olabilir.
39.Babannem Feminist mi olcaksın başımıza diyince 2 saat feminizmi anlatmaya çalışıp sonra vazgeçtim :)
40.Kıskanç değilim ne arkadaşlıklarımda ne de ilişkilerimde. Kıskançlığın bir sevgi göstergesi olduğuna inanmıyorum.
41.Seni seviyorum lafının büyütülmesini anlamıyorum. Bugüne kadar sevdiğimi söylemekten hiç korkmadım.Sevdiğini gurur yapıp söylemeyen insanın egosunun büyük olduğunu düşünüyorum.
42.Bazen hayatın benimle dalga geçtiğini düşünüyorum.Herzaman başıma komik olaylar geliyor en trajik anlarda bile.
43.Ağlayınca burnum kızarıyor.
44.Her kadın gibi ara sıra drama kraliçesini oynayabiliyorum. Önemsiz bir şey yüzünden hayatım iğrenç diyebiliyorum ama hemen geçiyor :)
45.Blog yazmamın sebebi anlatacaklarımın hiç bitmemesi
46.Bir keresinde gece o kadar uzun süre konuşmuştum ki konuşurken sızıp kalmıştım :)
47.Geri dönmek istediğim tek yaş 19.
48.Farklı bir zamanda yaşama şansım olsaydı 70'ler olurdu.
49.En sevdiğim yemek taze fasulye. Tek geçerim :)
50.En sevdiğim içki Kırmızı şarap.
51.Bu mimi gece 3:30 da yapıyorum uykusuzluktan öleceğim.
52.Kimseyi yargılamam. Ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın.
53.Hayatıma insanları çok zor alır, çok zor çıkarırım, çıkarsa da bitmiştir zaten.
54.Mühendisleri sevmem diye garip bir tavır takınmama rağmen bütün erkek arkadaşlarımın mühendis olması güzel bir ironi.
55.Sayısal zekam gerçekten korkunç. Rakamlarla aram hiçbir zaman iyi olmadı.
56.Eleştirel bir zekaya sahibim sorgulamadan hiçbirşeyi kabullenemiyorum.
57.Bunun yanında yaratıcı olduğumu düşünüyorum.
58.Karanlıktan korkuyorum küçük bir ışık yakmadan uyuyamıyorum
59.İspanyolca öğrenmek istiyorum.Bir gün ana dilim gibi konuşacağım.
60.Çok ciddi ve alıngan insanları sevmiyorum bence hayat komik ve tadını çıkarmak gerekiyor.
61.Yine kendini çok farklı sanan insanları da sevmiyorum ezberlenmiş düşüncelerle konuşup çok şey biliyormuş havasındaki insanlara ise tahammül edemiyorum:)
62.Filmlerde uyanınca süper görünen hatunlara sinir oluyorum ben uyanınca yüzüm garip bir şekilde şiş oluyor.
63.Esmer tenliyim ama yazın en yüksek koruma faktörlü kremleri sürüyorum ki çok yanmamayım yoksa Kibariye'ye dönüyorum.
64.Sokak dövüşü öğrenmek gibi bir fantaziye sahibim.
65.Cihangir'de bir teras katı istiyorum. Arkadaşlarım gelsin gitsin hep mutlu olayım o teras katında.
66.Ersin Karabulut'la tanışıp saatlerce muhabbet etmek istiyorum.
67.Lise 1 de Teoman'la tanışmıştım ama o zaman ergenliğin doruğunda ve çok çirkindim. Şimdi tanışsaydık belki çoluk çocuğa karışırdık :)
68.Küçükken teyzem en büyük idolümdü. Her zaman bakımlı, bekar güzel bir iş kadını... Evlendiğinde çok büyük hayalkırıklığına uğramıştım:)
69.Yine de teyzem en büyük idolüm herşeyi zamanında ve güzel yaşadığını düşünüyorum.
70.Herkes bağlanmaktan korktuğumu söylüyor oysa ki korktuğum özgürlüğümü kaybetmek birlikte özgür olacağım bir adama bağlanabilirim.
71.Kariyer planlarımı büyük bir şirkette staj yaparken değiştirdim. Hayatımı büyük cam ofislerde takım elbiseli insanların içinde mutsuz olarak geçirmek istemiyorum. Düşlerimin peşinden gideceğim.
72.Bebekleri seviyorum, ama bence çocuklar sinir bozucu büyümesinler hiç :)
73.Küçükken Babannem bana öyle korku filmi tadında bir masal anlattı ki bir daha asla masal dinlemek istemedim :)
74.Soft rock sevmeme rağmen ara sıra kendimi Demet akalın, Hande yener,Serdar ortaç dinlerken buluyorum :)
75.Küçükken Show Tv'nin jeneriğinden korkuyordum geçenlerde youtube'da buldum hala korkuyorum :)
76.Şeker Kız Candy favori çizgi filmimdi. Şimdi bakıyorumda pembe dizi tadındaymış ama yinede güzeldi :)
76.Yine Küçükken filmlerdeki oyuncuların öpüştüğüne inanmazdım. Dudaklık takıp öpüşüyorlar diye düşünürdüm. Dudaklık neyse ?:)
77.Lisede Christina Aguilera hayranıydım. Gecen sene Var mısın Yok musun? için geldiğinde izlemek için stüdyoya gidip konuk olmaya calıştım ama başaramadım :)
78.Sade bi kızım süslü cümleleri ya da lafı dolandırmayı sevmem.
79. En kötü özelliğim çok sabırsız olmam her şey hemencecik olsun istiyorum
80.Eleştiriye açığım...
81.Yaz yaz bitmedi bunlar :)
82.Zoru seviyorum. Kötüyüde seviyorum.En azından kendim kadar kötüyü.
83.Yalan söylerken hemen açık veriyorum bu konuda çok kötüyüm üzerinde çalışmalıyım.
84.Asla yalan söylemedim diyen insanlara kocaman kocaman gülüyorum :)
85.Romantizm anlayışım güller ve kalplerden ibaret değil. Beraber kitap okumak bile romantik benim için.
86. Huzurlu ilişkileri seviyorum aşırı doz tutku bana göre değil hatta boğucu.
87.3 tane dövmem bir tane piercingim var. Bir Dövmem hariç hepsini çok seviyorum.
88.Dövmem olması asi olduğum anlamına gelmiyor:)
89.Bir kez sarışın olmaya çalıştım bir daha asla yapmayacağım çok korkunç :)
90.Modayı seviyorum moda dergilerinin içinde kaybolmayı da.
91.Hayatımda en çok etkilendiğim kitap Simyacı. Hayata bakışımı etkilediğini düşünüyorum.
92.Issız adam filminde hıçkırarak ağlamıştım:)
93.Çok sakarım Düz yolda yürürken düşebilirim.
94.Ayaklarıma kırmızı oje sürünce mutlu oluyorum.
95.iSTANBUL'u çok seviyorum. Hersabah okula giderken otobüste uyurken tam köprüde gözlerimi açıp ne kadar şanslı olduğumu düşündüm hep boğaza karşı.
96. Bu şehri bırakmak istemiyorum kalabalığını,gürültüsünü,karmaşasını,insanlarını herşeyini seviyorum.
97. Hiç hayvan besleyemedim. Kendi evim olunca bir kediş almak istiyorum adını da Lokum koyacağım.
98.2010'un çok güzel olacağına inanıyorum evet gerçekten umutluyum :)
99. Bitiyor galiba oysa daha anlatacaklarım vardı :)
100.Hayatımdaki bazı insanlar çok değerli ve hepsini ayrı ayrı çok seviyorum... Geceleri kendim için dua ederken onlar içinde ediyorum yanımdan hiç ayrılmasınlar diye...

That's all :)

8 Ocak 2010 Cuma

42 Beden Moda Olmuş! Yemezler!


Son yıllarda yapılan kıvrım güzeldir çalışmalarını biraz iki yüzlü bulduğunu itiraf etmeliyim. Sen git yıllarca Kate Moss ,Gisele Bundchen gibi modelleri gözümüze sok ,sonra gel "Kıvrım güzldir, gerçek kadın kıvrımlıdır!" falan de. "Yaşasın 42 beden moda olmuş gelsin pastalar, börekler" diyeceğimiz günler olacak mı? Hiç sanmıyorum :)
Neyse sizi Solve Sundsbo'nun V Magazine için yaptığı çekimler ile başbaşa bırakıyorum :)
Enjoy it...




4 Ocak 2010 Pazartesi

Ayşe Özyılmazel Kankam Olur!


Ünlülerle olan ilişkimiz gerçekten çok acayip.

Eskiden ünlüler insanüstü varlıklar kabul edilirken şu an Rihanna pastalı börekli kadın sohbetlerinde "Rihanna'nın bikinili fotoraflarını gördünüz mü ? bende bu kadar selülit yok, birde dünyaca ünlü star olacak o kadar parası var hala selüliti var tüühh boyu posu devrilsin!" tadında dedikodulara maruz kaldığını bilse ne düşünürdü?

Şimdilerde herşey fazlasıyla şeffaf. Bir tıkla ünlü insanların Twitter'dan neler yaptığını görebiliyor hatta cevap bile verebiliyorsunuz. Geçenlerde Twittera cikleyen Ayşe Özyılmazel'e benim listemden biri cevap yazmış "Bak Ayşeee bence öyle yapmamalısın böyle yapmalısın" falan diye :) Eee Ayşe'de seni çok taktı! Böyle yazınca ünlülerle arkadaşmışız gibi mi geliyor acaba? Geçen gün Okan'la konuştuk hani şu bizim Okan canıım , Bayülgen olan.... Kadın hakları konusunda derin bir sohbet ettik." Nerede? Twitterda!!! :)

Anlıyorum ünlü birine yakın olmak güzel falan ama kanka olmaya çalışmak niye :) Mesela ben Gülse Birsel'le tanışmayı çok isterdim.Hatta ne tanışması beraber eve çıkalım ,bütün gün gülelim, eğlenelim hayat şen şakrak geçsin. Ama gerçek hayatta bi tanışsak "Ee Merhabaa Gülse hanım ailecek beğenerek izliyoruz sizi!" falan derim heralde, sonuçta bir sınır var aranda. Ama Twitter'da Gülse "Çay içiyorum" yazsa altına "Gülseee yapma dostumm çay uykunu kaçırır bu saatte süt iç ehehe" yazabilirsin.

Ünlü insanların gerçekten ünlü olduğu sokakta görünce "Aaa baksana şu Yaprak Dökümünde oynayan çocuk değil mi? haydi gel imza isteyelim!" denildiği günleri geri istiyorum.

Ayşe tweet yazmış durun şuna bir cevap yazayım :)

Gününüz Güzel Geçsin...