27 Şubat 2010 Cumartesi

Cam Kırığı


"Biz sadece takılıyoruz" dedim...Bakışlarımı umursamazca kadehime çevirirken...

Aşk yok aramızda... Zaten aşkı aramaktan çoktan vazgeçtim. Kendimi daha fazla yoramayacak kadar yorgunum...Öte yandan aşık olmasak bile derin bir sevgi oluştu aramızda zamanla... Saçmalık! Aşk neydi sevgi neydi hangisi bir üst leveldi hiç bilmiyorum... Belkide bunları düşünmeyecek kadar kendimle meşguldum...

Sahi ne zaman böyle oldum?

Buz gibi bir yatakta seviştikten sonra ellerimizin birbirine kenetlenmesinin sebebi varmıydı? Bıraksan beni düşecektim sanki...

Seviyormuyduk gerçekten... Yoksa korkumuydu bizi esir alan...

Kafamda milyonlarca soru birbirini delip geçerken kadeh elimden kaydı...

Ağır çekim izledim kadehin düşüşünü... Bizim gibi aslında hızla yere çarpan kadehin kırılmasını duymam dakikalarımı aldı...

Olduğu yerde bıraktım cam kırıklarını... Zaten bilirsin hiç sevmem kırılan şeyleri onarmayı bırak orada kalsın...

Korkuyorum dedim...

Karanlıktan korkuyorum...

Bilirsin ışıksız uyuyamam. Ama o yanımdayken zifiri karanlıkta uyuyoruz... O beni koruyor karanlıktan , boşluktan , hatta kendimden...

Yine de adını koyamıyorum. Bazen ona yüklüyorum herşeyi. Ne bu aramızdaki diye soruyorum... Belirsizliği kaldırmak ikimizide kurtaracak belki... Biliyorum benim ol dersen kaçacağım...İçten içe bağırıyorum "Ne olur bırak beni... Git de!" Bu kadar iyi olma artık...

"Seni Seviyorum" Diyor... "Öyle işte Çok seviyorum... Sen olmazsan çok üzüleceğim..."

Gözlerim kırık kadehe takılıyor...

"Şunları toplamam lazım ..."

"Kimsenin ayağına batmasın artık..."


(Bu yazının gerçek kişi ya da olaylarla ilgisi yoktur... Ara Sıra bazı farklı yazı denemelerim oluyor paylaşmak istedim...)

...

... Yazasım Yok...

26 Şubat 2010 Cuma

Benim de Vogue'um Var Ben de İnsanım!


Günlerdir Bir Vogue coşkusudur gidiyor bütün bloglarda Vogue aşağı Vogue Yukarı :)

Ben de Vogue'un Moda tutkunları için özel olarak hazırladığı 1000 adet koleksiyon baskısından birini almak için Çarşamba günü İstinye park'a gittim ama ben gidene kadar dergileri ikişer üçer kapan türk moda severler bana bir tane bile dergi bırakmamış:)

Moral bozukluğuyla eve dönüp "Bir Vogue'um bile yok!" diye tweetler yazdıktan sonra sevgili iconjane'in blogunda bir adet Vogue'u hediye ettiğini gördüm.Ve bana tekrar bir umut ışığı doğdu tek yapmam gereken Ben olsam Vogue'u bana verirdim çünkü... Sorusuna en yaratıcı cevabı vermekti...

Eh resimden de anlamış olduğunuz üzere iconjane benim cevabımı seçerek Vogue 395'i bana hediye etti ve beni sevince boğdu :)Bana bu şahane hediyeyi kazandıran cevaba Buradan"ulaşabilirsiniz... :)


Dergiyi çok çok beğendim özellikle hepimizin başta önyargıyla yaklaştığı Seda Domaniç'in yazısı benden 10 puan aldı... Domaniç yaşadığı herşeyi çok içten bir şekilde kaleme almış... Bu yüzden bende aptal önyargımı bir yana atarak Domaniç'i sevmeye karar verdim :)

Özellikle stylingi çok sevdim pahalı parçalarla ucuz parçaları bir arada kullanmaları gerçekten orjinal olmuş...Moda fotoğrafları inanılmaz güzel çekimlerde doğu batı sentezi çok güzel harmanlanmış, ortaya gerçekten de güzel bir melez çıkmış... Aslında anlatmak istediğim çok şey var ama 3 saat trafikle boğuştum ve inanılmaz yorgunum gördüğünüz gibi doğru düzgün bir resim bile çekip koyamadım bu seferlik beni affedin :(

Bu yüzden sözü Styleboom'a bırakıyorum çünkü dergiyle ilgili çok güzel bir inceleme yapmış mutlaka okuyun :)

Şimdi gidiyorum siz cuma gecesi gezip tozarken ben saat daha dokuzu gösterirken biraz kitap okuyup sonra da sızıp kalacağım :)

Son olarak tekrar teşekkürler iconjane :)

İyi Haftasonlarııııı :)))

25 Şubat 2010 Perşembe

Kendini Rachel Ray Sanmak!


Blog yazmaya başladığımdan beri görüyorum pek çok blog sahibesi ara sıra yaptığı yemekleri anlatıyor. "Bugün viyana usülu şinitzel yaptım, onu yaptım bunu yaptım" diye. Bazen özeniyorum bende yazayım diyorum ama tek yapabildiğim yemek sebzeli bulgur pilavı ve fesleğen soslu makarna.Yani öyle dünya mutfaklarından yemekler pişirebilme gibi bir yeteneğim yok. Bu yüzden bir ortamda iyi yemek yapan kadınlara karşı hemen çirkinleşiyorum :)

Şöyle ki ;

-Ben bir köri soslu tavuklu zıkkım yaparım parmaklarınızı yersiniz.

-Bence yeme sen o köri soslu zıttırıyı bak kalçan kocaman olmuş!

Ayıp bana!

Aslında itiraf etmeliyim benim ki sadece kıskançlıktan. Belki bende yapabilirim ama beni yüreklendiren kimse yok ki ne zaman bir arkadaşıma gitsem yemek yaparken yardım etmeye falan kalksam aman sen dur diye her şey elimden alınıyor.

Anlamıyorum nedir bu panik!

Bence bu yemek yapma yeteneğinin genlerle ilgili . Şöyle ki; anneniz , yada büyük anneniz ne kadar iyi yemek yapıyorsa siz de o kadar yapabiliyorsunuz. Eh şöyle bir gerçek var benim annem de Emine Beder değil :)

Mesela zeytinyağlı yaprak sarma yapıcam diye oturur bir yerden sonra onları ince ince sarmaya çalışmaktan kadına fenalık geldiği için bırakır. Bu yüzden küçükken favori yemeğim dolma içi olmuştur :)

Bir de erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer durumu var ki bu erkeklerin ne kadar duygusuz olduğunu açıkça ortaya koyar beni kıymalı taze fasulye için daha çok sevecek erkek hiç sevmesin daha iyi!

Yoksa ilişki bir yerden sonra aynen şuna döner;

-Sevgilim beni seviyor musun?

-He seviyorum,seviyorum bu akşam ne pişürdün?

Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer tezi doğrulandığı an benim bittiğim andır haberiniz olsun...:)

Ps:Google'da Rachel Ray'ın resmi ararken karşıma Fhm çekimleri çıkınca "yok artık!" dedim. Fhm "kadın olsun, çamurdan olsun!" diyerek Rachel'ıda soymuş.Peki olmuş mu tombik tombik? tabiki olmamış :))

24 Şubat 2010 Çarşamba

Kızını Dövmeyen Dizini Döver!


Evet içime anne kaçtı!

16 Yaşında ki "Taylor Momsen" gibi giyinen bir kızım olsaydı bir temiz döverdim :)



23 Şubat 2010 Salı

Trend Mrend: Taupe Nail!


Bir New York Moda haftası daha geldi geçti...

Muhteşem koleksiyonların yanısıra benim aklım en çok Marc Jacobs'un Fall/Winter 2010 defilesinde kullandığı ojelerde kaldı... Defiledeki ojelerin hepsi profesyonel tırnak artistleri tarafından farklı ojeler karıştırılarak elde edilmiş.Ancak Küçük bir google aramasıyla çok benzer renkleri kolayca bulabiliyorsunuz.Zaten hazırı varmış tırnak artisti falan işin havasımıdır nedir anlamadım :))

Her neyse, rengimizin adı "Taupe" Türkçe de kahverengimsi gri gibi bir anlamı var.

Benim en çok beğendiğim renkler "Chanel 505 particulier" ve "Opi-You don’t know Jacques”oldu. Chanel biraz tuzlu olduğu için tabiki tercihim Opi'den yana olacak.

Bu arada e-bay'den "opi" alışverişi yapıp memnun kaldıysanız. Aldığınız satıcının adını bana yazarsanız çok sevinirim, havalara uçarım :)


Gününüz Güzel Geçsin ;)

22 Şubat 2010 Pazartesi

Ama Arkadaşlar İyidir...


Biz bu hafta sonu bir avuç kız küçük bir öğrenci evinde ;

Yemek yaptık

Güldük...

Şarap içtik

Yine Güldük...

Şarabımız Döküldü

Bir daha Güldük..

Yeni bir şarap almaya gideken taksici amcanın radyosunda çalan şiirleri dinledik...

Sessizce Güldük...

Döndüğümüzde bir arkadaşımızı iyice dağıtmış bulduk...

Önce toparlamaya çalıştık ama sonrasında; evet doğru yine güldük...

Sonra bizde dağıldık

Güldük, güldük...

Konuştuk hep, hiç susmadık...

Sarıldık, atladık, zıpladık Zeynep rap yaptı ,Gözde salsa :) Gamze'nin babasının müteahhit olduğunu öğrendik :) Erkek arkadaşıyla ciddi adımlar atan Gizem yüzüğünü gözümüze soktu onun için sevindik :) Belya'nın eskisinin yeni sevgilisinin çirkin olduğuna karar verdik:)Damla içmediği için bizi azarlayıp durdu sonrasında o da coştu :)) Ben bütün bu olanları fotoğrafladım... Ayaklarımızın sığmadığı bir yatakta uyuduk...Sabah kahvaltıda nutella yedik... Yine konuştuk hikayelerimiz hiç bitmedi... 20 li yaşların en güzel zamanlar olduğuna karar verdik... Evlenip çoluk çocuğa karışmak için uzuuun yıllar beklemeye, Cihangir'de bir teras katı kiralamaya , birlikte Küba'ya tatile gitmeye, artık topuklu ayakkabı giymeye,son bir dövme yaptırmaya ve hep neşeli kalmaya karar verdik...

İnsanın hayata aynı baktığı arkadaşlara sahip olması kadar güzel ne olabilir?

Arkadaşlar iyidir...

O zaman içelim :)))

16 Şubat 2010 Salı

Anlatmak Kendini İlk Kez Anlatır Gibi


İlişkilerde ilk izlenimin önemi nedir sizce ?

Kendinizi karşı tarafa dürüstçe anlatmak doğru mudur? Ya da beyaz yalanlara başvurmak.
Aslında hiç olmadığınız bir insan gibi davranmak çözüm müdür?

Ne yaparsak yapalım kadınla erkek arasındaki ego savaşları bitmek bilmiyor. İki tarafta da bir en güçlü benim kaygısı almış yürümüş durumda. Kadınlar Sex& the City gibi bir hayatım var metropol kadınıyım, kendi ayaklarımın üzerinde dururum mesajı verme, erkekler de bunun altında kalmama derdinde... Devamı İçin Tık Tık:)

Louis Vuitton Saçmaladı!



Gelmiş geçmiş en güzel çantaları tasarlayan Louis Vuitton'un "New Age Traveler" adı altında 54.000$ a piyasaya sürdüğü bu garip şeyi görünce insanın "New Age'iniz batsın!" diyesi geliyor.Çok fena çok!

15 Şubat 2010 Pazartesi

La Vita Pasticerria...


Hani Lisede sağlık kitaplarında besin piramidi vardı ya sağlıklı bir insanın şu kadar tahıl bu kadar karbonhidrat o kadar bilmemne tüketmesi gerekir diye...

İşte benim besin piramidimin %80 nini karbonhidratlar oluşturuyor ne yazıkki:)

Pasta, börek, poğaça,ekmek karşı koyamadığım lezzetler.

Normal insanlar çikolata krizine girerken ben zeytinli açma krizine girebiliyorum mesela...

İşte tam bu kriz anlarımda kendimi La Vita'da buluyorum... Daha içeri girer girmez çeşit çeşit kurabiyeler, kekler ve tuzlular aklımı başımdan alıyor! Haftasonları Kerem'le "Film izleyeceğiz bari atıştırmalık birşeyler alalım" diyip içeride gözümüzün döndüğü ve atıştırmalık diye girdiğimiz "La vita"'dan elimiz kolumuz dolu çıktığımız çok oluyor. Sabahları ofistekilere taze Sandviç ve poğaçalarla süpriz yapabileceğiniz gibi Rumeli Caddesine bakan balkonunda muhteşem bir kahvaltı yapabilirsiniz...Fiyatlar çok uygun harika bir kahvaltı tabağı sadece 10tl!


Ben Rumeli Şubesinin müdavimiyim.Diğer şubeler için Buradan web sitesine göz atabilirsiniz...

Ps:Besin Piramidine Sevgiler!!! :)

13 Şubat 2010 Cumartesi

Paul Auster - Görünmeyen


Kaç gecedir uykusuzlukla boğuşuyorum...

Yatakta dönüp duruyorum,film izliyorum,kitap okuyorum,hatta koyun sayıyorum ama olmuyor. Gün doğumunu görmeden uyuyamıyorum :(

Bu gecelerden birinde okudum Paul Auster'in "Görünmeyen" kitabını... Popüler kitaplara özel bir ilgim olmamasına rağmen, yüzyılın en iyi kitaplarından biri olarak değerlendirilmesi meraklanmama neden oldu. Daha önce hiç Paul Auster okumamıştım ama Görünmeyen'den sonra tüm kitaplarını okumaya karar verdim...

Paul Auster kitapta; Genç edebiyat öğrencisi Adam Walker'ın gözünden 68 kuşağını, karmaşık hatta rahatsız edici boyuttaki ilişkilerini ve bunların getirdiği ruh hallerini geçmiş ve gelecek arasında mekik dokuyarak anlatıyor. Bunun yanında mekan tasvirleri çok başarılı okurken kendimi kimi zaman New York'ta bir apartman dairesinde kimi zaman da Paris'in puslu sokaklarında yürüyormuşum gibi hissettim...Kitap sizi öylesine sürüklüyor ki bittiği anda şaşırıp kalıyorsunuz "ee ne oldu şimdi?" diye...

Bugün ilk işim Paul Auster'in "New York üçlemesi" adlı kitabını almak olacak... Nasılsa uzun süre bu uykusuzluk peşimi bırakmayacak gibi görünüyor...

Keyifli Bir Haftasonu Geçirmeniz Dileğiyle...

11 Şubat 2010 Perşembe

Sevgililer Günü mü? O da ne?


Yılın en romantik, en kalplerle ve güllerle dolu ayı geldi çattı. Bugüne kadar hiçbir sevgililer gününe sevgili denk getirememiş biri olarak bu yazıyı yazmak boynumun borcu. Hayır St Valentine' le bir sorunum yok, derdim 14 Şubat'la…

Sevgilisi olanlar ne alacağım telaşlarına düştü bile sevgilisi olmayanlar ise kendini eve kapatmayı düşünüyor. Çünkü o gün herkes ellerinde hediyeleri, birbirine gösteriş yaparcasına sokaklarda gezecek , size "Bakın benim sevgilim var 1-0 öndeyim" bakışı atacak... Devamı için Tık Tık :)

Müsait Bir Yerde!


Hepinizin hayatında yer yarılsaydı da içine girseydim dediğiniz anlar olmuştur...Aslında benim çok olur çünkü doğuştan gelen ve engelleyemediğim bir pot kırma yeteneğine sahibim...

Bugün arkadaşlarımla sohbet ederken konu benim birazdan anlatacağım hikayeme geldi, bunu yazmalısın dediler bende bu kızdan uzak duralım demenizi bile göze olarak yazmaya karar verdim...


Okul hayatım hiçbir zaman çok parlak olmadı...

İlk okulda bile ders boyunca yerimde duramadığım için ya çöpün yanına kalem açmaya giderdim ya da camdan dışarıyı izlerdim.Lisede bir de buna okuldan kaçmalar dersi ekip kantinde oturmalar eklenince din dersinden bile kalmıştım. İyi kalpli din hocamız dönem sonu bana dedi ki "mia sana iki tane dua veriyorum bunları ezberlersen geçiricem seni..." Tamam dedim ama yine duaları ezberlemeyi son güne bıraktım. Okula gideceğim sabah beni bir telaş aldı minibüste kucağımda defter içimden duaları okuyup duruyorum bismillahiramanirahim'le başlayıp amin'le bitirdiğim duaları içimden en az 100 kez okudum yol boyunca...

Sonunda ineceğim yere gelince ayağa kalktım, minibüsten ineceğin zaman ne dersiniz ?

Müsait Bi yerde!

Peki ben ne diye Bağırdım?

Bismillahirrahmanirrahim!!! :)))

Minibüs bir anda zınk diye durdu...

Herkes dönüp garip garip bana baktı ben dondum kaldım...

Sessiz sedasız indim minibüsten :)

Hayır yanımda bir arkadaşım olsa geyiğe vururdum gülerdik geçerdik ama yerin dibine geçtim ...

Hani Bombacılar Olur ya Allahuekber deyip kendilerini patlatırlar falan :)

Bir yanlış anlamaya kurban gidip dayak ta yiyebilirdim Buna da şükür :)

Bu arada Dinci beni geçirdi ve ben o beni rezil eden duayı hiç unutmadım :)

Alçak Dinci! Allahından Bul :))

8 Şubat 2010 Pazartesi

Yeni Oyuncağımız Formspring.me!!!


Her gün yeni bir sosyal ağ fırlamakta. Bende geride kalmamaya çalışmaktayım :)

Yeni oyuncağımız "formspring.me". "Nedir bu formspring?" derseniz; Merak ettiğiniz kişiye sorular yöneltebildiğiniz ayrıca size gelen sorulara yanıt verebildiğiniz çıtır çerez eğlenceli bir site...

"Kızım sen celebrity misin niye merak edelim biz seni" diyebilirsiniz:)

Demeyenler BURDAN buyrun :)

7 Şubat 2010 Pazar

Pazar Önerisi: Romantik Komedi...


Bir avuç kız "hafta sonu ne yapsak ne yapsak?" derken Romantik Komedi adlı filme gitmeye karar verirler. Bu kasvetli havada biraz güleriz kötüyse de dalgamızı geçeriz diye düşünürler. Film çıkışı kızlardan biri kitap yazmaya ,ikisi Engin Altan Düzyatan'la evlenmeye,diğer üçü de Gürgen Öz'ün türkiyenin en komik adamı olduğuna karar verir...

Romantik Komedi'nin fragmanları dönmeye başladığından beri Çakma bir Hollywood filmi olduğunu düşünüyordum. Belki birazcık öyle ama hikayeyi öyle güzel Türkleştirmişler ki bayılmamak elde değil. Oyuncular doğal, samimi.Özellikle "Gürgen Öz" filmde tam anlamıyla parlıyor.
Her esprisinde tüm salon kahkahalara boğulduk...

Filme giderken Bir başyapıt izlemeyi beklemeyin... Yakışıklı çocuklar, güzel kızlar, güzel mekanlar ve bunların arasına serpiştirilmiş bir aşk hikayesi...

Zaten hava soğuk biraz içimiz ısınsın derseniz "Romantik Komedi" iyi bir seçim olacaktır!


Ps:Sinem Kobal'ın nasıl Oyuncu olduğunu aklım almıyor. Özellikle Karaoke sahnesi evlere şenlik :) Mümkünse Sinem Ardayla evlenip evinin kadını olsun oyunculuktan uzak dursun :) Bu arada Engin Altan Düzyatan fenaydı çook fena :)

Keyifli Pazarlar!

5 Şubat 2010 Cuma

Bugün Kahramanımın Doğum Günü!



Benim bir Kahramanım var...

Hayata bakışını örnek aldığım, zekasına hayran olduğum, tecrübelerinden kendime pay çıkardığım, enerjisine hayran olduğum biri...

Babam...


Bügüne kadar baban nasıl biri diye sorduklarında hep tek bir kelime ile açıkladım...

Süper!

Benim babam süper bir adam :)

Herşeye birlikte gülebildiğim ,Bir soru sorduğumda bıkmadan usanmadan cevap veren hatta abartıp konunun alakasız bir yerinden Osmanlı tarihine dalan, Akşamları bize zorla elma,portakal yediren... Çocukluğunda tiyatroyla uğraşmış şimdilerde halk dansları ve fotoğrafçılıkla ilgilenen bunun yanında birde annemi yanında zorla salsa'ya tangoya sürükleyen, yazın bahçesiyle ilgilenen herkese o bahçeden salatalık,domates dağıtan... Tavuk besleyen, annemle hala el ele yürüyen,inanılmaz yakışıklı ve şahane menemen yapan bir babam var :)

Küçükken geceleri yatmadan dua ederdim...

"Allahım sen ailemi, beni,arkadaşlarımı ama en çok babamı bütün kazalardan koru!" Bazen rüyamda ona birşey olduğunu görürdüm ağlayarak uyanırdım hala ara sıra olur bazen yine ağlarım sessiz sessiz. Küçükken sofrayı kurarken en parlak çatal bıçağı babamın önüne koyar, yine en çok kolayı onun bardağına doldururdum. Bazen sert dururdu öpmeye çekinirdim ama dayanamazdım traş olduktan sonra hemen gider öperdim bi tane... En büyük çocuk olduğum için de en çok zorluğu ben çekmişimdir sanırım . Daha Lise 1 e giderken telefonuma "seni seviyorum" diye mesaj atan bir ergen yüzünden telefonumu kıran yine babamdı... Şimdi gülüyorum diğer kardeşlerime hiç yapmadı bunları hepsi büyüyen kızını koruma içgüdüsüydü işte... Bayram sabahları eve elinde sıcak ekmekle giren babamı beklemenin heyecanının yanında herşey sıradandı benim için.

İşte bugün benim kahramanımın doğum günü...

Ben her zaman çok süper bir çocuk olamadım bir sürü hatalarım oldu bazen kızdırdım bazen üzdüm babamı... Ama ben babamın kızıyım hep onun yolundan gideceğim... İlerde onun kadar sevilen ,değer verilen biri olursam kendimi şanslı sayacağım...

İyi ki varsın yakışıklı babam Doğum günün kutlu olsun....

4 Şubat 2010 Perşembe

14 Şubat'ta Sevgiliye Ne Alsak? 2


Bir 14 şubat'ı daha sevgilisiz geçirdiğim için başka çiftlere hediye fikri vermeyi kendime görev edindim:)

Bu seferki hediye önerim oldukça orjinal. Yıllardır sevgilinize türlü türlü hediyeler vermiş bu yüzden artık onu şaşırtmam çok zor diyorsanız Bu siteye göz atmanızı şiddetle tavsiye ederim. Sitede birbirinden güzel koca kafalı figürler var :)Sipariş verirken sevgilinizin ve sizin olduğunuz bir resmi sipariş formuna ekliyorsunuz ve size tıpatıp benzeyen iki Booblehead'e kavuşuyorsunuz. Oldukça şirin ve orjinal. Fiyatlar ise 80$'la 200$ arasında değişiyor.

Hadi bakalım şımartın sevgiliyi... :)




2 Şubat 2010 Salı

14 Şubat'ta Sevgiliye Ne Alsak?


14 Şubat'a sayılı günler kala herkesi ne hediye alsam telaşı sarmış durumda.

Eğer sevgilinize rahat ve sportif bir hediye almak isterseniz Reebok “Mobile Travel Trainer” iyi bir seçim olacaktır.Reebok'ın Ünlü fitness eğitmeni Mike Boyle ile ortak çalışması sonucu tasarlanan “Mobile Travel Trainer” ı hem günlük hayatta hem de spor yaparken kullanılabilir. Resimdeki modeli çok sevdim günlük hayatta kullanmak için de oldukça şık, hatta erkek arkadaşınızla birlikte bi tane de kendinize alın derim :)

İlgilenenler “Mobile Travel Trainer” ı Reebok mağazalarında 143,50 TL’ye bulabilir.

1 Şubat 2010 Pazartesi

Cosmo Kızı Oldum...

Başlığı okuyup kapak kızı oldum sanmayın :) O kadar da değil :))) Bu ayki Cosmopolitan dergisinde yazar olarak yer aldım. "Seks&İlişkiler" kategorisinde ki yazılarımı şubat sayısı 130-131 ve 132. sayfada bulabilirsiniz. Resimlerin üzerine tıklayarak büyük halini görebilirsiniz.

Şimdi ciddi birşeyler söyleyeceğim öhümm :)

Bu blogu açarken işin buralara geleceğini özellikle bunları sadece 6 ay içinde gerçekleşeceğini hiç tahmin etmezdim. Siz beni okudukça güzel yorumlarda bulundukça içimdeki yazma aşkı dahada büyüdü. Özellikle sizlerin,ailemin ve yakın arkadaşlarımın desteğini hep hissettim. Bir blog insanın hayatını değiştirebilir, hayallerinize sizi bir adım daha yaklaştırabilir bu yüzden kim ne derse desin yazmayı bırakmayın...

İyi ki varsınız yahu :)