27 Temmuz 2010 Salı

Umarsız

25 Temmuz 2010 Pazar

Lady Gaga bahane Hüseyin Çağlayan Şahane!


Hüseyin Çağlayan sergisi bir açıldı pir açıldı :) Bütün gazeteler,dergiler bloglar Hüseyin Çağlayan'dan bahsediyor. Geçtiğimiz günlerde bende sergiyi gezme fırsatı yakaladım merak etmeyin uzun uzun anlatıp canınızı sıkmayacağım İstanbul Modern'deki Hüseyin Çağlayan sergisi sadece modaya değil sanata aşık olan herkes tarafından görülmeli diyip kısa keseceğim :)

Benim değineceğim konu farklı aslında sergiden sonra Hüseyin Çağlayan'la ilgili haberleri gezerken gözüme tanıdık bir elbise çarptı. Geçtiğimiz yıl Amsterdam'da izlediğim Lady Gaga'nın konserde giydiği ve benim bayıldığım baloncuklu elbisenin Hüseyin Çağlayan tasarımı bir elbiseden esinlenerek tasarlandığını öğrenince nedense milli duygularım kabardı pek bir hoşuma giti :D Sonra bir baktım ki biricik Lady Gaga'mız Çağlayan'ın sıkı bir takipçisi buyrun bakalım Gaga'nın giymiş olduğu Hüseyin Çağlayan tasarımı süpersonik kıyafetler :)







19 Temmuz 2010 Pazartesi

Moda, Erkekler Ve Metropol Gerçeği...


Oldum olası modayı sevmişimdir. Kahvemi alıp moda dergilerinin içinde kaybolmak, sezon trendlerini takip etmek, Oscar törenlerini kim ne giymiş diye izlemek, bir şey almayacak olsam bile saatlerce vitrinlere bakmak en sevdiğim aktivitelerdendir. Böyle dedim diye her trendi ölesiye takip ediyorum sanmayın. Ben "Moda insanın kendisine yakışanı giymesidir" geyikçilerindenim. Devamı için TIK TIK :)

18 Temmuz 2010 Pazar

M.a.c in the groove blogger nite...

Geçtiğimiz haftalarda M.a.c'in düzenlediği "Blogger Nite"a katıldım.(Ve maalesef ben yeni yazabiliyorum :( ) Tatlı mı tatlı m.a.c ekibi biz meraklı bloggerlara makyaj tüyoları verdi. Hatta tüyo almakla kalmadık birde güzel makyaj yaptırdık :) Mac'in bu hafta satışa sunulacak "In the groove" serisinin büyüleyici renkleriyle hepimizi baştan yarattılar :) Seride en çok sevdiğim ürün canlı renkleriyle beni benden alan mineralli göz farları oldu.


Fotoğraf için Styleboom'a teşekkürler:)

Şimdiiiii asıl paylaşmak istediğim ürüne gelelim. Uzun zamandır Lancome Hypnose maskara kullanıyordum. Tam bitmişti hiç düşünmeden yenisini alacaktım kiii tam o amnda M.a.c bana şu görmüş olduğunuz benim için yeni bir dönemin başlangıcı olacak maskarayı hediye etti.Ürünün ismi M.a.c Dazzle Lash. Sizinde kirpikleriniz gür ama maskara uygularken birbirine giriyorsa bu ürün tam size göre çünkü Dazzle Lash'in muhteşem bir ayırma gücü var. Kirpiklerinizi ağırlaştırmadan yoğun ve ıslak bir görünüm veriyor. Artık favori makyaj ürünüm budur :)

Son söz olarak M.a.c'in yeni koleksiyonunu incelemek için en yakın m.a.c mağazasına uğrayın derim. Hiçbirşey almayacak olsanız bile tatlı mı tatlı make-up artistleri ile muhabbet eder yeni ürünlere bakarsınız gününüz şenlenir :)

İyi pazarlar :)

15 Temmuz 2010 Perşembe

Acımasız Gerçekler 1:Hepiniz bir gün sözleneceksiniz!!!


Yakın arkadaşlarım bir bir sözlenip nişanlanmaya başladılar. Hani üniversiteden mezun olduğun gün büyümüş sayılırsın derler ya hah o işte o yalan. Bence genç kızlıktan kadınlığa geçtiğin gün en yakın arkadaşının evlendiği gündür. En sevdiğin, lisede okulu kırdığın, üniversitede tatillere gittiğin, pijama partileri yaptığın, deliler gibi içip sarhoş olduğun, dağıttığın kız evlenme kararı vererek evli barklı kadın moduna adım atar. Evlenmeye niyeti olmayan taraf ta “ee noolcakki şimdi ben napıcam?” diye sızlanır. Arkadaşı için mutlu olur olmasına ama “Ben şimdi kimle takılıcam?” sorusu beyninde dolaşır durur.

Benim en yakın arkadaşım henüz evlenmedi daha bir 3-4 sene daha evlenmez diye düşünüp kendimi avutup arkadaşıma sıkı sıkı sarılıyorum :) Ama çocukluk arkadaşlarımdan biri geçen hafta sözlendi. Lisede Romeo&Juliet oynarken tanıştıkları yetmezmiş gibi, 8 yıllık bir beraberlikten sonra evlenmeye karar vererek romantizmin dibine vurdu Pelin ve Berat. Buraya kadar her şey güzel. Dün akşam Pelin modern çağın yırtık kenarlı fotoğraf albümü Facebooka söz resimlerini koymuş. Bizde baktık, altına Allah mesut etsin bidi bidi falan diye yorumlar yaptık Peloş için mutlu olduk, sevindik. Sonra albüme bir daha baktık çok tanıdık geldi resimleri farklı insanların söz albümlerini inceleyince uzun süren bir dejavu yaşadım.

Eee hepsi aynıydı bu resimlerin gecen hafta da aynı olayı başka bir arkadasımda görmüştüm kafaları değiştir albüm aynı işte :) Lisede birlikte şarkıcı olma hayalleri kurup, Mariah carey şarkıları çığırdığım, Cosmo kızı olucaz diye dergileri hatim ettiğim, Uğruna yurtdışından Jennifer Lopez kapaklı dergileri topladığım, Birlikte yurtdışına gidicez hayatımızı yaşıycaz heyyo diye dolaştığım Pelin sözlendiği gece Muazzez Ersoy olmuş :) Bir hanım bir hanım. Damat bey desen jilet gibi. Eee ben bunların Rockın Coke’daki hallerini biliyorum. "Nooldu çılgın gençler hani fuck the system’di?" demek istiyorum diyemiyorum . Yarın öbür gün sözlendik diye albüm yaparım dillerine düşerim diye korkuyorum :) Uzun lafın kısası istediğin kadar çılgın ol herbiyerin dövme dolu olsun, ya da ne bileyim Metallica’nın solisti ol. Sözlendik diye anne babanın elini öpüceksin, kız isteme faslı atlatacaksın, hatta üstüne birde düğünde göbek atacaksın. Dünyanın en asortik insanı olsanda bunlar olacak. Ha birde Facebook albümü yapacaksın ki ben görüp yazabileyim :)

Tekrar Tebrikler
Pelin ve Berat
Namı diğer Romeo ve Juliet çok mutlu olun hep mutlu olun :)


14 Temmuz 2010 Çarşamba

Paris, je t'aime...


Frida Gustavsson'un Vagabond Spring 2010 çekimlerini görünce o kadar Paris'e gittim ama ne böyle pozlar verebildim ne de bu kadar şahane pozlar yakalayan bir fotoğrafçım oldu diye düşündüm :)

Çok başarılı!

Enjoy it :)








11 Temmuz 2010 Pazar

Perfect pink heels!!!


Bu yaz kafayı mükemmel pembe ayakkabıyı bulmaya taktım. Sarah Jessica Parker'ın bu takıntıyı yaratmamda etkisi büyük tabiki :)

Ancak haftalardır aramama rağmen istediğim pembe ayakkabıyı bulamadım. Tabiki gönül isterdi bir "Christian Louboutin" ya da "Alexander Mcqueen" alayım kendimi bu ızdıraptan kurtarayım amaaa istediğim parçanın klasik olduğunu düşünmediğim için maaşımın yarısını harcamak istemiyorum :)

Ucuz bir kaçış noktası aramaktayım? Hadi bakalım Miray'a biraz yardım nerden bulabilirim cici bir pembe ayakkabı ?



6 Temmuz 2010 Salı

Sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?


Bir haftadır yüzünü göstermeyen güneş sonunda ortaya çıktı… Daha iki gün öncesinde öff çok soğuk yaz mı kış mı belli değil diyerek hayıflanan ben bugün güneşin altında yemek yemeye çalışırken “off çok sıcak çekilir dert değil” diye mızmızlanıyordum. Klasik insan oğlu doyumsuzluğu işte, bir türlü memnun olamıyoruz. Çok beklemeyeceğiz en geç bir iki hafta sonra sıcaklar iyice tavan yapacak, televizyonda asfaltta yumurta pişiren yaratıcılığın dibine vurmuş muhabirler göreceğiz yine…

Sizde sıcak havalarda benim gibi cinnetin eşiğine gelip ona buna bağırıyorsanız dünyama hoş geldiniz…

Gönül isterdi ki çıkayım üç ay tropik bir iklimde tatil yapayım ama o da olmuyor. Bir sürü işle güçle birlikte İstanbul’da tıkılıp kalmışız. Her şey çekilir diyorum yaz mevsimi şıpıdık terliklerle dolaşmaya değer diyorum ama asıl kabusum yeni başlıyor.

Sivrisinekler!

Kan grubunuz ne bilmiyorum ama uzun deneyimler sonucunda edindiğim bilgiye göre sivri sinekler a pozitif kanın hastası. Ya da hep birlikte uzun toplantılar yapıp “evet bu geceki hedefimiz Miray başka kimseyi sokmak yok başkasını yemeye kalkan olursa deşerim vız vız vızda vız vız” gibi muhabbetler döndürüyorlar aralarında.
Geçtiğimiz yaz bir arkadaşımın evinde kalıyorum, aynı odadayız zaten sıcaktan ölmüşüm bir grup sinek arkadaş gelmiş tepemde uçuyor…. Üzerimi örtmeye çalışıyorum bu seferde iyice sıcak oluyor diye bunalıyorum. Yanımdaki arkadaşımsa rüyalar aleminde gayet güzel uyuyor.


Şşşştt kalksana bi???

Hıı? Ne? noluyo niye uyandın?

Ya her yerimi sinekler yedi , sen nasıl uyuyorsun?

Ya uyu yemedi beni bir şey ne sineği???

Nasıl ya aynı odada diilmiyiz yahu senin ne ayrıcalığın var ben niye sineklerin istilasına uğruyorum?!


O sinirle kalkıp salonda sinek ilacı aramaya kalktım sonrada bütün odayı ilaçladım ama sonra arkadaşımı uyandırdım ölür mölür bi sinek yüzünden arkadaş katili olmayayım dedim.

Peki o ilaç o sineklere bi fayda etti mi derseniz. Hayır efendim etmedi . Bir süre uçmaya ara veren mutant sinekler sonra intikam alır gibi daha beter ısırdılar beni. Sabah tırtıl gibi pikeye sarılı vaizyette ve sıfır uykuyla uyandım.

Sırf bu yüzden yazın gelişine sevinemiyorum. “Ay tepemde uçuyor sinekler vız vız ses yapıyorlar” diyenlerden değilim yeter ki ısırmayın beni bana da yazık ama !!!

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Simay Bülbül Bahane Bloggerlar Şahane :)



Az önce şahane bir Simay Bülbül yazısı yazdım ama çok sevgili! blogspot postumu kaydetmediği için yazdıklarım uçtu gitti. Bir yandan sıcaktan şikayet edip bir yandan heryerimi yiyip bitirmeye meraklı sivri sineklerle uğraştığım için tekrar yazma hevesim de gitti. Sizi hepsini çok sevdiğim blogger tayfam ve Simay Bülbül'ün Yunan tanrıçalarını hatırlatan İsis koleksiyonuyla başbaşa bırakıyorum. Siyah ve beyazlardan oluşan deri ve tül ağırlıklı koleksiyonun her parçası ayrı birer arzu nesnesi.

Hepinize keyifli bir haftasonu diliyor ve sineklerle savaşıma devam etmek için koluma bacağıma off sürmeye gidiyorum :)





Buda Geceden bir enstantane işte :D