30 Aralık 2010 Perşembe

Sevgili 2011...

Photobucket


Lütfen gecenin bir yarısı Victoria’s Secret defilesiyle çıka gelme. Bu yöntemle erkeklerden puan topluyo olabilirsin ancak kadınların yılbaşı endüstrisine katkılarını unutma!

İnsanların dilek listelerine saygılı ol. Para isteyene para aşk isteyene aşk ver. Dilekleri karıştırman yüzünden yanlış zaman yanlış insan diye takılan kariyer bağımlısı kadınları düşürdüğün durumu bir düşün utan!

Biraz yenilikçi ol her yıl 10,9,8 hobareyyy yeni yıl diye gelme.

Dizilerin özel yılbaşı bölümlerinde pop şarkıcılarını sahneye çıkarma!

Millet yeni yılın gelişini Amsterdam’da köpük partileriyle kutlarken bize Evde tombala oynayıp kuruyemiş yemenin acısını yaşatma. Herkese eşit davran!

İş ortamında yapılan yılbaşı çekilişlerinde ofisin en antipatik insanına hediye almak zorunda olan insana acı. Ona bütün yıl iyi davran.

Yeni yıl hristiyanların bayramı o yüzden kutlamıyorum diyen insanlara Noel ve Yılbaşı’nın farklarını anlatan bir kitap gönder.

Kelli felli adamların kafalarına şapka, boynuz gibi aksesuarlar takıp bellerine ceket bağlayıp göbek atmalarına nolur ama nolur engel ol!

Yılbaşı gecesi ekranda dansöz görmeyi bekleyen ergenlerin karşısına Nesrin Topkapı’yı çıkarıp cinsel hayatlarını erkenden bitirme.

Yeni yılda yeni bir insan olacağım diyen insanlara şans ver.

Yılbaşı gecesi gaza gelip Taksim’e gitmeye karar veren saf kızlarımıza engel ol!

Bir yılbaşı fenomeni haline gelen mandalinayı bu yıl içinde ulusal yılbaşı çerezimiz yap!

Son olarak hemen şımarma. Seneye "Iyyy 2011 çok iğrençti ama eminim ki 2012 şahane olacak" diyen insanlar tarafından pabucunun dama atılacağını unutma!

Bütün bunları kabul ediyorsan başımızın üstünde yerin var Hoş geldin :)

Herkese İyi seneler...

27 Aralık 2010 Pazartesi

Alışverişkolik!

Photobucket


Elimde bir fincan kahve, önümde yığınla paket ve bol miktarda da fatura var…

Mutlu olmakla, pişmanlıktan kıvranmak arasında ince bir çizgide sallanıp duruyorum.

Bu ruh halimin sebebi mi ne?

Tabi ki çok sevgili indirim sezonu.

Her yıl bu zamanlar mağaza mağaza dolaşır, ne var ne yoksa alır sonra da "aaa bunu niye almışım ki?" diye söylenir bir güzel borca batarım. Bu sene de bu geleneği bozmadım. Twitter, Facebook gibi sosyal ağlarım sağ olsun her gün orda indirim başlamış koşun, burada indirim bitiyormuş saldırın gibi iletilerle doldu taştı.

Ben de her öğle tatilimi yemek yemek yerine o mağaza senin bu mağaza benim dolaşmakla geçirdim. İyi haber, kepekli tostla geçen bir haftanın sonunda 57 kiloya inmeyi başardım. Kötü haber kredi kartı borcum buradan sizin bilgisayarınıza yol olur!

Uzun zaman önce bir kredi kartımı gereksiz harcamalar yapmamak için sevgiliye emanet etmiştim. Hatta kartın onda olduğunu bile unutmuştum. Peki, Topshop'ta indirim olduğunu duyunca ne oldu?

Aynen şu oldu:

Sevgilim kredi kartımı verir misin? Bir şey almam gerekiyor da.

Hayırdır hayatım, önemli bir şey mi var?

Şeyyy… Bilmemne hastanesinde Chek Up kampanyası varmışta.

Eee sen geçen yıl yaptırdın ya Check up???

Bir daha yaptırmaya karar verdim. Her işin başı sağlık!

???

Tamam ya Topshop'ta indirim varmış. Hem de %50 hem ben o kazağı almazsam ölürüm n'olur ver kartımı noooğlurr!!!

Sevgili, kartımı vermemek için epey direndiyse de. O benim param istediğim gibi harcarım diye çirkinleştiğim için (Ki kadınlar alışveriş söz konusu olunca epey çirkinleşebilirler :)) Mecburen verdi kartımı ben de gidip ihtiyacım olmayan şeylere bir güzel para harcadım.

Yine de yeni skinny jean ve topuklu ayakkabılarıma baktıkça biraz moralim düzeliyor.

Tabi uzun bir süre yemekte yiyemem. Aldığım her şey bir güzel mideme oturdu çünkü.

Hepinize iyi haftalar

Daha fazlası için M'nin Diyet Maceralarına Buyrun :)

22 Aralık 2010 Çarşamba

Kurt Kafalar

Photobucket


Uzun zamandır kürklü başlıklarla flörtleşiyoruz...

Ama geçenlerde H&M'de görüp ayyy çok şekaaaarrrr diye cırlamak suretiyle aldığım kürklü başlığımdan bu başlıkları görünce soğudum. Kurdun Büyük anne değil de büyük annenin kurt kılığına girmesine yol açıp masalı tersine çevirecek olan bu şaplar şu sıralar bütün Holıvıd ünlülerinin başında.

Siz ne düşünüyorsunuz. Kafanızda ölü hayvan taşımak ister miydiniz? :)

Photobucket


Photobucket


Photobucket


Photobucket


20 Aralık 2010 Pazartesi

Speechless

Photobucket


Tara Gill: Dress To Kill magazine W '11 (NSFW)

16 Aralık 2010 Perşembe

Ön yargıyı çöpe at (:

Photobucket


Müzik konusunda kesin yargılara sahip olmamak lazım…

17 yaşında “Pop müzik iğrenç, öğğ bütün Türkçe pop dinleyenler ölsün diye düşünürken 3-5 yıl sonra Serdar Ortaç’ın anlam fırtınası şarkıları eşliğinde masaların üstünde oynayabiliyorsunuz. Ya da rock müzikten ölesiye nefret ederken yıllar sonra huzuru Nirvana’nın tınılarında bulabiliyorsunuz :)

Yine böyle anlarımdan birinde Manga grubunun çok iyi olduğunu söyleyen bir arkadaşıma. “Iyyy Manga’mı dinliyorsun ergen misin oğlum sen?” diye şuursuzca sataştım. İki gün sonra elinde Manga biletleriyle geldiğinde hala Manga’yı iğrenç buluyor ama en azından bedava bira içerim diye düşünüyordum :)

Babylon’un kapısına geldiğimizde bir terslik olduğunu fark ettim. Ortalıkta hiç ergen yoktu.

Herkes 27-28 yaşlarında yetişkin insanlardı. Bedava biram ben ve arkadaşım Manga grubunun teşrif etmesini beklemeye başladık. Sonunda Ferman ve diğer grup üyeleri sahneye çıktığında o koca koca insanlar bir anda çıldırdı. Kızlar kendinden geçip çığlık atmaya başladı. Demek ki ergenliğin yaşla alakası yokmuş diye geçirdim içimden.

Konserin ilk yarısı akustikti. Sakin sakin şarkılarını söyleyen Manga’ya önce yavaş yavaş kafamı sallayarak eşlik etmeye başladım.

İkinci yarısı ise…

Hatırlamıyorum!

Gözümü açtığımda Evdeki Ses şarkısına kendimi kaptırmış zıplayıp duruyordum. Ferman’nın sesine, sahne hakimiyetine, enerjisine her şeyine hayran kaldım.
Hatta ergen diye dalga geçtiğim adamı sahnede seksi bulmam saçmalığın daniskasıydı ama olsun :)

Artık hayat felsefem Büyük lokma ye ama büyük söz konuşma paradigmasının çevresinde şekillenmekte :)

Ps: Manga Grubunun gitaristi Yağmur Manga’ya ergen grubu dememin sebebiymiş. Çünkü Gruptaki tek Emocan oymuş. Sevgili Yağmur; bak 30’una gelmişsin yapma etme kes o saçları, çıkar o gözünde ki Taylor Momsen makyajını. Birkaç sene sonra evlenip çoluk çocuğa karışacaksın o zaman görücem ben senin bu emo tavırlarını :)

Photobucket


Son olarak Evdeki ses evdeki ses baaaaaaaaaaaaaaaaaaaaam:)

12 Aralık 2010 Pazar

Tasarım Masarım

Photobucket


Photobucket


Tasarımcı olmak zor iş. Her gün yeni bir parça yarat, kimsenin yapamadığını yapmaya çalış, orjinal ol falan baya yıpratıcı bir durum.

Bless'in tasarımcıları da bir gün uyandıklarında "Eeeh ne uğraşcam kardeşim her gün yeni bir şey yaratmaya, alırım bir dede ceketi dikerim sabah giydiğim atletin üzerine olur biter" demişler. Ve ortaya bu tasarım harikası süpersonik ceket!!! çıkmış.

Almak isterseniz fiyatı 350$

Önden buyrun :)

9 Aralık 2010 Perşembe

M.A.C' ten bir peri masalı

Photobucket


Geçtiğimiz akşam M.A.C’in Tartan Tale partisindeydim. Garaj İstanbul’da gerçekleşen bu peri pasalı tadındaki ekose temalı partiye jean gömlek gibi ekosenin yanından geçmeyen bir kıyafetle katılmam bana kaderimin bir oyunu muydu bilmiyorum ama garajistabul’un ambiyansı ve çok sevdiğim insanların orada olması bana bu büyük!!! sıkıntımı unutturdu :)

Gece boyunca güler yüzlerini bizden esirgemeyen M.A.C Türkiye ekibi çok tatlıydı.

Koleksiyona gelecek olursak. Yılbaşına özel tasarlanan Tartan Tale koleksiyonu krem dudak parlatıcıları, inci ışıltılı kara kuğulara benzeyen eye linerlar, sımsıcak pudralar ve seksi ojelerden oluşuyor. Bu koleksiyonla isterseniz kendinizi şımartın isterseniz arkadaşlarınıza bir tartan masalı yaşatın.

Ayrıca Özel Tartan çantasındaki Viva Glam ruj setinin ve Tartan desenli ayıların tüm geliri bu yılbaşında M.A.C Aids Fonu aracılıgı ile ülkemizdeki AIDS/HIV pozitif yaşayan insanları desteklemek için kullanılacak.

Photobucket

Photobucket


Photobucket


Photobucket


Photobucket


Photobucket


Photobucket


Photobucket


Fotoğraflar için Moda Sanattır'a çoooook teşekkürler :)

5 Aralık 2010 Pazar

Dolma Bacak Rihanna Ve Photoshop

Photobucket


Rihanna'yı şakılarında eee eee, ooo ooo gibi sesler çıkarmasına rağmen pek severim.Güzel, alımlı bir kadın.

Ama gel gelelim çok takıldığım bir nokta var. Hepimizi Rihannanın dolma bacaklı olduğunu biliyoruz ama Rihanna fotoğraf çekimlerinde photoshopu sonuna kadar kullanıp o dolma bacakların yarısını kesip attırıyor :)

"Yapma Rihanna'cım biz seni öyle seviyoruz zaten, hatta aa ne güzel Rihanna'nın da selülitleri varmış" diyip daha bir yakın hissediyoruz kendimize. Bırak bu mükemmel olma ayaklarını böyle güzelsin sen :)


Photobucket


Photobucket


Photobucket


Photobucket


Photobucket


Photobucket

1 Aralık 2010 Çarşamba

Hangimiz HIV Pozitif?

Photobucket

Dünyanın ayaklarınızın altından çekildiğini düşünün. İçinizde derin bir boşluk oluştuğunu, kanınızın donduğunu; ölüm, yaşam, ahlak, toplum gibi kavramların sizi sımsıkı sardığını ve hiçbir yere kaçamadığınızı hayal edin.

Her gün dünyada binlerce insan HIV Pozitif olduğunu öğreniyor. Kimi, hastalığını kabul edecek kadar cesur, kimiyse önyargı yüzünden tedavi olmayı reddedecek kadar çaresiz. Türkiye ise bu hastalıkla tanıştığından beri çok yol kat etse de insanımız hala HIV gerçeğini görmezden geliyor. Oysa çok uzakların hastalığı olarak görülen HIV Türkiye’de gün geçtikçe yayılıyor. Sağlık bakanlığı 2010 yılı itibariyle 4170 kişinin HIV+ virüsü taşıdığını açıkladı. Ancak gerçek rakamların bunun çok üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Peki, çoğu zaman “AIDS’li!” damgası ile yaşamaya mahkum edilen HIV taşıyıcıları ne düşünüyor?


1 Aralık Dünya AIDS günü öncesi HIV’le yaşamayı öğreten Pozitif Yaşam Derneği’nin kapısını çaldım ve Türkiye’de HIV+ olarak yaşamaya çalışan genç bir kadınla konuştum…

Karşımda dünyalar güzeli bir kadın duruyor. Yüzünde hastalığın en ufak bir izi yok, ancak yaşadığı zor günler gözlerinin içinde bir yerlerde saklanmış bekliyor. Çok genç yaşta evlendirilen, sorunlu bir evlilik sonrası, kızıyla birlikte hayata tekrar sarılmışken HIV Pozitif olduğunu öğrenen 37 yaşındaki Ö.Ç’nin hikayesi yaşam, umut ve affetme üzerine ilham alınacak cinsten bir hikaye…

Photobucket

Hastalıkla tanışmanızı anlatır mısınız?
Hayatım boyunca kilolu olmaktan şikayet eden, sürekli diyet yapan bir kız oldum. 2004 yılının başında ise diyet yapmadan zayıflamaya, hatta ayda birkaç kilo vermeye başladım. Ne yesem mideme dokunuyor, canım istemiyordu. Sürekli yorgundum. Merdivenleri bile zor çıkıyordum. Daha sonra boğazımda kocaman kocaman yaralar çıktı. Bu arada doktorlar sürekli tahliller yapıyorlardı. Birçok hastalıktan şüphelendiler: Lösemi, Behçet ve daha niceleri. En sonunda 2005 yılında HIV+ tanısı konuldu.

Kimsenin aklına Anti-HIV testi yapmak gelmedi mi?
Ne yazık ki gelmedi. Çünkü ben kocası ve bir kızı olan normal bir ev kadınıydım . Bu hastalığı nereden kapacaktım ki? Ama bir seks iççisi olsaydım eminim ki yapılacak ilk test Anti-HIV testi olacaktı. Toplum olarak günah keçilerine ihtiyaç duyuyoruz. Üzülerek söylüyorum, bizim günah keçilerimiz de seks işçileri ve transseksüeller.

AIDS ve HIV’in farkları nelerdir? Tüm aşamaları geçip AIDS hastası olan biri tekrar HIV taşıyıcısı konumuna geçebilir mi?
AIDS tam olarak bir hastalık değil. HIV+ virüsünün bağışıklık sisteminize saldırarak ortaya çıkardığı hastalıkların tümü AIDS olarak nitelendirilebilir. Ben hastalığın en son aşamasına kadar gelmiştim. Sedyelerle hastaneye kaldırıldım. Ama şu anda tedavimi aksatmadığım sürece HIV Negatif bir insandan hiçbir farkım yok. HIV+ insanları “AIDS’li” veya “HIV’li” olarak nitelendirmek de çok yanlış. Biz kendimize HIV’le yaşayanlar diyoruz. Çünkü bu bir hastalık değil, kronolojik bir rahatsızlık. Tıpkı diyabet hastaları gibi ilaçlarımızı aldığımız sürece uzun ve kaliteli bir yaşam sürebiliriz.

Eşimi Hiç Suçlamadım

Virüsü kimden aldığınızı biliyor musunuz?
Biliyorum. Virüsü boşandığım eşimden aldım.
Peki virüsü eşinizden aldığınızı öğrenince tepkiniz ne oldu, onu suçladınız mı?
Ben biraz Pollyanna’yım galiba. Bardağın hep dolu tarafına bakıyorum. Eşimi hiç suçlamadım çünkü bunu bilerek ve isteyerek yapmadı. Ama o benden önce tanı almasına rağmen boşandığımız için beni arayıp “Ben HIV Pozitifim, sen de test yaptırmalısın” demedi. Keşke söyleseydi… O zaman bu kadar sıkıntı çekmezdim. Ama zaman geri gelmiyor işte.

Türkiye’de HIV’le yaşayan bir kadın olmak nasıl bir his?
Bu odada üç kişi olsak, birimiz ev kadını, birimiz seks işçisi, birimiz de transseksüel olsa “Hangimiz HIV pozitif?” dendiğinde, ya seks işçisi ya da transseksüel gösterilir. Ancak hepimiz bu virüse maruz kalabiliriz. HIV pozitifle yaşayanların içinde başı kapalı kadınlar da var, on yaşında çocuklar da. Ben eşimden bu hastalığı kaptığım için toplum tarafından mağdur olarak görülüyorum. Ancak evli olmasaydım ya da bir seks işçisi olsaydım bana olan bakışlar değişecekti, biliyorum. Türkiye’de kadın olmak zaten çok zor. HIV le yaşayan bir kadın olmak ise önyargılar yüzünden çok daha zor.

Genç ve güzel bir kadınsınız HIV Pozitif olmak ilişkilerinizi etkiledi mi?
Hayır, kesinlikle.

Bir adamla tanıştığın zaman ne diyorsunuz, merhaba ben HIV pozitifim mi?
Ben bu durumu bir eksiklik ya da bir sorun gibi görmüyorum. Önce kafa yapımızın uyuşması lazım. İlişkiye başladıktan kısa bir süre sonra HIV+ olduğumu mutlaka söylüyorum. Ayrıca Pozitif olduğumu söyledikten sonra bunu üçüncü bir kişiyle paylaşmanın suç olduğunu da mutlaka belirtiyorum!

Küçük bir tehdit mi bu?
Ben iyi niyetliyim diye karşımdaki de çok iyi niyetli olacak diye bir şey yok. Bu, kişinin hayatını sorunsuz devam ettirmesi için gizli tutulması gereken bir durum. Zaten o adam beni HIV+ olduğum için istemeyecekse o ilişki zaten doğru bir ilişki değil demektir.

HIV Pozitif olmak cinsel hayatınızı etkiledi mi?İlk dönemde o şokla birlikte sadece cinsel hayatım değil, hayatımın her alanı etkilendi. Ama durumu kabul edince hiçbir sorunum kalmadı. İki yıldır HIV Negatif bir sağlık çalışanıyla mutlu bir birlikteliğim var. Cinsel hayatımız da genel kurallara dikkat ettiğimiz sürece sekteye uğramıyor.

Kondom kullanmak şart!

Bu genel kurallar neler peki?
Bunlar hepimizin uyması gereken temel kurallar. Kondom kullanmak şart. Çünkü HIV’le yaşayan birey mikroplara açık olduğu için önce kendini korumak zorunda. Korunmasız her türlü cinsel ilişkiden HIV virüsü bulaşabilir.

Peki ya oral ilişki?
Oral ilişkide virüsün bulaşma ihtimali çok düşük. Yine de ağızda açık bir yara varsa ve spermle temas ederse risk var. Ancak tükürük yoluyla HIV virüsü kesinlikle geçmez.

HIV pozitif olduğunu öğrenen bir birey partnerine bu durumu ilişkilerine zarar vermeden nasıl açıklayabilir?
26 yıllık bir çift tanıyorum. Virüs erkekten kadına bulaşmış ve kadın hep “Enfekte olduğuma mı yanayım yoksa eşimin beni aldattığına mı?” diyor. Böyle durumlarda açık olmak en önemli nokta. Sevgi üzerine kurulmuş bir ilişkiyi en güçlü virüs bile hasta edemez. Zor zamanlar yaşanacaktır ama iki taraf da birbirini suçlamamalı. Önemli olan kimin kime bulaştırdığı değil, önemli olan durumu kabul edip bununla yaşamanın yollarını öğrenmek.

Bir kızınız olduğunu söylediniz. Kızınız HIV + olmanızdan haberdar mı?
Kızım 18 yaşında. 2 yıl önce ona HIV+ olduğumu söyledim. Çok şaşırdı ve endişelendi ilk sorusu “Ölecek misin?” oldu. Ona, tedavimin düzenli bir şekilde devam ettiğini, bana bir şey olmayacağını anlattım.

Virüsü babasından aldığınızı biliyor mu?
Evet. Bunu da konuştuk ancak onu suçlamasına izin vermedim, bu babanla beni ilgilendiren bir konu ve bunu bana bilerek, isteyerek yapmadı dedim.

İstersem tekrar çocuk sahibi olabilirim.

Pek çok HIV taşıyıcısı artık çocuk sahibi olabiliyor. Peki ya siz, tekrar çocuk sahibi olmak ister misiniz?
Ben çocuğumu büyüttüm ve tekrar anne olup eve kapanmak istemiyorum. Ama tekrar çocuğum olabileceğini biliyorum. Eğer ikinci bir çocuğu isteseydim bir saniye bile düşünmezdim. Bu işin tek püf noktası doğum esnasında bebeğe şurup vermek, sonrasın da bebeği emzirmemek. Bu kurallara uyulduğu takdirde HIV+ olarak yaşayan bir kadının anne olmaması için hiçbir sebep yok.

Photobucket

HIV pozitif virüsü taşıdığını öğrenen kişiler neler yapmalı?
Öncelikle panik olmasınlar. Öleceğim, çocuk sahibi olamayacağım, dışlanacağım gibi kaygılar yaşamaları çok normal. HIV ve AIDS ile yaşayan kişiler ve yakınlarına hizmet veren Pozitif Yaşam Derneğini arayabilirler. Bu dernekten tıbbi, psikolojik, beslenme ve sosyal hizmet konularında yardım alabilirler. Ve en önemlisi HIV’le yaşayan pek çok insanla tanışabilirler. Bilmeleri gereken tek şey yalnız olmadıkları. Daha sonra doktorlarıyla birlikte tedaviye ne zaman başlayacaklarını belirlemeliler.

Pozitif Yaşam Derneği kimdir?
HIV/AIDS ile yaşayan kişiler arasında bir iletişim ağı kurarak tedaviye erişimlerini kolaylaştırmak, yaşam kalitelerini arttırıcı bilgilendirme çalışmaları yapmak, kendilerinin ve yakınlarının fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan güçlenmelerini sağlamak, yaşadıkları hak ihlallerinde savunuculuk görevlerini yerine getirmek , HIV/AIDS konusunda tüm toplumu bilinçlendirerek gereken önleme çalışmalarını yapmak amacıyla 2005 yılında kurulmuş bir sivil toplum kuruluşudur.
Kimler Hizmet alabilir?
Pozitif Yaşam Derneğinin sağladığı hizmetler yalnızca HIV ve AIDS ile yaşayan kişi ve yakınlarına yöneliktir. Destek merkezinden hizmet almaya başlamak için merkez çalışanları ile iletişime geçmek ve randevu almak yeterlidir.

www.pozitifyasam.org

Tel:0212 288 38 83

Bu röportaj 1 Aralık 2010 tarihinde www.caferuj.com.tr için yapılmıştır.