3 Ekim 2011 Pazartesi

Tuz Terapisiyle Yeniden Doğun

Photobucket

Her gün işe ulaşmak için bir buçuk saat yol giden, öğle tatillerini kahve ve sandviçle geçiştirmek zorunda kalan, “Sağlıklı yaşamanın 100 yolu” konulu kitapları ezbere bilen ancak fırsat bulup koşu bandına bile çıkamayan fazlasıyla meşgul kadınlarız… Hal böyle olunca her birimiz kendi rutininden kaçma isteğiyle yanıp tutuşuyor. Eskiden olsa size kendinizi yeniden keşfetmeniz için Hindistan’a gidin, Gandi’yle takılın, işi gücü bırakıp Bodrum’da domates yetiştirin diyebilirdim. Oysa son dönemin parlayan yıldızı doğal terapi yöntemleri size hayatınızdan uzaklaşmadan yenilenmeyi, tazelenmeyi ve iyi hissetmenizi vaad ediyor…

Her gün işe giderken önünden geçtiğim ancak bir türlü içeri girmeye fırsat bulamadığım Bağdat Caddesi’nde bulunan Sense Renaissance’ın adını sıkça duymaya başlayınca hafta sonu tüm işlerimi iptal edip kendime bir iyilik yapmaya karar veriyorum…

Merkezin bir apartmanın en üst katında bulunması ilk başta içimde şüpheler uyandırıyor. Bahsedilen tuz mağarasını bir apartman dairesine nasıl yerleştirdiklerini anlamaya çalışıyorum. Beni güler yüzüyle kapıda karşılayan merkezin sahibi Gülay Kışlak’la sohbetimiz esnasında İngiltere’de okuyan oğlunun sırt ağrıları yüzünden tuz terapisiyle tanıştığını, memnun kalınca da bu yöntemi Türkiye ile tanıştırmaya karar verdiklerini anlatıyor. Keyifli bir sohbet sonrasında terapi odalarını keşfe çıkıyorum. Tamamı Himalaya dağlarından getirilen özel tuzlarla kaplı tuz mağarası, Hollywood yıldızlarının yeni keşfi okyanus havuzu, içinde duş bulunan sauna odası ve vücudunuzdaki tüm iyonları atmanıza yarayan ayak detoksu hemen dikkatimi çekiyor. Havanın çok sıcak olması nedeniyle klasik saunalara oranla yedi kat daha etkili olan ve sadece 20 dakikada 300 kalori vermenizi sağlayan infrared saunayı bir dahaki sefere mutlaka denemek üzere es geçiyorum… Ve hemen tuz mağarası, okyanus havuzu ve ayak detoksundan oluşan programıma başlamak üzere, bikinimi giyip tavanında bile özel tuzlar bulunan tuz mağarasına dalıyorum…

Beyaz ve rahat bir koltuğa uzanıp etrafı incelemeye başlıyorum. Bu sırada duvarlardan belli aralıklarla tuz püskürtülmeye başlanıyor. İçime çektiğim havanın ciğerlerime gerçek anlamda nefes aldırdığını hissediyorum. Tam o esnada kulağıma hafif bir müzik ve kuş sesleri geliyor… Tuz mağarasına bir seans girmeniz bile farklı hissettiriyor. 5-6 seans sonrasında astım, alerji, sinüzit gibi hastalıklarda ciddi oranda iyileşme görülüyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Ayrıca tuz molekülleri vücudunuzun her yerine işleyerek sadece ciğerlerinizin değil, cildinizin de nefes almasını sağlıyor. 45 dakika geçirdiğim Tuz mağarasından sonra okyanus havuzunun bulunduğu diğer bir odaya geçiyorum. Ben de önce klostrofobik bir izlenim bırakan okyanus havuzu ilk bakışta kapalı bir küveti andırıyor. Bu yüzden kapıyı açık bırakmak istediğimi söylüyorum. Ancak havuzun içine uzandığım anda farkı hissetmeye başlıyorum Epson tuzlarıyla kaplı havuz beni rahat kucağına alıyor. Tuzun kaldırma kuvveti sayesinde yerçekimsiz bir ortamda uzanıyor olmanın zevkine varıyorum. Hollywood’un yeni sırrı olan bu havuz, sizi tüm stres ve kaygılarınızdan uzaklaştırmasının yanı sıra kan dolaşımınızı hızlandırarak cildinizin daha sıkı ve daha parlak olmasını sağlıyor. 30 dakika kaldığım havuzdan hiç çıkmak istemesem de ayak detoksu için hazırlanmam lazım. Evimde gibi hissettiren duşlardan birine girip vücudumdaki tuzlardan arınıyorum.

Son olarak ferah bir odaya geçiyorum ayaklarımı ılık su dolu bir cihaza sokuyorum. Cihazın içine birkaç kaşık tuz atılıyor. Bu tuz ayaklarınıza ılık suda banyo yaptırırken vücudunuzun tüm toksinlerden arınmasına yardım ediyor. Yarım saat sürecek olan ayak detoksu sırasında odada bulunan çeşit çeşit dergileri karıştırmaya başlayıp gelen köpüklü kahvemin tadını çıkarıyorum. Dakikalar geçtikçe ayaklarımın içinde bulunduğu su, koyu bir renge bürünüyor bu sırada öğreniyorum ki suyun renk değiştirmesi ve suda beliren partiküller vücudunuzda bulunan toksinler, vücut atıkları ve ağır metallerin temizlenmesi yüzünden gerçekleşiyor. Seans sonunda kendimi iyice gevşemiş hissediyorum. Bu yüzden Sense Reinansace’den çıktıktan sonra arkadaşlarımla yaptığım sinema planı eve gidip güzel bir uyku çekmek olarak değişiyor…

Photobucket

Siz de tuz terapisini denemek isterseniz Sense Renaissance’ın fiyatlarının oldukça uygun olduğunu belirtmek lazım... Tuz mağarasının 5 seansı 250 TL, Okyanus havuzunun ise seansının 100 TL olduğu merkezde aynı zamanda daha kaliteli bir yaşam sürmeniz adına kişisel koçluk hizmetleri de veriliyor. Stres topuna dönmüş hayatınızın içinde kendinizi birkaç saatliğine şımartmak ve ruhunuzu dinlendirmek isterseniz Sense Renaissance’a uğramanızı şiddetle tavsiye ederim…

Miray Uçar- Ekim 2011 Cosmopolitan Dergisinde yayınlanmıştır...

7 yorum:

  1. ben böyle bir terapiye gitmeyi deli gibi isterim amaa :)

    YanıtlaSil
  2. Tanrımm..okurken bile dinlendiğimi hissettim, keşke Ankara'da da olsa bir dakika düşünmem giderim...

    YanıtlaSil
  3. Çok merak ediyordum senden okumuş olmak çok iyi geldi.. :)

    YanıtlaSil
  4. Ben deneyen bir insan olarak tam da anlattığın kadar iyi olduğunu söyleyebilirim:)

    YanıtlaSil
  5. momento kartımla gidip tadını çıkarıcammmm;)

    YanıtlaSil
  6. Bundan iyisi şamda kayısı :PP Cadılar bayramı temalı çekimime göz atarsan sevnirim =)
    www.lovesfromfashion.com

    YanıtlaSil
  7. reklam kokan haraeketler bunlar mayk

    YanıtlaSil