27 Şubat 2011 Pazar

Yeni Heyecan!

Photobucket


Bugün Sabah'ın yeni çıkardığı "Keyifli Alışveriş" ekine bakarsanız tanıdık bir isim görebilirsiniz. Bundan sonra her hafta okuyun, okutun olur mu :)

Herkese İyi Pazarlar :)

26 Şubat 2011 Cumartesi

Lady Gaga'nın Özel Blogger'ı Olmaya Ne Dersiniz?

Photobucket

İnsanlar ikiye ayrılır Lady Gaga’yı sevenler ve ölesiye nefret edenler!

Kimseden Gaga hakkında yani işte fena değil yorumunu duyamazsınız. Gaga ya süperdir ya da bişeye benzemiyordur. İşte bu haberim Lady Gaga’yı sevenler hatta bir adım daha ileri gidip onu görmek için her şeyi yapacak olanlarla ilgili….

Olayımız şu;

Virgin Mobile 10 blogger ve video habercisi arıyor! Çektiğiniz 1-2 dakika uzunluğundaki en iyi videonuzu göndererek Monster Ball turnesinde “Little Local Monster Blogger” olma fırsatını elde edebiliyorsunuz...

Kazanan 10 şanslı bloggerdan biri olursanız Monster Ball showlarından birine katılarak Virgin Mobile'ın Monster Ball bloggerı Dannielle Owens-Reid ile çalışma fırsatı yakalayacaksınız.

Ama tabi öle pat diye katılamıyorsunuz bazı şartlar var.

Öncelikle her show için ayrı bir blogger seçilecek. Ne yazık ki sadece 1 Blogger uluslar arası yarışmacılar arasından seçiliyor. Yani 9 katılımcı Amerika’da ikamet eden bloggerlar arasından seçilecek. Sadece Newark Show uluslararası katılımcılara açık olacak . 22 Nisan Newark Prudential Center’da yapılacak Show için uçuş, konaklama ve vize başvurusunda gerekli davet mektubu sadece bu show için Talenthouse tarafından sağlanacak.

Eğer Lady Gaga için ölürüm uleen diyorsanız;

Buradan yarışmaya katılabilirsiniz.

Bol şans Little Monsters :)

24 Şubat 2011 Perşembe

Cep telefonu, radyasyon ve retro ahize üçlemesi

Photobucket


Bütün gazeteler, bloglar, dergiler yazdı o yüzden çok detaya girmeyeceğim :)

Bir Retro Ahize trendi aldı başını gidiyor. İşin Trend kısmı bir yana bu ahizelerin cep telefonlarıyla fazla haşır neşir olanlar için hayat kurtarıcı olduğunu düşünüyorum. Kulağımıza yapışık cep telefonları yüzünden ileriki yaşlarda çok büyük sağlık sorunları bizleri bekliyor.

Uzmanlar bir cep telefonu masum diyor bir kanser tetikleyicisi diyor. 10 yıl sonra Dünya sağlık örgütü çıkıp Ayy kusura bakmayın cep telefonu kanser yapıyormuş vallahi bilemedik biz falan diyecek bizim de aklımız başımıza o zaman gelecek. Ehh bu yazıyı okuduktan sonra ayy cep telefonu sen ne fena bişeymişsin öyle diyip tekrar telgraf kullanmaya dönmeyeceğinize göre şimdilik bu ahizeler en mantıklı yol görünüyor.

Peki nerden buluruz bu güzellikleri diyorsanız. Turkcell mağazalarında bulabilirsiniz.

Photobucket

17 Şubat 2011 Perşembe

Ben geçtiğimiz hafta... Volume 2

Photobucket


Bebek Sade Kahve’ de cumartesi kahvaltısı yaptım. Bol acılı bir menemen gümlettim.

Black Swan’ı izledim. Sonra da gidip tütü etek aldım )

Arkadaşımı beklerken üşümemek için girdiğim sevil mağazasından Hain bir satış elemanı yüzünden 3 tane hiç ama hiç beğenmediğim oje aldım eve gelince kendime kızdım.

Sevgiliye sevgililer günü için bir sepet hazırladım. İçine küçük hediyeler, çikolatalar ve bol miktarda sevgi koydum :)

Gece 12 matinesinde İncir Reçeli filminiz izledim. Üzüldüm, hüzünlendim, sinirlendim.

En sevdiğim ve mutlaka okumanız gereken dostum Zeynep'in doğum gününü sürpriz bir partiyle kutladık. Onu bol bol öptük sardık sarmaladık :)

Uykusuz dergisinin son sayısını okurken keşke şu Ersin Karabulut’la arkadaş olsaydık. Oturup istiklalde bira falan içseydik diye hayaller kurdum.

Kendimi çiçek bahçesine düşmüş gibi hissettiren Jimmy Choo’nun yeni parfümünü aldım, herbiyerime sıktım.

Sevgilinin göbeğine yattım…

Kadıköy’de hadi İskender yiyelim diye girdiğimiz İskenderi bulduklarını iddia eden vasat bir İskendercide bir İskender’e 22 lira verdik. Üstüne bir de soğuk su içtik :)

Lady Antebellum’un Need You Now şarkısını bir milyon kez dinledim, hiç sıkılmadım.

Sevgilinin serçe parmağını tutarak istiklal’de yürüdüm.

Tatil fotoğraflarına bakıp yazı özledim…

Yeni bir dövme yaptırmaya karar verdim…

Botlarımın içinde kimse görmese de ayak tırnaklarıma pembe oje sürdüm.

Bir günde 6 türk kahvesi içip sonrasında bütün gece kitap okudum.

Ha bir de kariyer yapıcam, şirketin başına geçicem , dünyayı yöneticem nihahahahah tarzında abuk hırslara sahip insanlardan uzak durmaya kendi bildiğim yoldan yavaş ancak emin adımlarla yürümeye karar verdim.

Siz bu hafta neler yaptınız?

15 Şubat 2011 Salı

Uçalım

Photobucket


Photobucket



Photobucket


Adidas Jeremy Scott ayakkabılarını giyip uçmak, uçmak, uçmak istiyorum :)

Bayıldım!

10 Şubat 2011 Perşembe

Politikaya Islak Bakış

Photobucket

Uzun zamandır kitap, tiyatro, film izlenimleri yazmıyorum. Çok yoğunum şekerim diye kafanızı ütülemek istemezdim ama gerçektende çok yoğunum yinede bloga yazıp içimi size dökmek benim için en şahane rahatlama yolu :)

E o zaman bugün iş çıkışı ne yapsak diyenlere bir önerim var…

Türkiye'de tiyatro öldü yahu diyenlere inat her gün yeni tiyatro toplulukları kuruluyor. 5 yıl önce kurulan İstanbul Kraliyet Tiyatrosu da bunlardan biri. Uzun süredir Hastasıyız adlı oyunla tiyatro severlerin karşısında olan ekip yaklaşık bir yıldır "Denizaltı" adlı oyunla seyirciyi gülme krizine sokmayı görev edinmiş durumda.

Dübür bey adlı denizaltıyla Hindistan'a gitmek üzere yola çıkan beceriksiz mürettebatın hikayesi yanlışlıkla bir Greenpeace gemisini vurmasıyla karışıyor. Daha sonra denizin derinliklerinde kayaların arasına sıkışıp, en sonunda da bermuda şeytan üçgeninde kaybolunca işler iyice içinden çıkılmaz hale geliyor. . Tabi bu arada gemiye misafir olan İsveçli güzel Samantha' da mürettebatı iyice zorluyor.

E ben güldürken düşündüren oyunları severim diyenlerdenseniz “Denizaltı” günümüz siyasetine doğru oldukça doğru atışlar yapıyor. Oyunda denizin millerce altında Greenpeace'çi Tibet, hayalci bir solcu, bağıra çağıra marşlar söyleyen Batıray umutlu bir Kemalist , aşçı Seyfi ise güç nereye ben oraya diyerek sürekli gömlek değiştiren bir dinciyi canlandırarak ince esprileriyle seyirciyi gülme krizine sokuyor.

Oyunda Yaprak dökümü dizisinin hayata küsmüş Tahsin'i Ahmet Saraçoğlu'nu dans ederken görebilir, Haneler'in Yaban'ı Fırat Doğruluoğlu'nu başarısız bir Greenpeace üyesi olarak izleyebilirsiniz. Bunun dışında şapka çıkartılacak performanslarıyla dikkat çeken Alper Düzen, Barış Başar, Murat Akkoyunlu ve Serhan Ernak' ıda unutmamak lazım. Ben özellikle Murat Akkoyunlu’yu avuçlarım patlayana kadar alkışladım :)

Oyun denizin derinliklerinde geçtiği için haliyle azıcık ıslak! Islanmak istemiyorsanız birazcık arkalarda oturmakta fayda var :)

IX. Lions Tiyatro Ödülleri'inde "Komedi Toplu Canlandırma" (Comedy Ensemble) ödülü alan ve enerjileriyle insanı kendilerine hayran bırakan bu süper topluluğu her Çarşamba 20:30'da Profilo Alışveriş merkezinde izleyebilirsiniz.


O zaman şimdi dağılalım :)

7 Şubat 2011 Pazartesi

İstanbul Moda Zımbırtısı

Photobucket

Bir İstanbul Moda haftası daha acısıyla tatlısıyla geride kaldı sevgili okurlar…
Şimdi böyle janjanlı başladım diye moda haftasından, defilelerden, İstanbul’un moda başkenti olmasından ne kadar şahane organizasyonlara imza attığımızdan falan bahsedeceğimi falan düşündünüz değil mi?

Ama öyle değil!

İlerlememiz gerekirken her moda haftasında daha da geriye gittiğimizi görmek beni pek mutlu etmiyor açıkçası.

Mekan seçimi, davetlilere gösterilen özen, oturma düzeni, seçilen, modacılar açıkcası hiçbiri beni tatmin etmedi. Geçen yıl herkese dağıtılan All Acces kartları bu yıl sıkı yönetimle kimseye verilmedi. Ancak yinede kuliste ordan oraya koşturan liseli kızların kulis kartlarını eşe dosta dağıttıklarının en açık kanıtıydı. Defilelere girebilmek için 5 kat inip çıkmak zorunda kalan yüksek topuklu davetlilerse sürekli şikayet etti.

Kısacası İstanbul Fashion Week bu yıl birkaç iyi dostumla görüşmeme vesile olmaktan başka bir işe yaramadı…

Seneye daha iyi olur umarım diyorum ama ondan da pek umutlu değilim…

Bir İstanbul moda zımbırtısı daha sona erdi hepimize geçmiş olsun der ve bu yazıyı bitiririm :)

Photobucket


Tuçe Kazaz'ın tam karşıma oturması hayatımı kararttı. O nasıl bir güzellik kardeşim :)

Photobucket


Twitter'dan defile şöyle defile böyle yazayım dedim ikinci tweettten sonra sıkıldım bıraktım :)

Photobucket


Cindrella ve benim pek sevgili tırnaklarımız.

Photobucket


Fashion Week'in sıkıcı havasına rağmen biz oldukça neşeliydik :)

Photobucket


Veee ikinci günün sonunda ay daha fazla dayanamiyciim diyerek kendimizi künefeye verdik :)

Photobucket

6 Şubat 2011 Pazar

Defne'nin ardından...

Photobucket


Şöhretten oldum olası korkmuşumdur. Dışarıdan ışıl ışıl görünen bu dünyanın karanlık ve çıkmazlarla dolu olduğunu düşünmüşümdür.

Birkaç gündür çok konuşulan Defne Joy Foster’in ölümü şöhretin nasıl büyük bir baş belası olduğunun en büyük kanıtı. Beyaz Cam üzerinden izlediğimiz, enerjisine hayran kaldığımız dünyalar tatlısı bu kızın şimdilerde canını yakıyorlar.

Ölümden sonra hayat varsa şu an Defne’nin ruhunun acıdığına eminim…

Hiçbirimiz nerede, nasıl ne şekilde öleceğimizi bilemeyiz.

Defne öldü...

Nerede, nasıl, kiminle olduğu önemli değil. 32 yaşında gencecik bir kadın öldü.

Oğlunun büyümesini göremeden, eşiyle yıllarını geçiremeden, hayallerinin çoğunu burada bırakarak gitti…

Ama ateş düştüğü yeri yaktı. Ailesi ve sevenleri dışında onu tanıyan, tanımayan herkes konuştu…

Evli barklı kadın yeni tanıştığı adamın evinde ne işi varmış dediler, kesin uyuşturucu kullanıyordur dediler, su testisi su yolunda kırılır dediler!

Konuşmak kolaydı… Nede olsa İnsanın kendini doğru göstermesinin en kolay yolu başkalarını yanlış göstermekti.

Defne ne yaptı, ne yapmadı bizi zerre kadar ilgilendirmez. Hepimiz insanız. Bir gün uyandığımızda dünyamız tepetaklak olabilir, belki de gece başımızı koyduğumuz yastıkta soluğumuz kesilir bir anda kim bilir…

Ama şöhret sahibiyseniz kesilen nefesiniz bile sorgulanır. Nedenler, niçinler ardı ardına gelir. Hatta kötü kalpli insanlar "Ohh olmuş!" bile diyebilir arkanızdan….

Defne öldü…

Kendini asla savunamayacak… Belki yukarılardan bir yerden anlatmak isteyecek "Durun benim de söyleyeceklerim var!" diyecek ama biz onu asla duymayacağız…

Ve bugün Defne’nin ya da bir başkasının arkasından acımasız oklar yağdıranlar bir gün son nefeslerini verirken düşünecek…

Acaba benim hakkımda neler dönecek…

1 Şubat 2011 Salı

Osis'le Kötü Saç Günlerini Unutun!

Photobucket

Filmlerde kadınlar sabah uyandıklarında muhteşem görünürler. Yanakları kırmızı, dudakları pırıl pırıl saçlarıysa ütülenmiş gibi dümdüz ve bakımlıdır. Benimse sabah uyanmış halimle karşılaşmanızı pek istemem zira iç içe geçmiş saçlarımdan yüzüm gözüm pek görünmez. Artık uykumda ne yapıyorsam uyanınca dakikalarca saçlarımı açmak için uğraşıyorum. Yine böyle bir kötü saç günümde Twitterımdan oflayıp pufladım. Sesimi duyan Osis bana ulaşıp saçlarımı hizaya sokmayı teklif etti. Denemekten ne çıkar diyerek Schwarzkopf akademinin yolunu tuttum.

Önceee Schwarzkopf uzmanları saçlarımı inceleyip bana nasıl bir bakım uygulayacaklarına karar verdiler. Saçlarımın sağlıklı ancak yıpranmış olduğunu öğrendiğimde pek şaşırmadım. Çünkü fön, maşa, düzleştirici kısacası Allah ne verdiyse kullandığım için saçlarımın yerinde durması bile mucize sayılırdı.

Photobucket

Saçlarıma önce onarıcı bir bakım uygulandı. Bakınız ne kadar mutlu ve huzurlu duruyorum :)

Photobucket


Daha sonra saçlarımı günlük olarak nasıl kullanabileceğimi konuştuk. Hareketli saçlara sahip olduğum için azıcık dalganın iyi duracağı konusunda ısrarcıydım. Bu yüzden bana en uygun ürünün Osis Curl Me Soft olduğuna karar verdik.Curl me soft’u saçıma uygulamadan önce saçlarımı Hold miracle köpük ve vigo yardımıyla sabitlendi. Başınızı öne eğerek kurutursanız saçlarınız daha havalı ve cool dururmuş benden söylemesi :)

Photobucket


Daha sonra kuruyan saçlarıma Curl Me soft uygulanıyor. Curl me soft buklelerinizi belirginleştirmenize yardım etmesinin yanı sıra saçlarınıza yumuşaklık ve parlaklık katıyor. Ha tabi ki şahane koktuğunu da unutmamak lazım.İşin en güzel kısmı ise saçlarınızın doğal durması. Çünkü bu sezon yataktan çıkmış gibi dağınık saçlar moda yani fönü, maşayı onu bunu unutun gitsin.

Photobucket

Son olarak özenle kabartılmış saçlarıma son bir bakış atıyor ve saçlarımı savura savura Schwarzkopf akademiden çıkıyorum :) E hani daha fazla bilgi derseniz Osis Türkiye Facebook sayfasına buyrun .