4 Haziran 2012 Pazartesi

Let's Be Free

Photobucket


İnsanın kendini özgür hissettiği anlar vardır.

1 yaşını devirdiğinde annenin kucağından atlayıp kendi adımlarınla koşmak, herkesi susturup kendi cümlelerini kurmaya çalışmak aslında özgürlüğünü kazanmaya çalıştığının belli belirsiz göstergeleridir.

Kendimi bildim bileli özgürlüğüm benim en değerli varlığım.

15 yaşındaki alabildiğine ergen halimle de aynı şeyi düşünüyordum şimdi de ne eksik ne fazla hala aynı hislerdeyim.

Geçmişe dönüp baktığımda en tutkulu ilişkilerimin bile kendimi sıkışmış hissetmem yüzünden bittiğini fark ediyorum.

İlişki başlıyor, seti çekiyorum. Bak diyorum çok aşığız her şey şahane, ama beni özgür bırak.

Tamam deniyor her seferinde. Benimle birlikte özgür ol diyor.

Sonra ilişki ilerledikçe her şey boyut değiştiriyor.

Her gün konuşmaya başlıyorsunuz yetmiyor mesajlaşmalar başlıyor.

Günaydın sevgilimle başlayan mesajlar akşama kadar aralıksız devam ediyor.

Birlikte yemek yiyorsun, birlikte uyuyorsun, birlikte nefes alıyorsun birlikte, birlikte, birlikte…

Sonra aynaya bakıyorsun.

Huzurluyum diyorsun.

En fenası!

Huzurluyum demek tüm tutkularımı kaybettim, hayırlı olsun demek.

Özgürlük mü?

Ara ki bulasın.

Bir süre sonra tüketmeye başlıyorsun.

Kendini, karşındakini, hayallerini…

Sonra bir gün uyandığında tükettiğin hayallerin aklına geliyor.

Sonra da kapının arkasında duran özgürlüğün.

Cesaret edip o kapıdan çıkabiliyorsan tüm düşlerini gerçekleştirebilir, dünyayı kurtarabilir, gökkuşağının altındaki küpe ulaşabilirsin…

İnsanın kendini özgür hissettiği anlar vardır.

Ne kadar sıkışırsan sıkış her zaman bir kapı vardır ve seni özgürlüğün sonsuz hazzına taşır.

Ne olursa olsun kendini tükenmişliğine teslim etme, o kapıdan adım at…

İnan pişman olmayacaksın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder