5 Aralık 2012 Çarşamba

I like pretending




Kimse senin gibi olmadı dedi…

Kimse hem bana bu kadar ait hem de bu kadar özgür olmadı…

Kelimeler bizimle birlikte etrafa savrulurken kendimizi tam da olmamız gereken yerde bulduk…

Başladığımız yerde…

Bu kez her şey daha dingindi…

Önümüzdeki kahve bir milyonuncu kez soğurken öylece birbirimize baktık…

“Hala yazıyor musun?” diye sordu…

“Sen hala kalp kırıyor musun?” dedim…

“Ara sıra” dedi gülüşü yanaklarındaki çizgileri ortaya sererken…

Bir zamanlar kırdığı kalp benimkiydi…

Üzerinden çok sular akmıştı belki ama yaşadığım haz dün gibi tazeydi…

Hala küçüksün dedi…

Büyüyorum dedim…

Kahve soğumaya devam ederken birbirimize baktık…

Biz birbirimize bakarken zaman yüz yıl aktı…

Mutlu olduk, kızdık, düşündük, sakinleştik, heyecanlandık, öldük, yazdık, nefes aldık, nefesimizi tuttuk…

Zaman durdu...

Biz büyüdük…

1 yorum:

  1. Yaa.. :( Hiç büyümesek.. En kötü kalp kırıklığı bile büyümekten daha az can yakar..

    YanıtlaSil