30 Mart 2012 Cuma

Ayda 10.000 TL Kazanmak ister misiniz?



Para pul meseleleri zor işler…

Herkes kolay yoldan para kazanma, hemencecik köşeyi dönme derdinde…

Ben de, ben de diyip yazının başına üşüşen kitledenseniz büyük ihtimalle fena halde ergenlik hallerindesiniz. Bu durumdan utanmayın, zira hepimiz "4 yıl üniversite okudum kesin 5.000 Liradan işe başlayacağım" kuşağının çocuklarıyız. Bu “Kesin şu kadar liradan işe başlarım efsanesi” ne zaman çıktı bilmiyorum ama koca bir nesli devasa bir hayal kırıklığıyla tanıştırdığı kesin.

Örneklemek için biraz kendime döneyim:

İlk işime başladığımda on beş yaşında, aklı beş karış havada bir lise öğrencisiydim. Ziyadesiyle tembel olduğum için babam, "Eğer çalışmazsan seni yazın işe vereceğim" diye güzel bir tehdit savurdu. Ben de "Babam beni kuaföre çırak verecek değil herhalde" diye düşünerek beş karış aklımı on beş karışa çıkarmayı tercih ettim.

Sene sonu gelip karnede altı zayıf gören babam bana hiç acımadı tabii. Kuaföre çırak olmasam da, o zamanlar bir ilaç şirketinin ülke müdürü olan arkadaşının yanında stajyer olarak işe başlattı beni . Fotokopi çek, onu getir, bunu götür tadında işler yapıp, kalan zamanlarda kitap okuyup, dergi karıştırdığım işim, hayatım boyunca vizyonumu en çok genişleten, gözlem gücümü ikiye katlayan dönüm noktam olmuştur.

Öğle yemeklerimi, tanıştığım kravatlı, tayyörlü üniversite stajyerleriyle geçip acaba hangi bölümü seçsem diye düşündüğüm günlerde sürekli şöyle konuşmalara şahit oluyordum.

Stajyer1: Kimya mühendisliği okuyorum, 2 dil biliyorum daha ne olsun? Okul bitsin burası beni havada kapar.

Stajyer 2: Tabii ki kapar senden iyisini mi bulacak! Ben Halkla ilişkiler okuyorum bölüm başkanımız diyor ki: Mezun olunca paraya para demeyecekmişiz!

Ertesi gün kadrolu çalışanlarla öğle yemeğine çıkıyorum muhabbet şu:

Çalışan 1: Abi bu sene zam yok muymuş ya?

Çalışan 2: Ya yok diyorlar, borç içinde kaldım zaten. Ama duyduğuma yemek kartına 30 lira zam yapacaklarmış, yemeğin yanında su da içeriz artık!

Tanıdık mı geldi?

Mezun olduğunuzda duyduğunuz heyecanı, hayata bakışınızı, idealist hallerinizi hatırlıyor musunuz? Yoksa hayatınıza giren SSK primi, Bağkur, Net Ücret, Brüt bilmemne gibi kavramlar yüzünden hepsini unuttunuz mu?

Bazen gazeteci, dergici olmak isteyen genç arkadaşlar sen de gençsin halimizden anlarsın ne yapıp ne edelim de bu sektöre atlayalım diye mail atıyor. Anlatıyorum, anlatıyorum. İşine aşık ol, hayallerinin peşinden koş, sürekli üreti, sakın durma diyorum. Verdiğim akıllar bilgece değil elbet sadece kendi izlediğim yolu tarif ediyorum.

Bir süre sonra gelen yorumlar genelde şöyle oluyor. Köşe yazarı olmak için o kadar bekleyemeyeceğim, kaç yıl okudum, bu paraya mı çalışacağım, gider bilmem ne şirketine genel müdür olurum paraya para demem, bu işten vazgeçiyorum tadında oluyor.

Kalemin kılıçtan keskin, zehir gibisin, kaç yıl okul okumuşsun boru mu gel bu pazartesi 5 .000 tl den işe başla dur hatta 5.000’de ben vereceğim demek istiyorum, diyemiyorum :)

Bunu on beş yaşındaki aklı karışık halimle de düşünüyordum hala düşünüyorum Gençler her şey hemen olsun istiyor azizim! :)

15 Mart 2012 Perşembe

Ben Her Bahar Aşık Olurum






Photobucket

Bu bahar, biraz 20’ler, biraz Chanel, biraz mint, biraz ben olan her şeye aşık olacağım…

 


Photobucket

Photobucket

Photobucket

5 Mart 2012 Pazartesi

Önümüze Bakalım Postu




Önünüzde duran bir bardak kendini aniden bıraktığınızda aklınızdan çok şey geçer…

Mutluysanız umursamazsınız…

Yorgunsanız bıkkın şekilde kim temizleyecek şimdi bu dağınıklığı dersiniz…

Üzgünseniz ağlarsınız…

Öfkeliyseniz bir bardak daha kırmak iyi fikirdir…

Ne olursa olsun bardak kırılır gider geriye sizin farklı ruh halleriniz kalır…

Bu aralar çok bardak kırıyorum. Ne üstüne basıyor, ne temizliyorum.

Kırık camlar öyle dururken ben üzerinden atlayıp yeni bardaklar kırmaya koşturuyorum…

Geriye kalan mı?

Her şeyi düşünmeden yerle bir etmeye değecek bir sürü tecrübe…

1 Mart 2012 Perşembe

Köfte Dudak Alarmı: Lana Del Ray

Photobucket


Bu aralar kafamı nereye çevirsem köfte dudaklı bir kızla karşılaşıyorum.

Şahane retro görünümü, biraz hüzünlü biraz tehlikeli bakışları ve sizi 10 dakika içinde uykuya sürükleyebilecek rahatlatıcı sesiyle herkese "Kim bu kız yahu?" dediren Lana Del Ray İnternetin müzik dünyasına kazandırdığı yeni yetme yeteneklerden.

Photobucket


50’lerin Pin Up kızlarının, 70’lerin özgür kadınlarıyla karışımı görüntüsüyle dikkat çeken Lana’nın hakkında en çok konuşulanlardan biri de yüzünde estetik olup olmadığı. Artık yan komşunuz bile 6 ayda bir Botox randevusunu yenilerken Hollywood’ kızlarının yüzünde estetik var mı, yağlarını mı aldırmış mı, dudaklarını şişirttirmiş mi diye konuşup durmak oldukça anlamsız.

Photobucket


Yaptırmışsa yaptırmış. Kız güzel, sesi güzel, sonradan üzerine giydirildiği birazcık belli olan tarzı ise fazlasıyla başarılı. Tarzını "self-styled gangsta Nancy Sinatra" olarak tanımlayan Lana kimlik arayışında olan ergenler için harika bir rol model durumunda. Zaten biz burada Lana’nın dedikodusunu yaparken moda dergileri çok tan harekete geçmiş. Interwiew, Vogue, Bilboard ve Complex Lana’yı kapağa taşıyan dergilerden sadece bir kaçı. Bu koca dudaklı kızın ne kadar popüler olduğunu tek bir cümlede özetlemek istersek Mulberry’nin yeni sezonda Adını Lana’dan alan “Del Ray” adlı bir model tasarladığını söylememiz yeterli sanırım!

Photobucket


Arızalı genç kadın figürüne aç olan müzik piyasası Lana’yı ne kadar tepeye çıkaracak göreceğiz. Ancak söylendiği gibi Amy Winehouse’un yerini doldurur mu orası tartışılır. En azından benim için Amy’nin yeri hala boş…


Photobucket