30 Haziran 2012 Cumartesi

"An"

Photobucket


Ben deniz kıyısında büyüdüm…

Pek çok metropol çocuğunun aksine ayağımı denize sokarak, komşunun erik ağacına dalarak, inşaattan kuma atlayarak, para üstü benim olur umuduyla fırından ekmek almaya koşarak, dizlerimdeki yaraların kabuğunu soyarak, geçti gülümseyerek hatırladığım çocukluğum…

Senin gibi büyüdükçe ben de değiştim...

Artık ekmeğin ucunu koparmıyorum, ağaçlara tırmanmıyorum, inşaata girecek cesaretim bile yok...

Ama ayağımın suyla buluştuğu an, dokuz yaşında çıplak ayaklarıyla, tüm sahil boyunca koşup, hayatın ne kadar güzel olduğunu düşünen kızla buluştuğum an...

Hayatın neresinde olduğum, ne yaşadığım, ne yaşayacağım hepsi hikaye…

Tek gerçek şu yaşadığım an…

İki sene önce Barselona’ya merhaba dediğimde tekrar kavuşacağımızı söylemiştim.

İki sene sonra tam şu anda ayaklarım denizin içinde yazıyorum…

Bundan sonra ne olur bilmem…

Ama bildiğim tek bir şey var, beni kendine aşık eden bu şehir günün birinde benim evim olacak…

İnanırsan olur derler ya;

İşte ben ona çok inanıyorum…

23/ Haziran/ 2012 Girona- Barselona

Photobucket

Where is my mind?

Photobucket


Son zamanlarda hayatım biraz dağınık…

Anahtarımı kaybediyorum buzdolabından çıkıyor, uyuyakalıyorum uçağı kaçırıyorum, geri dönmeye çalışıyorum biletimi kaybediyorum, yazı yazıyorum kaydetmeyi unutuyorum…

İşin garibi ne olursa olsun gülümseyebiliyorum.

Bir yıl önce gece yarısı kapıda kaldım diye hüngür şakır ağladığımı hatırlıyorum…

Şimdi başıma ne gelse bir şekilde hallederiz diye düşündüğümü farkediyorum.

Nasıl oluyor bilmiyorum ama sonrasında gerçekten halloluyor.

Bu aralar hayatım, ilişkilerim, zihnim her bir şeyim dağınık.

Ama ben karmaşayı severim

Bırak dağınık kalayım…

4 Haziran 2012 Pazartesi

Let's Be Free

Photobucket


İnsanın kendini özgür hissettiği anlar vardır.

1 yaşını devirdiğinde annenin kucağından atlayıp kendi adımlarınla koşmak, herkesi susturup kendi cümlelerini kurmaya çalışmak aslında özgürlüğünü kazanmaya çalıştığının belli belirsiz göstergeleridir.

Kendimi bildim bileli özgürlüğüm benim en değerli varlığım.

15 yaşındaki alabildiğine ergen halimle de aynı şeyi düşünüyordum şimdi de ne eksik ne fazla hala aynı hislerdeyim.

Geçmişe dönüp baktığımda en tutkulu ilişkilerimin bile kendimi sıkışmış hissetmem yüzünden bittiğini fark ediyorum.

İlişki başlıyor, seti çekiyorum. Bak diyorum çok aşığız her şey şahane, ama beni özgür bırak.

Tamam deniyor her seferinde. Benimle birlikte özgür ol diyor.

Sonra ilişki ilerledikçe her şey boyut değiştiriyor.

Her gün konuşmaya başlıyorsunuz yetmiyor mesajlaşmalar başlıyor.

Günaydın sevgilimle başlayan mesajlar akşama kadar aralıksız devam ediyor.

Birlikte yemek yiyorsun, birlikte uyuyorsun, birlikte nefes alıyorsun birlikte, birlikte, birlikte…

Sonra aynaya bakıyorsun.

Huzurluyum diyorsun.

En fenası!

Huzurluyum demek tüm tutkularımı kaybettim, hayırlı olsun demek.

Özgürlük mü?

Ara ki bulasın.

Bir süre sonra tüketmeye başlıyorsun.

Kendini, karşındakini, hayallerini…

Sonra bir gün uyandığında tükettiğin hayallerin aklına geliyor.

Sonra da kapının arkasında duran özgürlüğün.

Cesaret edip o kapıdan çıkabiliyorsan tüm düşlerini gerçekleştirebilir, dünyayı kurtarabilir, gökkuşağının altındaki küpe ulaşabilirsin…

İnsanın kendini özgür hissettiği anlar vardır.

Ne kadar sıkışırsan sıkış her zaman bir kapı vardır ve seni özgürlüğün sonsuz hazzına taşır.

Ne olursa olsun kendini tükenmişliğine teslim etme, o kapıdan adım at…

İnan pişman olmayacaksın!