24 Temmuz 2012 Salı

Doyumsuz


Source: guardian.co.uk via Luke on Pinterest



Hep daha fazlasını istiyorsun…

Daha güzel olmak, daha başarılı olmak, daha zayıf olmak, daha çok para kazanmak, daha mutlu olmak...

Daha, daha, daha…

Büyük tatminler yaşadıkça tatminsizliklerin artıyor. “Mutlaka daha iyisi vardır” düşünceleri uçuyor kafanda…

Her şeyi, herkesi birbiriyle kıyaslamaya başlıyorsun…

Yetmiyor…

İyi bir okula girmek istiyorsun, sonrasında iyi bir işe…

Daha çok para kazan diyor birileri…

Sevgililerinle zaman kaybettiğin yeter, iyi bir eş bul ama gerçekten iyi olsun. Hem yakışıklı hem dürüst, paralı…

Sonra beraber çalışın…

Önce bir araba alın, sonra ev, sonra daha iyi bir araba sonra daha büyük bir ev…

Birlikte tatillere gidin ama mutlaka 5 yıldızlı olsun.

Risk almayın, sakın rahatınızdan ödün vermeyin. …

Haftada beş gün deliler gibi çalışın, birbirinizi görmeyin, dokunmayın, sevişmeyin yeter ki daha çok kazanın…

Yatırım yapın…

Arada çocuk yapın…

Çocuğunuzun büyümesini kaçırın, bakıcınız anlatsın…

Daha iyisi için çalışın çocuğunuz daha iyi şartlarda büyüsün, sizse iyi şartlarda yaşlanın diye daha çok çalışın…

Geleceği düşünmekten bir an olsun bile anı yaşayamayın.

Her gün metroda gördüğüm yüzlerce insanla daha iyinin peşindeyiz.

Sen de öylesin biliyorum.

Peki , daha iyinin peşinde koşarken elinden kaçırdığın şeyleri düşündün mü hiç?

Düşünme, zaman kaybetme, nasılsa daha iyisi vardır değil mi?